<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715</id><updated>2012-02-16T08:43:16.124-08:00</updated><category term='gebelikte hormon seviyeleri'/><category term='anne sütü arttırıcı'/><category term='Bebeğin Duyabildiği Sesler'/><category term='tüp bebekte hamilelik'/><category term='Liken hastalığı'/><category term='çocuklara sınır koymak'/><category term='anne sütü arttıran'/><category term='Mantar hastalığı'/><category term='anne sütü biberonda saklanırmı'/><category term='bebeklerde ilgi'/><category term='İlaçlar'/><category term='Hepatit a aşısı'/><category term='kulak hastalıkları'/><category term='bebek şampuanı seçilmesi'/><category term='bebeklerde diş çıkarma dönemi'/><category term='gebelikte eğzersiz'/><category term='Göz Hastalıkları'/><category term='bebek ağlaması'/><category term='yavru solucanlar'/><category term='yeni doğan bebek bakımı'/><category term='televizyon izleyen çocuklar'/><category term='bebek ve uyku'/><category term='Erizipel'/><category term='bebeklerde solunum hastalıkları'/><category term='biberon kullanım özellikleri'/><category term='hapşırık'/><category term='kabızlık sorunu'/><category term='kısgaçlık'/><category term=': Bebeğim Ağlıyor Gazı Var'/><category term='hazır mama bebekler için sağlıklımı'/><category term='kusma'/><category term='bebekler nasıl uyumalı'/><category term='Çocukta büyüme gecikmesi'/><category term='bebek araç koltuğu'/><category term='çalışan anneler'/><category term='doğumu'/><category term='Bebek Zeka Duzeyi - Zekasini Yukseltin'/><category term='Çocukta solgunluk'/><category term='bebek odaları'/><category term='mamayla yoğurt yapımı'/><category term='bebeğinizle konuşun'/><category term='mama biberonu'/><category term='aşırı beslenen çocuk'/><category term='hamilelikte hormon değerleri'/><category term='0-4 ay bebek mamalari tarifi'/><category term='Okulda çocuğa ilave yi­yecek vermenin yararları'/><category term='bebeklerde kızamık hastalığı'/><category term='0-4 aylık bebeklerde mama yerken sancı'/><category term='Karın ağrıları'/><category term='idrar yolu enfeksiyonu antibiyotik'/><category term='anneleri çalışan bebekler'/><category term='çocuklar neden kardeşlerini kıskanır'/><category term='bebek ve televizyon'/><category term='çocuk hastalığı'/><category term='yaramazlık yapan çocuk'/><category term='aileye yeni bir kardeş gelmesi'/><category term='Bebek'/><category term='çocuklara neden sınır koymak gerekiyor'/><category term='anne süt yapıcı'/><category term='çocuğun dengesi'/><category term='kulak enfeksiyonları'/><category term='emzirme aralıkları'/><category term='Bebek Bakımı'/><category term='Asitli İçecekler'/><category term='bebek şampuanı'/><category term='Kıskançlığı'/><category term='bebek yetiştirme'/><category term='ikiz bebek'/><category term='Süt çocuklarında uyku düzeni'/><category term='Çocukta iştahsızlık'/><category term='şeker hastalığı'/><category term='emzirme aradaki bağı güçlendiriyor'/><category term='bebek uyuması'/><category term='bebek emzirme'/><category term='eğzersiz'/><category term='bebeklerde biberon'/><category term='bebek emzirme saatleri'/><category term='böbrek taşı tedavisi'/><category term='ağlayan bebek'/><category term='pişik kremi seçerken'/><category term='bebek beslenmesi'/><category term='0-4 aylık ek besin tarifleri'/><category term='hazır mama'/><category term='bebe cam biberon'/><category term='Bebeklerde diş çıkartma belirtileri'/><category term='cam bebek biberonu'/><category term='ince barsak'/><category term='bebeklerde üriner sistem rahatsızlıkları'/><category term='çalışan anne'/><category term='idrar yolu enfeksiyonu belirtileri'/><category term='ahmet maranki'/><category term='gebelikte hormonal değişiklikler'/><category term='Katarakt'/><category term='beslenme çantası'/><category term='idrar yolu enfeksiyonu'/><category term='kızıl hastalığı tedavisi'/><category term='yapılan yanlışlar'/><category term='bebeklerde diş çıkarma belirtileri'/><category term='Anne Karnında Müzik'/><category term='Geceleri sık ağlama'/><category term='bebek sağlığı'/><category term='bebeklerde anne sünün yararları'/><category term='bebeklerde biberon alışkanlığı'/><category term='çocuk yetişdirme'/><category term='Sindirim Bozuklukları'/><category term='0-4 Ay Bebek Beslenmesi'/><category term='kabızlık nedir'/><category term='ikiz bebekler'/><category term='1 aylık bebeğe ne sıklıkta mama verilir'/><category term='bebeklerde idrara yolu enfeksiyonu'/><category term='emzirme doneminda gogusteki agrilari azaltmak icin'/><category term='kıskaçlık nedeleri'/><category term='Çocuk Hastalıkları'/><category term='çocuklarda televizyon etkisi'/><category term='solunum yolları hastalıkları'/><category term='ilk diş çıkartma'/><category term='bebeklerde beslenme'/><category term='Yenidoğan sünneti ne kadar sürer?'/><category term='bebek Hastalıkları'/><category term='bebeklerde kızıl'/><category term='mide bulantısı'/><category term='anne sütü'/><category term='0-1 yaş bebekler'/><category term='Sağlıkğı'/><category term='ebeveyn'/><category term='öksürük tedavisi'/><category term='Bebek Aşıları'/><category term=': Bebeklerde Diş'/><category term='Çocuklarda Göz Sorunları'/><category term='Okullarda öğle yemekleri ve ilave kahvaltılar'/><category term='Kızamık Aşısı'/><category term='bebeklerde biberon kullanımı emzirmeyi zorlaştırırmı'/><category term='tüp bebekte hamilelik hesaplama'/><category term='kardşlerde kıskançlık'/><category term='Su çiçeği aşısı'/><category term='biberonu temizleme özellikleri'/><category term='cam biberon çeşitleri'/><category term='kaşınma'/><category term='bebek koltuğu fiyatları'/><category term='Bebeğin Gazı Nasıl Çıkartılır'/><category term='aşırı beslenen bebekler'/><category term='iğnekurdu hastalığı'/><category term='saldırganlık yapan çocuk'/><category term='kızıl hastalığı ve tedavisi'/><category term='Yenidoğan sünneti nasıl yapılır?'/><category term='Göz Tansiyonu'/><category term='cam biberon özellikleri'/><category term='bebek odası'/><category term='Uyku bozuklukları'/><category term='meme ucu çatlakları'/><category term='çocuklarda uyku bozuklukları'/><category term='oto bebek koltukları'/><category term='formül mama sütle yapılır mı'/><category term='emziren anne kabusu'/><category term='camdan biberon'/><category term='cam biberonlar'/><category term='bebek gelişimi'/><category term='bebeklerde kabızlık'/><category term='biberonun özellikleri'/><category term='televizyon ve çocuklar'/><category term='ikizler'/><category term='çocuk'/><category term='yazın bebek bakımı'/><category term='sünnet yapılmış bir bebek nasıl beslenmeli'/><category term='bebek büyütmesi'/><category term='emzirme aralığı'/><category term='bebekleri emzirmenin faydaları'/><category term='yeni doğan bebeklerin uyuması'/><category term='çocuk bakımı'/><category term='bebeklerde diş çıkarma'/><category term='bebek odası modelleri'/><category term='Emziren annenin beslenme rehberi'/><category term='bebekler sünnet yapılması'/><category term='etiketler: bebek araba koltuğu'/><category term='astım'/><category term='enfeksiyon'/><category term='bebekleri yatıştırma'/><category term='cam biberon fiyatları'/><category term='hiperaktif'/><category term='bebe cam biberon çeşitleri'/><category term='bebeklere biberon emzirme'/><category term='bebekte diş çıkarma'/><category term='uroloji'/><category term='öksürük'/><category term='anede süt yapan yiyecekler'/><category term='süt veren annenin gögüs masaji nasil yapilir'/><category term='anne sütünün özelllikleri'/><category term='çalışan anne ve bebeğinin bakımı'/><category term='Diş Çıkartma'/><category term='tüp bebekte hamilelik belirtileri'/><category term='Yenidoğan sünneti nerede yapılır?'/><category term='bebeklede inek sütü'/><category term='çocuklarda kızamık hastalığı'/><category term='makattta şiddetli kaşıntı'/><category term='anne sütü alamayan bebekler'/><category term='Gözyaşı Kanalı Tıkanıklığı'/><category term='kardeş kıskançlığı'/><category term='kıskançlık sebebleri'/><category term='gece emzirme'/><category term='Bebekte İştahsızlık'/><category term='anne sütü arttıcı tarifler'/><category term='Çocuklarda'/><category term='anneleri çalışan çocuklar'/><category term='oto bebek koltuğu'/><category term='ane sütüyapan gıdalar'/><category term='bebeklerde anne va babanın ilgisi'/><category term='tüp bebekte hamilelik nasıl anlaşılır'/><category term='meme ucu çatlamaları'/><category term='cam biberon'/><category term='hazır mama nasıl olur'/><category term='çocuk gelişimi'/><category term='gebelikte hormon değerleri'/><category term='kabakulak Aşısı'/><category term='çalışan anneler için bebek bakımı'/><category term='çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu'/><category term='yılancık hastalığı'/><category term='uykusuzluk çözümleri'/><category term='elma çayı'/><category term='bebeklerde anne sütünün önemi'/><category term='bebekte diş çıkarma dönemi'/><category term='bebeklerle ilgilenmek'/><category term='bebeklerde solunum yolları'/><category term='solunum yolları'/><category term='sağlık koşulları'/><category term='saman nezlesi'/><category term='cam biberonu temizleme'/><category term='çocukta uyuma isteksizliği'/><category term='uykusuzluk'/><category term='yaramaz çocuklara nasıl bakılır'/><category term='bebeklerde uykusuzzluk nedenleri'/><category term='mama ile beslenen bebekler'/><category term='çocuklarda kabızlık'/><category term='pişik kremi'/><category term='Kulak'/><category term='çocuk sağlığı'/><category term='Makbule Dündar'/><category term='bööbrek taşı'/><category term='Çocuklarda mantar'/><category term='gözlerde sulanma'/><category term='hamilelikte hormonal değişimler'/><category term='yaramazlık'/><category term='emzirme önerileri'/><category term='Kardeş'/><category term='formül mama ile yoğurt yapımı'/><category term='yeni doğan bebekle iletişim'/><title type='text'>Bebek Sağlığı, Bebek Bakımı</title><subtitle type='html'>Bebek Sağlığı Bebek Bakımı</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>114</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-727700531822714933</id><published>2010-10-14T03:31:00.000-07:00</published><updated>2010-10-14T03:34:42.042-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek emzirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emzirme aralıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emzirme aradaki bağı güçlendiriyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gece emzirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emzirme aralığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek emzirme saatleri'/><title type='text'>Emzirme aradaki bağı güçlendiriyor</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Emzirme aradaki bağı güçlendiriyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TLbcuVDuxMI/AAAAAAAABZE/5OoRsBcrs-E/s1600/emziren+anne.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 101px; FLOAT: left; HEIGHT: 76px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527848281128748226" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TLbcuVDuxMI/AAAAAAAABZE/5OoRsBcrs-E/s200/emziren+anne.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Giresun Sağlık Müdürü Dr. Cengiz Cindemir, emzirmenin, bebek ile anne arasındaki bağı güçlendirdiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cindemir, 1 -7 Ekim Emzirme Haftası münasebetiyle yaptığı açıklamada, müdürlük olarak her yeni doğan bebeğe ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi, 2 yaşına kadar emzirmenin sürdürülmesini tavsiye ettiklerini belirtti. Cindemir, hafta boyunca halkın yoğun olduğu yerlerde, özellikle anne ve anne adaylarına yönelik çalışmalar içerisinde olacaklarını vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Annelerin bebeklerine verdiği en güzel hediye olan 'anne sütü', bağışıklık sistemini güçlendirirken, aynı zamanda da bebeğin ilk aşısıdır." diyen Cindemir, sözlerini şöyle sürdürdü: "Anne sütüyle beslenen bebekler, anne sütünün içeriğindeki demir ve fosfor nedeniyle emzirilmeyen bebeklerden daha zeki olur. Emziren annelerin meme, yumurtalık (over) ve rahim içi (endometrium) kanserlerine yakalanma riski de az olmaktadır. Emzirme, bebek ile anne arasındaki bağı güçlendirir. Emziren annelerin kendilerine güvenleri ve annelikten aldıkları haz daha fazladır. Anne sütü alan bebeklerde alt solunum yolu, üst solunum yolu ve ishal gibi enfeksiyonlar daha az görülür. Emzirme şeker hastalığı olan annenin günlük insülin ihtiyacını azaltır. Emzirme anneyi ilerde ortaya çıkacak kemik erimesinden korur. Anne sütü alan bebekler de erişkinlik dönemlerinde şişmanlık, şeker hastalığı, diş çürüklüğü gibi hastalıklar daha az görülür."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk altı ay yalnızca anne sütünün doğal beslenme olarak adlandırıldığını, bunun da de her bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılaması bakımından en ideal beslenme şekli olduğunu vurgulayan Cindemir, "Anne sütünün gelme süresi kadından kadına değişebilir. Doğum sonrasında asıl sütün gelmesinden önce memeden 'kolostrum' (ağız sütü) olarak adlandırılan kıvamlı, koyu, sarı renkte, az yağlı, bol proteinli ve antikorlu bir sıvı gelir. Bu sıvının yüksek besleyici niteliği ve antikor açısından zengin bir yapısı vardır." şeklinde bilgi verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıçta ağız sütünün bebek için yeterliğine işaret eden Cindemir, sözlerine şöyle devam etti: "Sonraki günlerde emzirme belli bir düzene girince annenin memelerinden süt gelişi fazlalaşır. Çocuğu anne sütü ile besleme doğumdan hemen sonra veya ilk yarım saat içinde başlanmalıdır. Anne emzirirken önce bir memesindeki sütün boşalmasını sağlamalıdır. Eğer bebek doymadıysa diğer memeye geçmelidir. İlk günler emzirme süresi, her meme için 10 dakikadır. Daha sonra emzirmeler 15 ile 25 dakika olmalıdır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giresun Sağlık Müdürü Dr. Cengiz Cindemir, emzirmeye başlamadan önce ellerin iyice yıkanması, göğüslerin de dahil her şeyin tertemiz olmasını gerektiğinin altını çizerek, "Bebek en rahat pozisyonda tutularak emzirilmelidir. Genelde bebekler 5- 10 dakika içinde göğüsteki tüm sütü emerler. Emzirme bittikten sonra memeyi su ile temizlemek ve bebeğe su içirmek yanlış bir uygulamadır. Emzirme tamamlandıktan sonra bebeği dik tutarak sırtına masaj yapılmalıdır. Bu şekilde gaz çıkarılması sağlanır. Yenidoğan döneminde bebek yan yatırılmalı, arada bir sağ ve sol yan olarak değiştirilmelidir. Emzirme aralığı çocuğun isteğine bırakılır. Bebek ağladıkça her istediğinde emzirilir. Özellikle gece boyunca emzirme süt yapımını artırır." uyarılarında bulundu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-727700531822714933?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/727700531822714933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=727700531822714933' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/727700531822714933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/727700531822714933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/10/emzirme-aradaki-bag-guclendiriyor.html' title='Emzirme aradaki bağı güçlendiriyor'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TLbcuVDuxMI/AAAAAAAABZE/5OoRsBcrs-E/s72-c/emziren+anne.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6805903667858320839</id><published>2010-10-14T03:22:00.000-07:00</published><updated>2010-10-14T03:30:15.429-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tüp bebekte hamilelik belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tüp bebekte hamilelik hesaplama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tüp bebekte hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tüp bebekte hamilelik nasıl anlaşılır'/><title type='text'>Tüp bebekte önemli proje</title><content type='html'>&lt;div&gt;Tüp bebekte önemli proje&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TLbbXRYReHI/AAAAAAAABY8/f9jBihhB6mM/s1600/T%C3%BCp+bebekte+%C3%B6nemli+proje.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 168px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527846785492547698" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TLbbXRYReHI/AAAAAAAABY8/f9jBihhB6mM/s200/T%C3%BCp+bebekte+%C3%B6nemli+proje.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Tüp bebek yöntemi ile evlat hasretini gideren aileler, artık daha sağlıklı çocuk sahibi olabilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailelerin "Acaba sağlıklı bir çocuk olacak mı?" endişelerini azaltacak proje dünyanın en iyi üniversitelerinden Harvard ve MIT tarafından hazırlanıyor. 5 yıl içinde tamamlanması planlanan proje ile en sağlıklı döllenmiş yumurta anne rahmine yerleştirilecek. Bu önemli projede yer alan Türk Doktor Ercan Baştu, yeni projenin kısırlık tedavisinde önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Ercan Baştu, bu önemli projenin detaylarını Cihan Haber Ajansı ile paylaştı. Baştu, "Kısırlık tedavisinden çok önemli bir yere sahip olan Tüp bebek yönteminde doğru embriyoların (döllenmiş yumurta) daha dikkatli bir şekilde seçilebilecek." diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde kısırlık sorununa karşı kullanılan tüp bebek tedavisinin günden güne yaygınlaştığını ifade eden Uzman Dr. Baştu, embriyo seçiminin Tıp terminolojisine göre spektreskopi olarak tanımlanan yöntem ile gerçekleştirildiğini kaydediyor. Baştu,elektronikbir sistemle yapılacak embriyo seçiminde doğacak çocuktaki muhtemelsağlıkproblemlerinin riskinin en aza indirilebileceğini kaydediyor. Baştu'nun verdiği bilgilere göre yeni sistem en sağlıklı embriyonun en az hata ile seçilmesini sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüp bebek tedavisinde döllenen yumurta seçiminde hata yapmanın normal bir durum olduğunu ifade eden Dr. Baştu, "Normal şartlarda döllenme sonucu oluşan embriyolar, uzmanlar tarafından (embriyologlar) değerlendirilerek yapısı ve şekli uygun olan seçiliyor. Şu anda yaygın olarak kullanılan eski yöntemde bazı hatalar ortaya çıkabiliyor. Bu hataların sonucunda da zaman zaman çoklu gebelik oluşması ve buna bağlı olarak erken doğum, yüksek tansiyon ve gebelik şekeri gibi anneye zarar verecek riskleri gündeme getiriyor." diye konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Dr. Baştu, iki üniversitenin ortaklaşa çalıştığı proje sayesinde doğru seçilecek embriyonun hasta üzerinde çok daha az risk taşıyabileceğini vurguluyor. Buna göre spektreskopi ile seçilecek döllenmiş yumurta rast gele değil, çok daha kontrollü bir şekilde tercih edip değerlendirilecek. Hata oranı ne kadar azalırsa tedavi gören hasta daha az risk taşıyacak. Bu çalışma kısırlık tedavisinde çok önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'da 1996 yılında yaklaşık 65 bine yakın tüp bebek denemesi yapılmışken, bu sayı 2005'te yaklaşık olarak 135 bine kadar yükselmişti. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6805903667858320839?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6805903667858320839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6805903667858320839' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6805903667858320839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6805903667858320839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/10/tup-bebekte-onemli-proje.html' title='Tüp bebekte önemli proje'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TLbbXRYReHI/AAAAAAAABY8/f9jBihhB6mM/s72-c/T%C3%BCp+bebekte+%C3%B6nemli+proje.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-247837853095121892</id><published>2010-10-04T01:06:00.000-07:00</published><updated>2010-10-04T01:10:51.733-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütünün özelllikleri'/><title type='text'>Anne Sütünün Özellikleri</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Anne Sütünün Özellikleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TKmLtS-DvHI/AAAAAAAABYs/BA485iZLOEo/s1600/emziren+anne.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 101px; FLOAT: left; HEIGHT: 76px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5524100028249128050" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TKmLtS-DvHI/AAAAAAAABYs/BA485iZLOEo/s200/emziren+anne.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Anne sütünün miktarı ve içeriği bebeğinize göre ayarlanır. Yani her anne sütünü bebeğinin ihtiyaçlarına göre üretir. Örneğin erken doğmuş bir bebek için annesinin ürettiği süt ile zamanında doğan bebeğin annesinin ürettiği sütün içeriğinde bebeğin asıl ihtiyaç duyduğu besinsel değerlere göre miktar farkı vardır. Yani her annenin sütü bebeğine özeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anne sütünün içeriği bebekten bebeğe, bebeğin yaşına hatta gün içerisinde öğün zamanına göre değişen canlı bir yapıdır.&lt;br /&gt;- Doğumdan sonra gelen kolostrumun 1 ml’sinde 1.000.000 hücre bulunur. Bu anneden bebeğe geçen önemli bir koruyuculuktur. Bu miktar olgun sütte 4000’e düşer. Ayrıca meme dokusunda da kök hücreler bulunur. Bugün yapılan araştırmalar kök hücrelerin birçok hastalığın tedavisinde etkili olduğunu göstermektedir. Buradan hareketle uzmanlar kök hücrelerin anne sütünde de yara iyileştirici özelliği olduğunu düşünmektedir.&lt;br /&gt;- Anne sütü başka hiçbir ek besine ve suya ihtiyaç duymaksızın ilk 6 ay bebeğinizin tüm beslenme ihtiyacını karşılar.&lt;br /&gt;- Anne sütünün içeriği annenin beslenmesinden bağımsız olarak bebeğin ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Değişken olan bu süt ilk günler kolostrum olarak gelir. Bebek ilk günlerde protein, bağışıklık kuvvetlendirici vitamin ve minerallere daha çok ihtiyaç duyduğu için vücut anne sütünü buna göre ayarlamıştır. Kolostrumda normal bir yetişkinde bulunan antikorların 100 katı antikor bulunur. Bu bağışıklık sistemi gelişmemiş ve dış etkenlere karşı çok zayıf olan bebeğin ilk aşısıdır.bebek-sagligi.blogspot.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Doğumdan sonraki iki hafta içinde gelen geçiş sütünde protein miktarı azalmaya, şeker, yağ ve enerji miktarı artmaya başlar. Bu büyüyen bebeğin gereksinimlerine göre ayarlanmıştır.&lt;br /&gt;- Olgun sütün ise %88’i su, %55’i yağ, %37’si karbonhidrat ve %8’i proteindir. Anne sütündeki laktoz bebeğe enerji verirken, bağırsaklarda bakteri üremesini önleyen bir ortam ouşturur.&lt;br /&gt;- Anne sütündeki yağlar bebeğin beyin ve görme fonksiyonlarının gelişimi için çok önemlidir. Beyin ve sinir dokusunun gelişimi için gerekli olan yağlar anne sütünde inek sütüne göre 8 kat daha fazla bulunmuştur.&lt;br /&gt;- Anne sütündeki bebeğin gelişimi için gerekli çinko, demir gibi minerallerin bağırsaklardan emilimi, inek sütü ve hazır mamalara göre daha fazladır.&lt;br /&gt;- Olgun sütte kolostruma göre daha az protein bulunur. Ancak değeri çok yüksek olduğu için bu az miktar bile bebeğin ilk 6 ay gereksinimini karşılar.&lt;br /&gt;- Anne sütündeki proteinler bebeğin beslenme ihtiyacını karşılamanın yanında, enfeksiyonlara karşı koruyucu faktörler içerdiği için sağlıklı büyümeye etki eder.&lt;br /&gt;- Anne sütü alan bebeklerin su içmesine gerek yoktur. Zaten anne sütünün büyük bölümü sudan oluşur ve suda bulunan tüm mineralleri içerir.&lt;br /&gt;- Anne sütündeki tuz oranı çok düşüktür. Bu yüzden bebek tuzu vücudundan atmak için ekstra suya ihtiyaç duymaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANNE SÜTÜNÜN BEBEĞE FAYDALARI&lt;br /&gt;- Anne sütü bebeği hastalıklardan korur.&lt;br /&gt;- İshal, zatürree gibi hastalıklara yakalansalar bile anne sütü alan bebekler bu hastalıkları daha kolay atlatır.&lt;br /&gt;- Uzun dönemde anne sütü ile beslenen bebeklerde kronik hastalıklar daha az görülür.&lt;br /&gt;- Şeker hastalığı, damar sertliği, obezite, bağırsak hastalıkları bunlardan bazılarıdır.&lt;br /&gt;- Anne sütü ile ilgili ilginç çalışmalar da mevcut. Örneğin Şizofreni’de. Kalıtsal bir hastalık olan Şizofreni’de “Risk faktörleri nedir?” diye bir araştırma yapılmış, nedenleri arasında anne sütü almamakda var.&lt;br /&gt;- Anne sütü ile beslenen bebeklerde alerji daha az görülür. Görülse de daha ileri yaşlarda ve daha hafif yaşanır.&lt;br /&gt;- Yani anne sütü yaşanabilirliliği, direnci artırıyor. Genel anlamda bazı kanser türleri anne sütü ile beslenenlerde daha az görülüyor, yani erişkin sağlığında da etkili.&lt;br /&gt;- Anne sütü ile beslenenlerde aşıların gücünün ve koruyuculuğunun daha iyi olduğu ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anne sütündeki kazein maddesi mikropların bebeğin mide bağırsak ve solunum yollarında tutunarak hastalık yapmasına engel olur.&lt;br /&gt;- Anneden süt emen bebekler biberondan beslenen bebeklere göre daha fazla güç harcadıklarından çene, ağız ve dil kasları daha fazla çalışır. Böylece sağlıklı çene ve diş yapısına sahip olurlar.&lt;br /&gt;- Annesini emen bebek ilk aylarda ihtiyaç duyduğu emme hazzına daha fazla erişir. Bu bebekte güven duygusunun gelişiminde etkilidir.bebek-sagligi.blogspot.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anne sütünün içinde bulunan maddeler hiçbir ilacın sağlayamayacağı kadar bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir.&lt;br /&gt;- Anne sütündeki kolestrol miktarı ilk aylarda enzim sistemlerinin gelişimini uyarmak ve ileriki yaşlarda damar sertliğinin oluşumunu önlemek açısından önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anne sütü ile beslenen bebeklerde reflü (mideden yemek borusuna gıda kaçağı) ve buna bağlı kusma daha az görülür.&lt;br /&gt;- Anne sütü mamadan daha kolay hazmedilir ve içeriği daha çok kana geçer. Anne sütündeki bazı enzimler bebeğin sütü daha kolay hazmetmesini sağlayınca daha az gaz problemi oluşur. Ayrıca anne sütü inek sütüne göre daha az miktarda protein içermesine rağmen kalitesi ve tümünün bebek dolaşımına geçebilmesi nedeniyle daha yararlıdır.&lt;br /&gt;- Anne sütü alan bebeklerde pişik ve kabızlık daha az görülür.&lt;br /&gt;- Araştırmalar anne sütü alan bebeklerin ileride obezite olma risklerinin daha az olduğunu gösteriyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-247837853095121892?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/247837853095121892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=247837853095121892' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/247837853095121892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/247837853095121892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/10/anne-sutunun-ozellikleri.html' title='Anne Sütünün Özellikleri'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TKmLtS-DvHI/AAAAAAAABYs/BA485iZLOEo/s72-c/emziren+anne.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-7700748190524233783</id><published>2010-10-02T07:12:00.000-07:00</published><updated>2010-10-02T07:18:14.980-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk yetişdirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklara neden sınır koymak gerekiyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklara sınır koymak'/><title type='text'>Çocuklara Neden Sınır Koymak Gerekiyor?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocuklara Neden Sınır Koymak Gerekiyor? &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TKc-cEpBt2I/AAAAAAAABX0/9NYvkpEbHWc/s1600/%C3%A7ocuklar+da+s%C4%B1n%C4%B1r.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5523452119996282722" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TKc-cEpBt2I/AAAAAAAABX0/9NYvkpEbHWc/s200/%C3%A7ocuklar+da+s%C4%B1n%C4%B1r.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Dr. Arzu Önal, çocuk yetiştirirken anne ve babaların sınır çizememe konusunda yaşadıkları olumsuzluklar ve ne yapmaları gerektiği konusunda merak edilen soruları yanıtladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne ve babaların çocuklarıyla olan iletişiminin şekli, sergiledikleri tavır, tutum ve kararlılığın derecesi, tüm hayatlarını iyi ya da kötü etkiliyor. Anne ve babanın farklı dilde konuşması, biri evet derken, diğerinin hayır demesi, çocuğun sınırları bilmeden yetişmesine neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk yetiştirmekteki "sınır stratejisi", ergenlik dönemindeki arkadaşlıklarını, yetişkinlikteki hayatlarını nasıl geçireceklerini de belirliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıbadem Maslak Hastanesi'nden Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Arzu Önal, okul öncesi ve okul dönemde yiyeceğini, oyuncaklarını paylaşmayan, uzlaşmayan çocukların önlem alınmazsa kötü bir ergenlik dönemi geçireceklerini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Arzu Önal, çocuk yetiştirirken anne ve babaların sınır çizememe konusunda yaşadıkları olumsuzluklar ve ne yapmaları gerektiği konusunda merak edilen soruları yanıtladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çocuklara Neden Sınır Koymak Gerekiyor?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocukların günlük yaşamda ilk fark ettiği şey, anne ve babaların sınırları oluyor. Eğer sınır konulmazsa sürekli duvara çarpmak, yani istenmeyen davranışları ısrarla tekrar etmek istiyor. Çarpayım ki beni durdursunlar diye düşünüyor. Bazı anneler ve babalar, çocuklarına karşı o kadar esnek davranıyor ki, çocuk duramıyor, çarpamadığı için de annesini, babasını, evde bulunan başka insanları, arkadaşlarını ısırıyor, tırmalıyor, kendi saçını, yüzünü yoluyor, kısacası zarar veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi hiç tepki vermeyince de ilgisini çekebilmek için daha da şiddetlendirerek yapmaya devam ediyor. Çocuklar kendilerine 'dur' denilmezse sınırları zorluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İki-Üç Yaş, Ergenliğin Provasıdır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarının her şeye 'hayır' dedikleri bu dönem 2 yaşında başlıyor, tedavi görmezse 8-9 yaşına kadar devam ediyor. Çocuk okulda istekleri yapılmadığı için tepki gösteriyor, köşede kalıyor, arkadaşları yanaştırmıyor. Bu çocuklar ergenlik döneminde çevresi tarafından dışlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk okuldaki mutsuzluğunu da eve taşıyor. Aileler, çocukları ne kadar küçük yaşta uzmana başvurursa, gelecekte çocuklarının sağlıklı ilişkiler kurabilmeleri o kadar kolay oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anne Ve Babalar En Sık Hangi Hataları Yapıyor?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Türk aileleri bir şeye söz verdikleri zaman yapıyor. Özellikle de maddi bir şey için söz vermişlerse yapıyorlar. Ancak sıra davranışlarla ilgili bir kısıtlamaya gelince, örneğin o gün yaramazlık yapmışsa, annesi dışarı çıkmamasına yönelik bir ceza vermişse, anne bunu çocuk ağlıyor, mızmızlanıyor diye dayanamayıp uygulamaktan vazgeçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilen cezanın uygulanmadığını gören çocuk, benzeri bir durumda yine aynı şekilde tutturup ağlayarak sonuca ulaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne ve baba çocuğu koyacakları sınır ya da verecekleri ceza konusunda birlikte karar veriyor. Ancak çocuğun bu karardan haberi yoksa ve çocuğun düşüncesine göre birdenbire kısıtlamayla karşı karşıya kalıyorsa daha beter tutturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda anne ve babanın sabrı taşıyor, çocuklarına sert davranıyorlar ya da bir tokat atıp susmasını sağlıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk neden kısıtlandığını bilmeyip dayak yeyince, anne ve babasına güveni sarsılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailede hem anne hem babanın uyumlu olduğu çok az durum var. Anne ve baba ayrı telden çalınca çocuklar sınırları asla öğrenemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler hekimle ilişkilerde çok açık davranıyor. Daha rahat iletişim kuruyor. Ancak babalar çocuklarını psikiyatri hekimine getirdiklerinde, çocuklarının her isteğini yerine getirmekten ötürü gayet mutlu davranıyor, işbirliğine çok yanaşmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babaların yaklaşımı daha çok çocuklarının sorunlarının büyüyünce geçeceği yönünde oluyor. Çocuk sonuçta 'bu yanlıştı yapmayayım' diyemez. Babalar küçücük çocuklardan bu olgunluğu sergilemesine bekliyor. Oysa çocuklara davranışları konusunda belli sınırların konulması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çocuk Eleştirilmeyi Öğrenmezse, Büyüyemiyor &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkinlik döneminde kişilik sorunlarının çok azını düzeltebileceğine dikkati çeken Dr. Arzu Önal, "Eğer çocuk inat dönemine girdiği iki yaşında hekime getirilirse, anne ve baba da hekimin önerilerini uygularsa çocuğun kişiliği gerçekten çok iyi şekilleniyor. Çocukluk sorunlarına zamanında müdahale etmek ve ruhsal gelişimine bu dönemde önem vermek gerekiyor" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü çocukluk döneminde çözülmeyen sorunlar yetişkinlikte daha sert tepkilere, çözümsüzlüklere yol açıyor. Sorunlu çocuklar büyüdüklerinde örneğin sevgilisi terk ettiği zaman, kendini suçlu, yetersiz, güvensiz hissediyor. Anne ve babasının yanında eleştirilmeyi öğrenmiş, hatta bazen de sert bir şekilde eleştirilmiş çocuklar, başkaları olumsuz tepkiler gösterdiğinde bunları olumlu algılıyor. Hep kabul görmüşse, biri onu eleştirdiğinde çok sert tepki gösteriyor, karşısındakini küçümsüyor. Bu insanlar gelecekte başarısız oluyor, yalnız ve mutsuz bir şekilde yaşıyor. Dr. Arzu Önal tüm bu nedenlerden ötürü çocuklara sınır konulması gerektiğine dikkati çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-7700748190524233783?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/7700748190524233783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=7700748190524233783' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7700748190524233783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7700748190524233783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/10/cocuklara-neden-snr-koymak-gerekiyor.html' title='Çocuklara Neden Sınır Koymak Gerekiyor?'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TKc-cEpBt2I/AAAAAAAABX0/9NYvkpEbHWc/s72-c/%C3%A7ocuklar+da+s%C4%B1n%C4%B1r.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-2991233350849109148</id><published>2010-10-02T06:58:00.000-07:00</published><updated>2010-10-02T07:11:29.756-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='solunum yolları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='solunum yolları hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde solunum yolları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde solunum hastalıkları'/><title type='text'>Bebeklerde Solunum Yolu Hastalıkları</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeklerde Solunum Yolu Hastalıkları&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TKc9RJ4x3vI/AAAAAAAABXs/UtIfnL3AF88/s1600/Bebeklerde+Solunum+Yolu+Hastal%C4%B1klar%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5523450832914341618" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TKc9RJ4x3vI/AAAAAAAABXs/UtIfnL3AF88/s200/Bebeklerde+Solunum+Yolu+Hastal%C4%B1klar%C4%B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Solunum sisteminin en büyük görevi yaşamımız için gerekli olan oksijen alışverişini sağlamaktır. Bir canlı nefes almadan en fazla 3-4 dakika yaşayabilir. Solunum sisteminin bir diğer rolü süzgeç görevi yapmaktır. Havadaki tozlar solunum yollarındaki ince tüyler aracılığı ile tutulur. Çocuklarda sık rastlanan solunum yolu hastalıkları çok ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Akut Solunum Yolları Enfeksiyonu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek ve çocukların hastalanma ve ölümlerine neden olan Akut Solunum Yolu Enfeksiyonları (ASYE), virüs ve bakterilerin bulaşmasıyla bebeği tehdit ediyor. Düşük doğum ağırlıklı olarak doğmalarının önlenmesi, yenidoğan bakımının iyileştirilmesi, bebeklerin anne sütüyle beslenmelerinin sağlanması, aşıyla korunabilir hastalıklara karşı aşılama programının eksiksiz uygulanması, ev ve çevre koşullarının iyileştirilmesi, kronik hastalıkların uygun şekilde takip ve tedavisi hastalığın görülme riskini azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıklıkla virüs ve bakterilerin neden olduğu akut solunum yolu enfeksiyonları, çok çeşitli klinik tablolar şeklinde ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlardan zatürre, özellikle bebeklik ve çocukluk dönemindeki hastalıkların, ölümlerin en sık nedenini oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de bebek ve çocuk ölümleri içerisinde önemli yer alan Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarına bağlı ölümlerin ve hastalıkların azaltılması amacıyla Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından 'Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Kontrolü Programı'nın 1988 yılından bu yana uygulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çocuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Risk Faktörleri Nelerdir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme bozukluğu olan çocuklarda vücudun savunma sistemi bozulduğu için basit bir&lt;br /&gt;soğuk algınlığı kolayca zatürreye dönüşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken doğan veya düşük doğum ağırlıklı bebeklerde zatürre nedeniyle olan ölümler daha fazla görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara kullanan ailelerin çocuklarının kullanmayan ailelerin çocuklarına göre 2 kat daha fazla solunum yolu enfeksiyonlarına yakalandıkları görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava kirliliğininde solunum enfeksiyonları riskini attırdığı tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Solunum Yolu Enfeksiyonları Nasıl Bulaşır? Belirtileri Nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Akut solunum yolu enfeksiyonlarında bulaşmanın genellikle hava yolu ve tükürük damlacıklarıdır. "Hastalık yerleştiğinde, özellikle zatürrede öksürük, ateş, hızlı solunum, göğüs kafesinde çekilme, burun kanadının solunuma iştirak etmesi, inlemeli-hırıltılı solunum, küçük çocuklarda beslenememe, büyük çocuklarda iştah azlığı görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebek ve Çocuklarda Solunum Hastalıkları Nasıl fark edilir?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun ateşi varsa, sık nefes alıp veriyorsa, nefes alırken göğüs kafesinde çekilmeler oluyorsa, sıvı gıdaları alamıyor ve öksürüğü devam ediyorsa, hiç vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna götürülmeli ve tedaviye başlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akut solunum yolu enfeksiyonları sırasında beslenme sürdürülmeli, çocuğun iştahı az olduğu için sık sık ve az az yedirilmelidir. Çocuğun burun tıkanıklığı varsa ve bu durum beslenmesini engelliyorsa burun temizlenmeli, bol su ve sıvı gıdalar verilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Solunum Yolu Hastalığı Olan Bebeklerin Ev Koşulları Nasıl Olmalıdır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığı sırasında çocuğun beslenmesi sürdürülmeli, hastalık sonrası kaybettiği kilosunu alması için fazladan bir öğün daha yemek verilmelidir. Bu ek öğün çocuk eski ağırlığına ulaşana kadar sürdürülmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık sırasında iştah kaybolur. Çocuğa sık sık ve az az yemek yedirilmelidir.Ateşi varsa düşürülür, bu çocuğun yemek yemesinde yardımcı bir faktördür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burun tıkalı ise eczaneden serum fizyolojik alınarak çocuk yatar durumdayken her iki burun deliğine birer damlalık dolusu damlatılmalı, sonra çocuk kaldırılarak yumuşak bir mendille temizlenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde tıbbi madde bulunan burun damlaları, zararlı olabileceği için kullanılmamalıdır. Serum fizyolojiğin olmadığı durumlarda yarım litre kaynatılmış soğutulmuş suya bir çay kaşığı tuz konarak karıştırılıp çocuğun burnuna damlatılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun uyuduğu odanın havası çok kuru ise burnu tıkanabilir. Soba veya kaloriferin üzerine üstü açık geniş bir kap içinde su konularak ve sürekli nem yapması sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıkta, özellikle ateş varken vücuttan sıvı kaybı çok artar. Bunu önlemek için sadece anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklaştırılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk sadece anne sütü almıyorsa ek olarak, temiz içme suyu, diğer sıvılar, meyve suları , süt verilmelidir. Boğaz ağrısı ve öksürük evde hazırlanan şekerli çay, ıhlamur gibi bazı içeceklerle azaltılıp düzeltilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer çocukta solunum sırasında zorlanma, hızlı solunum ( anne bir kez nefes alıp verirken çocuğun iki veya daha fazla nefes alıp vermesi), sıvı gıdaları içememe,durumunda kötüleşme olursa hemen bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bebeğin uyuduğu odaların iyi havalandırılması korunma açısından çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solunum yolu enfeksiyonlarında sigara dumanı riski artıracağı ve hasta çocuklarda iyileşmeyi geciktireceği için çocukların olduğu ortamlarda sigara içilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca sigaranın gebelikte kullanımı bebeğin küçük veya düşük kilolu doğma olasılığını artıracağından çocukların akut solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırır. Bebekler ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmeli, 6. Aydan sonra anne sütüne devam edilerek zamanında ve uygun ek gıdalara başlanılmalı, yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-2991233350849109148?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/2991233350849109148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=2991233350849109148' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2991233350849109148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2991233350849109148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/10/bebeklerde-solunum-yolu-hastalklar.html' title='Bebeklerde Solunum Yolu Hastalıkları'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TKc9RJ4x3vI/AAAAAAAABXs/UtIfnL3AF88/s72-c/Bebeklerde+Solunum+Yolu+Hastal%C4%B1klar%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-5319190329012674916</id><published>2010-08-05T06:13:00.000-07:00</published><updated>2010-08-05T06:17:00.029-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelikte hormonal değişimler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelikte hormon değerleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelikte hormonal değişiklikler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelikte hormon seviyeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelikte hormon değerleri'/><title type='text'>Gebelik Döneminde Hormonsal Değişim</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFq5siOK04I/AAAAAAAABTU/KmJjqApjyHY/s1600/images.jpg12.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 177px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501914069538100098" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFq5siOK04I/AAAAAAAABTU/KmJjqApjyHY/s200/images.jpg12.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Gebelik Döneminde Hormonsal Değişim&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lohusalık ve Gebelik döneminde ciltte değişiklikler gözlenir. Bu değişiklikleri en aza indirmek için cilt lekelerine karşı lohusalık döneminde vitamin C ve fitik asit gibi bitkisel içerikli doğal ürünlerden yararlanın; lohusalık bitiminde ise peeling uygulaması yaptırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücuttaki çatlaklarını emzirme bitiminde vitamin A tedavisiyle silin. Çatlamaması için göğüs uçlarını ılık suyla temizleyin, bitkisel içerikli ve lanolin içeren kremlerle nemlendirin. Gebelikte olduğu gibi lohusalıkla da özenli ve bilinçli bir bakıma ihtiyaç var. Gebelikteki hormonsal değişim; cilt, saç, tırnak, damarlar, yağ bezleri ve ter bezlerini de etkiler. Ciltte gebelik süresince hassasiyet görülür; cilt, kimyasal maddelere karşı çok duyarlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelik sürecinde cildi tahriş etmeyen ürün kullanımına mümkün olduğunca özen gösterilmelidir. Bu hassasiyet lohusalık süresince de devam eder. Bebekten dolayı annelerin su, sabun ve deterjanla teması; hassasiyetin daha da belirginleşmesine, ellerde kızarıklığa, çatlaklara ve kaşıntılı lezyonların gelişmesine neden olur. Bu nedenle lohusa annelerin ellerini kurutmayan, yumuşatıcı özelliği olan temizleyicileri tercih etmeli ve her el yıkama sonrası ellerini nemlendirmeleri gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SİVİLCELER İÇİN MUTLAKA DOKTORA DANIŞIN:&lt;/strong&gt; Yüzde bulunan yağ salgısı gebelik süresince artar. Bu da gebelikte sivilcelerin artmasına neden olur. Anne adayları; dıştan kullanılacak ürün bile olsa, bunun emilip kana geçme ihtimali bulunduğunu unutmamalı. Özellikle gebelik süresince vitamin A ve yüksek dozda salisilik asit içeren ürün kullanımı önerilmez. Kullanılacak kozmetik ürünler geniş yüzeye uygulanacaksa kullanmadan önce cilt hekimlerine danışılmalıdır. İltihabi akneler mevcutsa, kullanılacak antibiyotiklerin lohusa anneler açısından risk taşımadığından emin olunması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;PEELİNG KANA GEÇER DİKKAT:&lt;/strong&gt; Özellikle vücut peelingi amacıyla kullanılacak ürünlerin geniş yüzeyle temas edip kana geçme ihtimali göz ardı edilmemelidir. Gebelik ve lohusalık döneminde bu yüzden geniş yüzeylere kullanılacak peeling ürünleri seçiminde dikkatli olunmalıdır. Yağlı ciltler için uygun olan temizleyici ve toniklerle yağlanma baskı altına alınır. Cilt hekimlerinin önerdiği güvenilir olan sivilce ilaçlarıyla sivilceler tedavi edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GÖĞÜS UÇLARINI ILIK SUYLA TEMİZLEYİN&lt;/strong&gt;: Göğüs uçları, cilt çatlaklarının görüldüğü diğer bir bölgedir. Bebeğin meme emmesiyle göğüs uçlarında çatlaklar ve yarıklar oluşabilir. Bazı durumlarda çatlak olan bölgelerden enfeksiyon gelişebilir. Çatlaklardan korunmak amacıyla göğüs uçlarının ılık sularla temizlenmesine özen gösterilmeli, bitkisel içerikli ve lanolin içeren kremlerle emzirmeyi takiben göğüsler nemlendirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;AYAKLARI ÇOK İYİ KURULAYIN&lt;/strong&gt;: Lohusalık döneminde ter bezlerinin sayısında artma görülür. Gebelikte vücutta biriken fazla suyun atılma yollarından biri de terdir. Ayaklardaki fazla terleme mantar hastalığının gelişmesine zemin hazırlar. Ayakların ıslak kalmamasına, çok iyi kurulanmasına ve nemli tutulmamasına önem verilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TIRNAKLAR VE ELLER NEM İSTER:&lt;/strong&gt; Tırnaklar bu sürede daha kırılgan, daha yumuşak olur. Emzirme döneminde kimyasal maddelerle temasın artması, tırnak sorunlarının bu dönemde devam etmesine neden olur. Tırnaklar nemlenmelidir, el bakımına dikkat edilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SAÇLARINIZI KİMYASALLARDAN KORUYUN:&lt;/strong&gt; Değişen hormonlar saçları da farklı şekilde etkiler. Gebelik süresince saçlarda gürleşme, sertleşme görülür. Doğum sonrası ilk 6 ay saç dökülmesi görülür. Bu dökülme geçicidir. En geç bir sene içinde dökülen saçlar tekrar çıkar. Hastalar dökülme süresince saç kozmetiklerinden uzak durmalı, saçlarını mümkün olduğu kadar az boyatmalı, kullanılacak boyaların da bitkisel olmasına dikkat etmelidirler. Emzirme süresince annede gelişebilecek vitamin ve mineral eksikliklerinin de dökülmeyi arttıracağı unutulmamalıdır. Cilt hekimlerinin önerisi doğrultusunda saç dökülmesine uygun tedavi başlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CİLDİ NEMSİZ BIRAKMAYIN:&lt;/strong&gt; Çatlaklar kadınları çok fazla rahatsız eden gebelikte gelişen bir diğer kozmetik sorundur. Özellikle karın, kalça ve göğüs uçlarında görülür. Başlangıçta pembe mor renkte olan çatlaklar ilerlediği zaman sedef ve gümüş rengine dönüşür. Kullanılacak ürünlerle başlangıç aşamasında olan çatlaklar hafifletilebilir. Çatlakların önlenmesinde alınacak en önemli önlem cildi nemlendirmektir. Cildin nemli tutulması ani gerilmeye karşı dayanıklılığı arttırır. Özellikle meyve asidi içeren ürünler çatlakların hafiflemesine yardımcı olur. Emzirme sonrası vitamin A içeren ürünlerle çatlak tedavisi yapılır &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-5319190329012674916?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/5319190329012674916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=5319190329012674916' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/5319190329012674916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/5319190329012674916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/08/gebelik-doneminde-hormonsal-degisim.html' title='Gebelik Döneminde Hormonsal Değişim'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFq5siOK04I/AAAAAAAABTU/KmJjqApjyHY/s72-c/images.jpg12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6759397855863470469</id><published>2010-08-05T06:10:00.000-07:00</published><updated>2010-08-05T06:13:05.146-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde diş çıkarma belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde diş çıkarma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebekte diş çıkarma dönemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebekte diş çıkarma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde diş çıkarma dönemi'/><title type='text'>Bebeklerin Diş Çıkarma Dönemi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeklerin Diş Çıkarma Dönemi&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFq42hOWsVI/AAAAAAAABTM/6NU3fPBanc4/s1600/Bebeklerin+Di%C5%9F+%C3%87%C4%B1karma+D%C3%B6nemi.bmp"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 167px; FLOAT: left; HEIGHT: 167px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501913141557506386" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFq42hOWsVI/AAAAAAAABTM/6NU3fPBanc4/s200/Bebeklerin+Di%C5%9F+%C3%87%C4%B1karma+D%C3%B6nemi.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;Bebeğin dişlerinin çıkması büyüdüğünün, geliştiğinin ifadesidir ve anne babaları mutlu eder. Fakat aynı durum bebeğin huzurunu kaçırır, iştahsız günlere neden olursa aileler için sıkıntı nedenidir. Bebeğin diş çıkarma döneminde nasıl davranmak, neler yapmak gerektiğini öğrenelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar ilk diş genelde 6. aydan, hatta bazen bir yaştan sonra çıksa da 2. aydan itibaren görülmesi mümkündür. Ender olarak bazen bebekler bir veya daha fazla diş ile doğabilir. Çok sallanıyorlarsa bunların çekilmesi gerekir, çünkü onları yutma olasılığı vardır veya emzirme esnasında sorun teşkil edebilir. Genelde ilk çıkan diş ön taraftandır. Diş, diş etine yaklaştıkça o bölgede kızarıklık, şişlik, hassasiyet görülebilir. Hatta bazen dişin çıkacağı bölgede ufak sıvı ile dolu bir oluşum da gelişebilir. Bu kistik yapılar genelde zararsızdır ve özel bir girişime gerek yoktur. 20 adet süt dişinin tamamının çıkması genelde 3 yaşına doğru olur. Kalıcı dişler 6 yaş civarında çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı dişler çıkarken diğerlerine kıyasla daha ağrılı olabilir. İlk çıkan diş, bazen en kötüsü olabilir. Bazen daha büyük azı dişleri de sorun çıkartabilir. Bir anda birden fazla dişin çıkması da mümkündür. Birçok çocuk diş çıkarırken hiçbir sorun yaşamaz. Oysa bazıları önemli derecede sıkıntı çeker. Genelde diş çıkarma ile ilgili ağrı dalgalanma şeklinde gelir, gider ve başladıktan sonra birkaç dakika içinde geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Diş Çıkarma Belirtileri Nelerdir&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1. Artan tükürük&lt;br /&gt;2. Uyku düzensizliği&lt;br /&gt;3. İştahsızlık&lt;br /&gt;4. Gelen giden huzursuzluk&lt;br /&gt;5. Ellerini ısırması&lt;br /&gt;6. Ağız çevresinde hafif döküntü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Diş Çıkaran Bebeklerde Evde Bakım Nasıl Olmalıdır&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Sıkıntı çeken bebeğin diş etine hafif basınç uygulanırsa bebekte bir rahatlama görülür. Bu nedenle anne babaların ellerini yıkadıktan sonra bir parmağını o bölgeye hafifçe bastırması veya bebeğin temiz bir bezi ısırmasına izin vermesi uygundur.Eğer diş çıkarma ağrı ve iştahsızlığa yol açıyorsa, bazen beslerken farklı bir biberon ucu veya ağızlı bardak kullanılması bebeğin daha rahat beslenmesine zemin sağlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk nesneler diş etindeki kızarıklık ve şişliği azaltabilir. Bu nedenle tecrübeli ebeveynler temiz, dondurulmuş bezleri kullanırlar. Aynı zamanda su içeren dişlikler vardır ve buzdolabında soğutularak kullanılırlar. Bununla birlikte diş etlerine uzun süreli aşırı soğuk uygulama önerilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ağrı Kesici Kullanılmalı mı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Eczaneden alınabilecek bazı ilaçlar ağrı kesmek amacıyla doğrudan diş etlerinin üstüne sürülebilir. Diş etlerini belirli bir süre için uyuşturan maddeler içerirler. Kısa süreler için yardımcı olabilirler, ancak bazı çocuklar bunların tat veya yarattığı etkiyi beğenmeyebilirler. Bu ilaçların bebeğin boğazına değmemesini sağlamak önemlidir, çünkü o bölgenin uyuşması öğürme refleksini hafifletebilir ve yemeklerin akciğerlere kaçmasına neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parasetamol veya ibuprofen içeren ilaçlar ağrının azaltılmasında faydalı olabilirler. Bunlar daha önce bahsedilen yöntemler denendikten sonra birkaç kez verilebilir. Diş çıkarırken çok ilaç kullanmamak daha uygundur, çünkü altta yatan başka bir hastalığın yarattığı ateşi düşürebileceğinden ebeveynleri ve doktoru o hastalıktan habersiz bırakabilir. Bebeklere aspirin içeren ilaçlar verilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş çıkarmak normaldir. Bu nedenle bundan doğabilecek sorunlara geniş bir bakış açısıyla yaklaşılması gerekir. Çoğu bebek ve çocuklarda eninde sonunda 20 süt dişi çıkmakta bu dişler düştükten sonra da yerine 32 kalıcı diş gelmektedir, anne babaların bu süreç boyunca duyarlı ve dikkatli olmaları yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Diş Çıkaran Bebeği Rahatlatacak Öneriler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;- Bebeğinize çiğneyecek bir şeyler verin. Bebeğin çiğneyerek diş etlerini kaşıyabileceği, özellikle soğuk (soğuk bir muz veya havuç, lastik bir diş halkası vb.) şeyler verilebilir. Bebeğinize çiğnemesi için birşey verdiğiniz zaman akciğerlerine kaçırmaması için mutlaka yanında bulunun ve oturur pozisyonda olmasını sağlayın.&lt;br /&gt;- Bebeğinizin diş etlerine temiz ve soğuk bezle masaj yapın. www.kadincazayiflama.com&lt;br /&gt;- Diş etlerini hafifçe uyuşturmak için doktor önerisiyle verilen diş jellerinden beslenme önceleri diş etlerine sürün. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Sıvı içmesini sağlayın. Bu dönemde bebeğin çok salyası aktığı için sıvı ihtiyacı da artar.&lt;br /&gt;- Diş kaşıyıcı seçerken ürünün plastik ve boyalı olmamasına dikkat edin.&lt;br /&gt;- Diğer önlemlerle beraber bebeğinizin çok sıkıntısı varsa, parasetamol vermek için doktorunuza danışın.&lt;br /&gt;- Bebeğinizin diş çıkarırken yaşadığı yan etkileri de başlı başına birer hastalık olarak kabul edin ve tedavisi için harekete geçin. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Bebeğinizin ateşi 38 derece ve üstündeyse ve/veya ishali varsa, beraberinde diş de çıkartıyor olsa da doktorunuza danışın. İshal, ateş gibi belirtiler diş çıkartma ile aynı anda başlamış farklı bir hastalığın belirtileri olabilir. Bebekler diş çıkartırken hastalıklara daha yatkın olurlar ve iyileşmeleri daha sorunlu olabilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6759397855863470469?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6759397855863470469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6759397855863470469' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6759397855863470469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6759397855863470469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/08/bebeklerin-dis-ckarma-donemi.html' title='Bebeklerin Diş Çıkarma Dönemi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFq42hOWsVI/AAAAAAAABTM/6NU3fPBanc4/s72-c/Bebeklerin+Di%C5%9F+%C3%87%C4%B1karma+D%C3%B6nemi.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6388514102493215867</id><published>2010-08-05T06:08:00.000-07:00</published><updated>2010-08-05T06:10:27.302-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek araç koltuğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oto bebek koltukları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek koltuğu fiyatları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oto bebek koltuğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='etiketler: bebek araba koltuğu'/><title type='text'>Araçlarda Bebek Koltuklarının Önemi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Araçlarda Bebek Koltuklarının Önemi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFq4IJamhOI/AAAAAAAABTE/5A3yraDrfZM/s1600/Ara%C3%A7larda+Bebek+Koltuklar%C4%B1n%C4%B1n+%C3%96nemi.bmp"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501912344892441826" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFq4IJamhOI/AAAAAAAABTE/5A3yraDrfZM/s200/Ara%C3%A7larda+Bebek+Koltuklar%C4%B1n%C4%B1n+%C3%96nemi.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;Yakın bir zamana kadar anne babalar bebekleri için otomobilde en emin yerin birisinin kucağı olduğunu düşünürlerdi. Fakat bugün biliyoruz ki, bebeğin birisinin kucağında olması kazaya daha yakın olması anlamında olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatte yalnızca 50 km. hızla giden bir otomobilde bile yeni doğmuş bir bebek üç katlı bir apartmandan düşme hızına eşit bir hızla kendisini tutan bir kişinin kollarından fırlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir emniyet kemeri kullanmıyorsanız bebeğiniz sizinle ön cam arasında ezilebilir. Birçok devlet, çocukların özel dizaynlı emniyet iskemleleri içinde otomobile bindirilmeleri konusunda yasalar çıkarmışlardır. Böyle bir düzenleme getirmemiş bir ülkede bile, bebeğiniz için bir otomobil iskemlesi satın almanız yapmanız gereken en önemli alışverişlerden birisidir. Hatta bebeğinizi hastaneden, eğer otomobille eve götürecekseniz, kesinlikle bir otomobil iskemlesi olmadan ayrılmamalıdır. Böyle bir otomobil güvenlik iskemlesi bebeğin vücut ağırlığı çarpma esnasında dağılacak ve bebeği herhangi bir çarpma esnasında arabadan fırlamayacak şekilde dizayn edilmiştir. Bir kazanın neye yol açacağını kestirebilmek mümkün değilse de, uzmanlar, güvenlik iskemlesinin uygun şekilde kullanılması halinde bebeğin hayatta kalma şansının son derece artacağını iyi bilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogru sekilde yerlestirilen bir çocuk koruma sistemi, ölümcül yaralanmalari % 75, önemli yaralanmalari % 67 oraninda azaltacaktir. Avrupa da ailelerin yaklasik % 80 i çocuklarini bebek koltugunda güven altina almalarina ragmen bazi hatalar yapmaktadirlar. Avrupa daki pek çok arastirma göstermektedir ki, bebek koltuklarinin % 50 ile 70 i hatali yerlestirilmektedir. Ayrica, çok büyük oranda koltuk, çocuklarin büyümesi sonucunda küçük kalmasi nedeniyle, herhangi bir kaza aninda yaralanma riskini daha da arttirmaktadir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İki tip güvenlik iskemlesi vardır. Birisi 10 kg dan daha az bebekler için dizayn edilmiştir. Bu tip güvenlik iskemlelerinde bebek koltuğa yerleştirildiğinde yüzü arabanın arka tarafına doğru gelir. Bu çok yararlı bir yerleşim şeklidir. Çünkü herhangi bir çarpma esnasında, çarpma şokunu bebeğin en güçlü olan kısmı, sırtı karşılayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik iskemlesi arabanın ön ya da arka koltuğuna yerleştirilebilir. Çoğu anne baba, en azından başlangıçta, bebeklerini seyahat esnasında etrafı görebilmesi için arabanın ön koltuğuna oturtmayı tercih ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer güvenlik iskemlesi ise doğumdan bebek yaklaşık 20 kg. oluncaya kadar kullanılabilen ayarlamalı iskemlelerdir. Bu iskemleler arkaya ya da öne bakacak şekilde ya da bebek ayakta durabilecek şekilde ayarlanabilir. Bir güvenlik iskemlesi satın almak istediğinizde çarpma veya şok testi yapılmış bir standarda uygun olmasına dikkat etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa daki pek çok motorlu araç kurumu, ailelere, bebek ve çocuk koltuklarini arka koltukta herhangi bir yere sabitlemelerini önermektedir. Buna bagli olarak, arka yöne çevrilmis olan bir bebek koltugu, hava yastigi olan ön yolcu koltuguna kesinlikle konulmamalidir ve ideal olarak arka koltuga yerlestirilmelidir. Aksi halde, bir kaza aninda hava yastigi açilacak, bebek koltugunun arka tarafina çarpacak ve hava yastigi gücü bebegin ciddi yaralanmasina neden olabilecektir. Bebek ve çocuk koltuklarinin çesitlerini; bebek koltuklari, çocuk koltuklari, yükseltme koltugu ve darbe emici yükseltme yastigi olarak siralayabiliriz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hangi iskemleyi seçerseniz seçin, kullanılması için gerekli talimatlara mutlaka uymalısınız. Eğer iskemle doğru olarak yerleştirilmez ve kullanılmaz ise bebek için tam anlamıyla yararlı olmayacaktır &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6388514102493215867?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6388514102493215867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6388514102493215867' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6388514102493215867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6388514102493215867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/08/araclarda-bebek-koltuklarnn-onemi.html' title='Araçlarda Bebek Koltuklarının Önemi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFq4IJamhOI/AAAAAAAABTE/5A3yraDrfZM/s72-c/Ara%C3%A7larda+Bebek+Koltuklar%C4%B1n%C4%B1n+%C3%96nemi.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-2012871618790819413</id><published>2010-07-30T01:20:00.001-07:00</published><updated>2010-07-30T01:21:46.792-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biberonu temizleme özellikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebe cam biberon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebe cam biberon çeşitleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam biberonu temizleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam biberon fiyatları'/><title type='text'>Temizlenme Özellikleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Temizlenme Özellikleri&lt;/strong&gt; : Cam biberon nasıl temizlenir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kullanımdan önce biberon şişesi kaynar suda kaynatılmalıdır.&lt;br /&gt;Ayrıca biberon ve biberon emziği her kullanımdan önce sterilize edilmelidir.&lt;br /&gt;Biberon, biberon emziği ve diğer aparatlar her kullanımdan önce temizlenip dezenfekte edilmelidir.&lt;br /&gt;Deterjan zarar verip bozacağından biberon emzikleri ve biberonlar bulaşık makinesine konmamalıdır.&lt;br /&gt;Biberon ve biberon emzikleri bir kaptaki su içersinde sterilize edildiğinde kap içersinde yeterli su bulunmamasına dikkat edilmelidir (yaklaşık 3 dakika kaynatmak yeterlidir).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-2012871618790819413?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/2012871618790819413/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=2012871618790819413' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2012871618790819413'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2012871618790819413'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/07/temizlenme-ozellikleri.html' title='Temizlenme Özellikleri'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-365749996077596672</id><published>2010-07-30T01:20:00.000-07:00</published><updated>2010-08-05T06:17:21.150-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biberonu temizleme özellikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebe cam biberon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebe cam biberon çeşitleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam biberonu temizleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam biberon fiyatları'/><title type='text'>Temizlenme Özellikleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Temizlenme Özellikleri&lt;/strong&gt; : Cam biberon nasıl temizlenir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kullanımdan önce biberon şişesi kaynar suda kaynatılmalıdır.&lt;br /&gt;Ayrıca biberon ve biberon emziği her kullanımdan önce sterilize edilmelidir.&lt;br /&gt;Biberon, biberon emziği ve diğer aparatlar her kullanımdan önce temizlenip dezenfekte edilmelidir.&lt;br /&gt;Deterjan zarar verip bozacağından biberon emzikleri ve biberonlar bulaşık makinesine konmamalıdır.&lt;br /&gt;Biberon ve biberon emzikleri bir kaptaki su içersinde sterilize edildiğinde kap içersinde yeterli su bulunmamasına dikkat edilmelidir (yaklaşık 3 dakika kaynatmak yeterlidir).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-365749996077596672?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/365749996077596672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=365749996077596672' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/365749996077596672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/365749996077596672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/07/temizlenme-ozellikleri_30.html' title='Temizlenme Özellikleri'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-1246273453201967270</id><published>2010-07-30T01:07:00.000-07:00</published><updated>2010-07-30T01:19:15.486-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam biberon özellikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam biberon çeşitleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam biberonlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='camdan biberon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam biberon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam biberon fiyatları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam bebek biberonu'/><title type='text'>Cam Biberon</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFKK8ooGaaI/AAAAAAAABNM/FtE4_xf1P4c/s1600/biberon.bmp"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499610869275191714" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFKK8ooGaaI/AAAAAAAABNM/FtE4_xf1P4c/s200/biberon.bmp" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;Cam Biberon&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni First Choıce Serisi ile ekstra geniş boynu sayesinde kolay temizleme olanağı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Özellikleri : &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Emzirme sırasında anne memesine benzeyen bu biberon bebeğin ağız gelişiminin düzgün tamamlanmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;Ortodontik dizayn edilmiş ve güvenilir NUK Air System (Hava Çıkış Sistemi), bebeklerde emme esnasında yutulan fazla hava nedeniyle oluşan gaz sancısını minimuma indirir.&lt;br /&gt;Ekstra geniş dudak desteği ile bebeğin doğal yolla beslenme şekli taklit edilir, böylece hem emzirme döneminde hem de sütten kesme döneminde rahatlıkla kullanılabilir.&lt;br /&gt;Transparandır. Hijyenik kapağı bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Sızdırmaz daire şeklindeki kapak sayesinde seyahatte ve biberonu çalkalarken rahatlıkla kullanılabilir.&lt;br /&gt;Ekstra geniş biberon ağzı ile kolay doldurulur, kolay temizlenir.&lt;br /&gt;Ergonomik şekliyle rahat ve güvenli tutuş sağlar.&lt;br /&gt;Biberonların 120 ve 240 ml olmak üzere iki farklı boyu bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Açıklamalar :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Biberonun emzik kısmında kullanım dolayısıyla oluşan aşınma izlerinin olup olmadığını sık sık kontrol edin. Direkt güneş ışığından uzak, temiz bir yerde muhafaza edin. Eskimiş, deforme olmuş veya kayganlığını kaybetmiş ürünü kullanmayıp imha edin.&lt;br /&gt;Tıbbi tavsiye: Natürel kauçuktan üretilmiş ürünler alerjik reaksiyonlara sebep olabilir.&lt;br /&gt;Silikondan yapılmış biberon emziklerini yırtık veya ısırık izi bulunması halinde kullanmayıp yenileyin. Aksi halde parçacıklar kopabilir ve yutulabilir.&lt;br /&gt;Bebeği beslenirken tek başına bırakmayın. Biberonu bebeğinize emzik olarak vermeyin. Diş çürümesine neden olabileceğinden tatlandırıcı ilave edilmiş besinler, meyve suları ve meyve asidi içeren besinler olağan beslenme süresinin dışında verilmelidir. Biberon emziğini ilaca batırmayın.&lt;br /&gt;Biberon şişesinin iç yüzeyi hasarlanmış ise (örneğin biberonun içinde çizikler varsa) hijyenik sebeplerden dolayı değiştirilmelidir.&lt;br /&gt;Biberonlar mikro fırına konulduğunda şişe patlayabilir. Dengesiz ısınma dolayısıyla yanma tehlikesi yaratacağından biberon içindeki sıvı veya mama mikro fırında ısıtılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanım Durumları :Annenin göğüsle beslemesine ek olarak biberonla beslemek istediği ya da annenin göğüsle besleme yapamadığı durumlarda kullanılır.&lt;br /&gt;Kullanım Amacı ve Faydası : NUK emzikleri bebeklerin doğal emme ihtiyacını karşılamak ve aynı zamanda onların dil, dudak ve çene adalelerinin doğru gelişmesine yardımcı olmak için özel olarak dizayn edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebeğe Sağladığı Fayda :&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Ortodontik dizayn edilmiş NUK biberon emzikleri, emzirme sırasında anne memesine benzediğinden bebeğin ağız gelişiminin düzgün tamamlanmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;Güvenilir NUK Air System (Hava Çıkış Sistemi), bebeklerde emme esnasında yutulan fazla hava nedeniyle oluşan gaz sancısını minimuma indirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürün Madde İçeriği / kumaş materyali : Cam Biberon&lt;br /&gt;Birlikte alınabilecek extra aksesuarlar : NUK First Choice Biberon Emziği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Temizlenme Özellikleri :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kullanımdan önce biberon şişesi kaynar suda kaynatılmalıdır.&lt;br /&gt;Ayrıca biberon ve biberon emziği her kullanımdan önce sterilize edilmelidir.&lt;br /&gt;Biberon, biberon emziği ve diğer aparatlar her kullanımdan önce temizlenip dezenfekte edilmelidir.&lt;br /&gt;Deterjan zarar verip bozacağından biberon emzikleri ve biberonlar bulaşık makinesine konmamalıdır.&lt;br /&gt;Biberon ve biberon emzikleri bir kaptaki su içersinde sterilize edildiğinde kap içersinde yeterli su bulunmamasına dikkat edilmelidir (yaklaşık 3 dakika kaynatmak yeterlidir).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-1246273453201967270?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/1246273453201967270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=1246273453201967270' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1246273453201967270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1246273453201967270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/07/cam-biberon.html' title='Cam Biberon'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TFKK8ooGaaI/AAAAAAAABNM/FtE4_xf1P4c/s72-c/biberon.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8696170373177459372</id><published>2010-07-27T07:28:00.000-07:00</published><updated>2010-07-27T07:30:58.194-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meme ucu çatlamaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meme ucu çatlakları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emziren anne kabusu'/><title type='text'>Emziren Annelerin Kabusu: Meme Ucu Çatlıyor</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Emziren Annelerin Kabusu: Meme Ucu Çatlıyor&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TE7tdrXOU0I/AAAAAAAABK8/L7iODv91KqM/s1600/emziren+anne.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 101px; FLOAT: left; HEIGHT: 76px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498593289178075970" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TE7tdrXOU0I/AAAAAAAABK8/L7iODv91KqM/s200/emziren+anne.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Emziren annelerde sıklıkla görülebilen meme ucu çatlakları maalesef anneye ağrı ve sıkıntı veren bir durumdur.&lt;br /&gt;Meme başı çatlakları emzirmenin başlangıcında daha belirgin olmak üzere tüm emzirme süresince rastlanabilmektedir. Meme başı çatlakları meme başının çevresinde, meme başında enine çizgi halinde ya da aerolada oluşabilir. Oluşan ağrı bazen o kadar rahatsızlık vericidir ki, annenin bebeğini emzirmekten kaçınmasına ve sonuçta bebeğin de anne sütünden yeterince yararlanamamasına sebep olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Meme ucu çatlakları neden oluşur?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Meme ucu çatlaklarının en sık nedeni bebeğin emme pozisyonunun, tutma şeklinin doğru olmamasıdır. Yeni doğum yapan annelerin yaklaşık %30’u hatalı emzirme tekniklerini kullandıkları için meme başı çatlakları ve yarıkları oluşmaktadır. Bebek annesini emerken memenin areola olarak isimlendirilen meme ucu etrafındaki kahverengi halka bölümünü tam olarak kavramayıp yalnızca meme başından emmeye çalışırsa, meme başı sonuçta zedelenir ve önce ağrılı meme başı ortaya çıkar. Bu ağrılı meme durumu düzeltilmezse, meme başı çatlağı ve yarıkları gelişir.Bir diğer neden ise Laktasyon (Emzirme) döneminde göğüs uçlarının ıslanması ve kuruması ile, bebeğin meme emmesinin yarattığı sürekli nem ve sıcaklık sonucu, göğüs uçlarının kurumasıdır.Bu durumda da meme uçlarında çatlak oluşur ve ağrılı yarıklarla belirgin, ekzemaya neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme ucu çatlakları anne ve bebek için ne gibi sorunlar doğurur ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme ucunun çatlaması ile oluşan asıl önemli sorun, bu çatlaklardan mikropların kolayca içeri girerek memenin iltihaplanmasına yol açmasıdır. Ayrıca meme ucu çatlakları, emzirmenin ağrılı olmasına, bu da annenin yeteri kadar süt verememesine ve sonuçta memelerde süt birikmesine neden olur.Emzirme dönemi, anne ve bebek arasındaki duygusal bağı kuvvetlendiren dönemdir.Annelerin bir kısmı, emzirme döneminde yaşadıkları meme başı problemleri (çatlak oluşumu, ağrı, ekzema, mantar enfeksiyonu, mastit gibi) nedeniyle bebeklerini emzirememektedirler. Böylece, bebeklerin anne sütü aldıkları dönem kısalmaktadır. Anne bebeğini ne kadar sık emzirirse süt yapımı o kadar çok olur. Anne sütünün bebek için önemi düşünüldüğünde, bebeğin sütten erken kesilmemesi, bebeğin sağlığı için çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde anne sütünün, bebeğe ve anneye sağladığı birçok fayda bilinmektedir. Bunlara kısaca değinecek olursak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü, bebeklere gereksinimi olan tüm besin öğelerini tek başına ilk 6 ay sağlayabilen en iyi besindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünün, bebeği; ishalden, solunum sistemi enfeksiyonlarından ve bakteriyel menenjitten koruduğu bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan çalışmalarda, anne sütü ile beslenmiş çocukların astım, alerji, diyabet gibi hastalıklara karşı daha dirençli olduğu ve bu çocuklarda kanser oranının daha düşük olduğu gözlenmiştir Doğumdan hemen sonra emzirme, annede doğum sonrası kanama riskini azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirmenin, anneyi idrar yolu enfeksiyonlarından, göğüs ve yumurtalık kanserinden koruduğu bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme ucu çatlakları oluştuğunda ne yapmalı ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemli tedavi , Meme ucu çatlaklarını oluşmadan önlemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme başı çatlaklarını ve yarıklarını engellemek için hamileliğin 8. ayından itibaren göğüslerin emzirmeye hazırlanması gerekmektedir “Bu nedenle, banyodan sonra kullanılacak Lanolin ve Zeytinyağı içeren gögüs ucu krem ile, doğum sonrası hem annenin acı çekmesini engelleyecek, hem de bebeğin gelişimi için gerekli olan süre süt vermesini kolaylaştıracaktır.” Bilindiği gibi, Zeytinyağı antiseptik ( bakteri,mantar ve mikrop üremesini engelleme ) bir özelliği sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme ucu çatlakları oluştuğunda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Memeler ılık su ile silinmeli, havalandırılarak kurulanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bebeğinizi emzirirken doğru emzirme pozisyonu alın, sadece meme ucunu değil meme ucunu çevreleyen areola adı verilen koyu alanın tümünü bebeğin ağzına almasını sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Her emzirmede meme başının farklı bir kısmı baskı görecek şekilde bebeğinizin pozisyonunu ayarlayın, ancak her seferinde bebeğinizi göğüslerinize bakar şekilde tutunuz. Diğer öğünde bebeğinizin emmediği ya da tam boşaltamadığı memeden başlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Meme başı kuruduktan sonra elle sıkılarak memeden damlaması sağlanan birkaç damla süt hafifçe meme başına sürülüp kendiliğinden kuruması beklenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Özellikle meme ucuna Zeytinyağlı ve Lanolin içeren gögüs ucu kremi Nas Lanolin ince bir tabaka oluşturacak şekilde uygulanmalı ve gerekiyorsa tedavi ile desteklenmelidir. Emzirme sonrası memenin kuru tutulmasına özen gösterilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sızıntıların memeyi ıslatmaması için sık meme başı pedi değiştirilmeli ve emzirme aralarında hava ile temas sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yüzeysel bir iltihap için antibiyotikli krem kullanılması gerekirse emzirme öncesi meme durulanmalıdır. Unutulmamalı ki bir aydan sonraki meme ucu enfeksiyonlarının en önemli nedeni ise mantar enfeksiyonlarıdır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8696170373177459372?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8696170373177459372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8696170373177459372' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8696170373177459372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8696170373177459372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/07/emziren-annelerin-kabusu-meme-ucu.html' title='Emziren Annelerin Kabusu: Meme Ucu Çatlıyor'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TE7tdrXOU0I/AAAAAAAABK8/L7iODv91KqM/s72-c/emziren+anne.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-3532980561077555557</id><published>2010-07-27T07:25:00.001-07:00</published><updated>2010-07-27T07:27:59.891-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saldırganlık yapan çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaramazlık yapan çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaramaz çocuklara nasıl bakılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk bakımı'/><title type='text'>Saldırgan Çocuğa Karşı Nasıl Davranılmalı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Saldırgan Çocuğa Karşı Nasıl Davranılmalı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TE7soTI3OhI/AAAAAAAABK0/JSnOBmmcPag/s1600/%C3%A7ocuk.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 116px; FLOAT: left; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498592372142324242" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TE7soTI3OhI/AAAAAAAABK0/JSnOBmmcPag/s200/%C3%A7ocuk.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Eğer son günlerde çocuğunuz olur olmaz her şeye sinirlenmeye ve şiddet içerikli davranışlar sergilemeye başladıysa, bir an önce tedbir almanızda fayda var. Çocuğunuzun saldırganlığının önünü alabileceğiniz öneriler:&lt;br /&gt;Hiç uykunuzdan başınıza vurulan bir oyuncak araba, kumanda veya benzeri sert bir cisimle uyandırıldığınız oldu mu? Çocuğunuzun size ve çevresine karşı şiddet içerikli davranışları karşısında ona 'saldırgan' etiketi yapıştırmadan önce, Bebeğim ve Biz dergisinin önerilerini okuyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolojik Danışman Alev Köymen, saldırganlığın doğuştan getirilen bir dürtü olduğunu söylüyor: "Başlangıçta, içinden gelen saldırganlığı bütün çıplaklığı ve yalınlığıyla dışa vuran çocuk, zamanla öfkesini ve saldırgan davranışlarını engellemeyi öğrenir. 2-3 yaş döneminde, çocuğun yaşantısındaki değişimlerde ve oyunlarda normal kabul edilebilir. Fakat eğer sürekliliği varsa ve yoğun yaşanıyorsa, o zaman yardım alınması gereken boyutta demektir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DUYGUSAL BOŞALIM MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köymen'e göre çocuğun oyunlarında gösterdiği saldırgan davranışları, oyuncak bebekleri dövmesi, oyuncakları kırması, savaş oyunları oynaması nadiren oluyorsa ve süreklilik arz etmiyorsa duygusal boşalımı sağlaması açısından sağlıklı da olabilir. Bazı çocuklar davranışlarıyla saldırganlıklarını açıkça sergilerler. Kendisiyle yaşıt arkadaşlarına ya da çevresindeki diğer insanlara vurur, tekme atar, bir şeyler fırlatır ve etrafındakilere zarar verir. Bazı saldırgan çocuklar ise insanlara zarar vermez ancak düşmanca oyunlar oynayarak, oyuncakları kırarak saldırganlığını ortaya çıkarır. Köymen, saldırganlığın önüne geçmeniz için uygulamanız gereken yolları şöyle anlatıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖRNEK OLUN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne-baba çocuğa olumlu davranışlarıyla model olmalı. Ayrıca öfkeli olmadığı ya da zor bir durumla baş edebildiği anlarda çocuğun bu davranışını tanımlayarak ödüllendirmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEÇİM ŞANSI VERİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun anne-babasıyla karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan olumlu bir ilişki kurması desteklenmeli. Ayrıca çocuğa seçme olanağı vererek gereksinimlerini çekinmeden söyleyebileceği bir ortam yaratılmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOLERANS YOK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırgan davranışlara tolerans gösterilmemeli. Çocuğun istekleri bu tip davranışları sonucunda yerine getiriliyorsa, çocuk isteklerini elde etmek için saldırganlığı araç olarak görmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUÇLARINI GÖRSÜN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğa bu tür davranışlarının dezavantajları gösterilmeli. Saldırgan davranışları ile isteklerini elde edemeyeceğini, istediği şeyleri kaybettiğini görmesi sağlanmalı ve sonuçlarını yaşamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AĞIR CEZALAR VERMEYİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırgan davranışları cezalandırılmaktan kaçınılmalı. Ceza (özellikle fiziksel şiddet içeren cezalar) çocukta düşmanca duygu geliştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEN DİLİNİ KULLANIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırgan davranışlar ortaya çıktığında yetişkinler sakin davranmalı, anormal duygusal tepkiler yerine ben dilini kullanmalı. Örneğin; "Böyle davrandığın için çok üzüldüm" demeli. Çocuk gergin ve sinirliyken onunla tartışmamalı, sakinleşmesini beklemeli, davranışı ile ilgili daha sonra konuşulmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORUMLULUK ALSIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğa çeşitli sorumluluklar verilmeli, başarabileceği kadarıyla birçok şeyi başlatıp bitirmesi sağlanmalı. Çocuk başarma duygusunu yaşamalı. Aile içi disiplin uygulamalarında ve ev kurallarında tutarlı olunmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANLIŞ MODEL ALMASIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun televizyon ya da diğer kitle iletişim araçlarında şiddet ve saldırganlık içeren görüntüleri izlemesi engellenmeli. Bunları model almasına izin verilmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENERJİSİNİ BOŞALTSIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların içlerindeki enerjiyi boşaltabilecekleri ya da saldırganlıklarını yöneltebilecekleri uygun ortamlar hazırlanmalı. Parkta koşma, spor yapma, oyuncak tahtalara çivi takma gibi. Çocuk bu tür davranışların öğrenildiği ya da yapılmasının normal karşılandığı ortamlardan uzak tutulmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden sinir törpüsü oluyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda görülen saldırgan davranışların ortaya çıkmasına ve artmasına neden olduğu düşünülen bazı durumlar şöyle sıralanabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukta var olan, mevcut enerjinin boşaltılmasına izin vermeme ve engelleme (oyun oynamasına, koşmasına ya da hareket etmesine izin vermeme gibi).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun çabalarını görmezlikten gelme, yok sayma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıklıkla eleştirme ve azarlama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne-babanın da sinirlenince saldırgan davranışlar sergilemesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırgan davranışların ebeveyn tarafından ödüllendirilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleneksel kültürün erkek çocuğun saldırganlığını onaylaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun yetişkinlerden katı ceza, anlayışsızlık, yetersiz sevgi görmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitle iletişim araçlarının olumsuz etkisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne-baba tutumlarının olumsuzluğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun annebabadan şiddet görmesi ya da herhangi bir şekilde şiddete maruz kalması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların dışında beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesi, zeka geriliği, epilepsi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi fizyolojik sorunlar da saldırgan davranışların görülmesine neden olur. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-3532980561077555557?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/3532980561077555557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=3532980561077555557' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3532980561077555557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3532980561077555557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/07/saldrgan-cocuga-kars-nasl-davranlmal.html' title='Saldırgan Çocuğa Karşı Nasıl Davranılmalı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TE7soTI3OhI/AAAAAAAABK0/JSnOBmmcPag/s72-c/%C3%A7ocuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-4357572941789067878</id><published>2010-06-09T07:06:00.000-07:00</published><updated>2010-06-09T07:11:38.438-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kulak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulak enfeksiyonları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulak hastalıkları'/><title type='text'>Çocuklarda Kulak Enfeksiyonları ve Bitkisel Tedavisi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocuklarda Kulak Enfeksiyonları ve Bitkisel Tedavisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulak enfeksiyonları, özellikle gündüz bakım evlerinde, küçük çocuklar arasında önemli bir problemdir. Hastaneler gibi, gündüz bakım merkezleri de antibiyotiğe dirençli bakterilerin gelişmesine neden olan yerlerdir ve bunlar hızla öğrenci toplulukları içinde yayılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli sayıdaki çalışmalar kulak enfeksiyonları nedeni ile antibiyotikler, cerrahi müdahale ve &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TA-g2mhjYmI/AAAAAAAABEE/E8-uxtQu5WA/s1600/cocuklarda+kulak.bmp"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 134px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480776131447841378" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TA-g2mhjYmI/AAAAAAAABEE/E8-uxtQu5WA/s200/cocuklarda+kulak.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;farmasötik dekonjestanlar ile tedavi edilen çocukların, çocukluk çağları boyunca çok daha fazla sayıda kulak enfeksiyonlarına maruz kaldıklarını göstermiştir ve cerrahi müdahale durumlarında diğer çocuklara göre daha fazla duyma kaybına uğramaktadırlar. Pek çok çalışma hiçbir müdahale görmeyen çocukların, hatta çok ciddi kulak enfeksiyonlarında bile, tıbbi müdahale gören çocuklara göre çok daha iyi durumda kalmayı başarırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kulak Enfeksiyonlarını Önleme&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada çocukların sağlığını korumak ve kulak enfeksiyonlarını en aza indirmek için akılda tutulması gereken pek çok şey vardır:&lt;br /&gt;• Biberonla beslenen bebek ve küçük çocuklarda kulak enfeksiyonları meme emenlerden çok daha fazladır.&lt;br /&gt;• Biberonla beslenirken sırt üstü yatırılan bebek ve çocuklarda kulak enfeksiyonu gelişme riski çok daha yüksektir (süt bazen kulak kanalına kaçar). Onla kucağınızda başlarını vücutlarından yukarıda tutmak veya; eğer oturabiliyorlarsa, oturtarak içirmek en iyisidir.&lt;br /&gt;• Diyetlerindeki süt ürünleri kulak enfeksiyonları yaygınlığında önemli bir rol oynamaktadır.&lt;br /&gt;• Çocuklar bağışıklık sistemleri yapılanırken erken yaşam dönemlerinde pek çok ufak hastalığa maruz kalırlar. Pek çok durumda, bağışıklık sistemi kendini ayarlar ve hastalık geçer. Bu işlemin bir parçası olarak, gündüz bakımevlerinde bulunan çocuklar, evde kalan çocuklara göre çok daha fazla enfeksiyona maruz kalırlar.&lt;br /&gt;• Pek çok vakada, diyet ve bitkisel bakım çocukluk çağı kulak enfeksiyonlarının tedavisini sağlar.&lt;br /&gt;• Doğumdan hemen sonra emzirme, normal doğum, sık tensel temas ve bebeğin vücudunu anne vücudu bakterileri ile doldurma çocuk için güçlü bir bağışıklık sistemi yaratacak ve çocukluk çağı kulak hastalıklarını azaltacaktır.&lt;br /&gt;• Annesini emen bebekler için, eğer solunum anne üst yolları enfeksiyonlarını tedavi etmek için bitkisel ilaçlar alıyorsa, bunlar süt ile salgılanacaklar ve beyin sistemine geçeceklerdir.Çok küçükler için, bebek ve küçük çocukların pek çoğu onlara düşkün oldukları için gliseratlar veya tıbbi ballar çok yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çocukluk Çağı Kulak Enfeksiyonlarının Tedavisi&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocukluk çağı kulak enfeksiyonlarının pek çoğu bitkisel kulak yağı kullanılarak; bütün süt ürünleri kesilerek; bitkisel çaylar içerek; hastalık süresince bağışıklık çorbası içilerek; uygun bitkisel tentürler, ballar veya gliseratlar kullanarak; ve bitkisel buharlar kullanılarak tedavi edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar antibiyotiğe dirençli Haemophilus influenzae, Staphyiococcus aureus, Streptococcus pneumoniae ve Branhamella catarrhalis soylarının kulak enfeksiyonlarına karşı çok duyarlıdırlar. Yukarıdaki tedavi planı bu tür hastalıkların tedavisinde çok etkili bulunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kulak Enfeksiyonu İçin Yağ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*5 diş sarımsak,&lt;br /&gt;*120 ml zeytin yağı,&lt;br /&gt;*20 damla okaliptüs esansı yağı,&lt;br /&gt;*15 damla greypfrut çekirdeği çözeltisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Sarımsağı ince ince doğrayın, zeytin yağı ile küçük bir kızartma kabına koyun ve bir gece ocağınızın en düşük ateşinde kızartın.&lt;br /&gt;2. Bir bez ile yağı süzün ve iyice sıkın.&lt;br /&gt;3. Sarımsak yağına okaliptüs esansı yağı ve greypfrut çekirdeği çözeltisini ilave edin ve iyice karıştırın.&lt;br /&gt;4. Saklamak için kehribar rengi bir şişeye koyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanım: Cam göz damlalığını sıcak suyun altında bir dakika tutun, iyice kurulayın ve şişeden yağı emin.Saatte bir veya gerekli sıklıkta her iki kulağa 2′şer damla damlatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kulak Enfeksiyonu Tentür Karışımı &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarifi gliserat veya tıbbi bal olarak da hazırlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*30 ml zencefil tentürü,&lt;br /&gt;*30 ml ekinaka tentürü,&lt;br /&gt;*30 ml kırmızı kök tentürü,&lt;br /&gt;*30 ml meyan tentürü.&lt;br /&gt;-Tentürleri bir şişede karıştırın ve iyice çalkalayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanım: Belirtiler kaybolana kadar 68 kg vücut ağırlığı başına her saat başı 30 damla verin. En iyi meyve suları ile verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Brigitte Mars’ın Kulak Enfeksiyonları İçin Bitkisel Çayı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*25 gr Mormon çayı (Ephedra nevadensis),&lt;br /&gt;*25 gr kuşburnu,&lt;br /&gt;*25 gr mürver çiçeği (Sambucus türleri),&lt;br /&gt;*25 gr meyan kökü,&lt;br /&gt;*25 gr nane yaprağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1 lt suda bütün bitkileri kabaca ezin. Kaynamak üzere olan suyu bitkilerin üzerine dökün ve içilecek sıcaklıkta soğuyana kadar demleyin. İçilecek sıcaklıktayken tüketin. Eğer istenirse bal ile tatlandırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanım: İstenildiği kadar tüketilebilir. Mormon çayı kanamayı azaltır, kuşburnu hafif büzücü, iltihap giderici ve C vitamini açısından zengindir, mürver çiçeği hafif yatıştırıcıdır ve ateşi düşürür, meyan kökü iltihap giderici, tatlıdır ve virüs öldürücü ve de antibakteriyeldir ve nane ateşi düşürmeye, kanlanmayı azaltmaya yardımcı ve sakinleştiricidir. Ateşi düşürmeye yardımcı olmak için kedi nanesi ilave edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ÇOCUKLAR İÇİN UYGUN DOZLARI BELİRLEME&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar erişkinlerden çok daha küçüktürler ve genellikle bitkilere çok daha hassastırlar. Çocuklar için bitkisel ilaçlar hazırlarken aşağıdaki genel yaklaşımlardan birini kullanarak doz ayarlaması yapılmalıdır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Covvling Kuralı: Çocuğun bir sonraki yaş günündeki yaşı 24′e bölünür. 8 yaşına yaklaşan bir çocuk için, doz 8/24 olmalıdır, veya erişkin dozunun 1/3′ü.&lt;br /&gt;*Young Kuralı: Çocuğun yaşı (12 + çocuğun yaşı)’na bölünür. 3 yaş için, 3, (12 + 3)’e, veya 15′e bölünür, erişkin dozunun 1/5′i.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bitkisel Gliseratlar Ve Ballar Hazırlama&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harika tatları nedeni ile gliseratlar ve ballar çocuklar için mükemmeldir.İlave olarak, bal bir bitki ortamı oluşturucusu olarak güçlü etkilerini bitkiye katar. Gliserit hazırlarken sadece bitki bazlı gliserin veya doğal yaban çiçeği balı kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru Bitki Kullanma: 1 kısım bitkiye 5 kısım sıvı, sıvının % 10′unu % 95′lik alkol, % 60′ını gliserin veya bal, % 30′unu su meydana getirir. Eğer 140 gr iyi toz haline getirilmiş ekinaka kökü veya altınmühürünüz varsa, 740 ml sıvıya ihtiyacınız olacaktır, bunun 75 ml % 95′lik alkol, 445 ml’si gliserin veya bal, 220 ml’si su olacaktır. Bütün sıvıları iyice karıştırın, toz bitkiyi ilave edin ve kapaklı bir konserve kavanozunda 2 hafta bekletin, her gün çalkalayın. Süzdürün ve mümkün olan en fazla sıvıyı almak için bitkiyi bir bezle sıkın. Gliserat veya balı kehribar renkli bir şişede güneşten uzak bir yerde saklayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taze Bitki Kullanma: 1 kısım bitkiye 2 kısım sıvı kullanın: % 15′i % 95Tık alkol ve % 85′i gliserin veya bal.Böylece 150 gr bitkiniz varsa, 300 ml sıvı kullanmanız gerekir. Bunun 45 ml’si % 95Tık alkol ve 255 ml’si gliserin veya bal olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dozaj: Genellikle, gliseratlar ve ballar tentürler kadar güçlü değildir ve tentürlerin bir misli daha fazla dozlarda verilmeleri gerekir. Eğer normalde 15 damla vermeniz gerekiyorsa, 22 damla verebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ateş ve İshali Hafifletme&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar korkutucu E. coli 0157-.H7 ve antibiyotiğe dirençli Shigella dysenteriae soylarının neden olduğu ishallere duyarlıdırlar. Bu bakterilerle ciddi olarak hastalandıklarında yüksek ateşte gelişebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciddi ateşleri düşürmek için en iyi bitki mercan köküdür (Corallorhiza maculata), çay veya tentür olarak kullanılır.1 çay kaşığı kök 250 ml suda 30 dakika demlenir ve içilir, veya 27 kg ağırlığındaki bir çocuğa 30 damla kadar tentür verilir. 30 ml kedi nanesi ilavesi ile ateş düşürmekte son derece etkilidir. Son olarak, ıslak bezlerle çocuğu ovmak son derece etkili olur.İshal için bir çay ve tentür karışımı genellikle etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Rosemary Gfadstar’ın İshal İçin Çayı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*3 kısım böğürtlen kökü,&lt;br /&gt;*2 kısım kara ağaç kabuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Bitkileri bir araya karıştırın.&lt;br /&gt;2. Bitki karışımından 1 çay kaşığını 1 bardak suda 20 dakika ağır ateşte kaynatın.&lt;br /&gt;3. Süzün ve soğutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İshal İçin Tentür Karışımı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*30 ml altmmühür kökü tentürü,&lt;br /&gt;*30 ml akasya tentürü,&lt;br /&gt;*30 ml kriptolepsis tentürü,&lt;br /&gt;*10 ml greypfrut çekirdeği çözeltisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tentürleri karıştırın ve iyice çalkalayın.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kullanım&lt;/strong&gt;: Belirtiler kaybolana kadar, her 68 kg’lık vücut ağırlığı başına, her 1 ila 2 saatte bir, su veya meyve suyu içinde verin. Eğer belirtiler 48 saatten daha uzun sürede kaybolmuyor ise, bir doktora başvurun. Kötü E. coli 0157-.H7 bakterisi, özellikle çocuklar için tehlikelidir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-4357572941789067878?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/4357572941789067878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=4357572941789067878' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4357572941789067878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4357572941789067878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/06/cocuklarda-kulak-enfeksiyonlar-ve.html' title='Çocuklarda Kulak Enfeksiyonları ve Bitkisel Tedavisi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/TA-g2mhjYmI/AAAAAAAABEE/E8-uxtQu5WA/s72-c/cocuklarda+kulak.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-4073796053774614350</id><published>2010-06-07T10:06:00.000-07:00</published><updated>2010-06-07T10:09:51.109-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebekler sünnet yapılması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sünnet yapılmış bir bebek nasıl beslenmeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><title type='text'>Sünnet Yapılmış Bİr Bebek Verilecek İlk Gıda</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Sünnet Yapılmış Bİr Bebek Verilecek İlk Gıda&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinize vereceğiniz ilk katı gıda maddelerinin çok lezzetli olmasına özen gös&amp;shy;terin. Tabii ki besin değeri olan gıda maddelerini seçmeniz yerinde bir davranış olacaktır ancak katı gıdalara geçiş aşamasında öncelikli olan kriter bebeğinize ve&amp;shy;receğiniz yiyeceğin tadının güzel olmasıdır. Geçiş aşamasında uyulması gereken başka bir kriter de bebeğinize vereceğiniz besinin sindirim sistemini zorlayan bir yiyecek olmamasıdır. Bebeğinize vereceğiniz katı besinleri rendelemeye, ezmeye ve püre haline getirmeye çalışın. Anne sütünden kesilen bebekler yediklerini he&amp;shy;men çiğnemeye alışamaz ve emmek isterler. Hazırlayacağınız püreler bebeğinizin işini kolaylaştıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Püreler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Elma, armut, şeftali, kayısı ve muz püresi&lt;br /&gt;■ Havuç, bezelye, tatlı patates, karnabahar, nohut ve brokoli püresi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;■ Pirinç lapası&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz 6. ayını doldurduğunda doktorunuzun da uygun gördüğü yiyecek&amp;shy;leri püre haline getirmeyi deneyebilirsiniz. Bebeğinize farklı bir gıda maddesi ye&amp;shy;dirmek istiyorsanız, bu gıdanın yanında başka bir katı gıda vermeyin. Bebeğinizi alıştırmaya çalıştığınız katı gıda maddesini 3-4 gün boyunca denemeye çalışın. Bu süre içinde bebeğiniz bu gıda maddesinin tadına alışır. Bebeğinize farklı bir gıda maddesi yedirmek istiyorsanız, önerilen süreyi bekleyin çünkü yeni bir damak ta&amp;shy;dına alışması zaman alabilir. Yeni bir gıda denemesi için beklediğiniz 3-4 günlük sürede, bebeğinizin vücudunun verdiği reaksiyonları da takip edin. Örneğin, dene&amp;shy;diğiniz gıda bebeğinizde alerjiye ve benzeri bir sağlık sorununa yol açıyor mu? Bu tür soruların cevapları bebeğinizin sağlığı için oldukça önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinize vereceğiniz ilk gıdalar akşam yemeği için hazırlanan klasik yemek çeşitlerinden olmak zorunda değildir. Bebeğiniz verdiğiniz yiyecekten sadece bir&amp;shy;kaç kaşık yemekle yetiniyorsa, endişelenmeyin. Yemek yemeye alışan bebekler öğ&amp;shy;le ve akşam yemeği düzenine ve bu düzen çerçevesinde yenilen yemeklere de alı&amp;shy;şırlar. Bebeğinize, yemeğini bitiremeyeceği konusundaki endişelerinizi hissettir&amp;shy;meyin. Aksi takdirde, bebeğinizin yemeği, “endişe duygusu” ile özdeşleştirmesine neden olursunuz.&lt;br /&gt;Bebekler için önerilmeyen gıdalar&lt;br /&gt;“Alerji ve gıda tahammülsüzlüğü” başlığı altında bebeklerin sağlığını bozan bazı gıdalardan söz edeceğiz. Bu bölümde ise alerji ve gıda tahammülsüzlüğü dışında&amp;shy;ki sebeplerden dolayı uzak durulması gereken bazı gıda maddelerinden bahset&amp;shy;mek istiyoruz:&lt;br /&gt;■ Ağır kırmızı et türleri (örneğin, kuzu eti) bir bebeğin sindiremeyeceği kadar fazla yağ oranına sahiptir. Bebeğiniz 9 aylık olana kadar, bu tür et çeşitlerin&amp;shy;den kaçının.&lt;br /&gt;■ Bebek mamalarına tuz koymayın. Tuzlu gıdalar bebeklerin böbreklerini yorar.&lt;br /&gt;■ Bebeğiniz 6-7 aylık olana kadar, mamalarına baharat koymayın.&lt;br /&gt;■ Şekerli yiyecek ve içecekler diş çürümesini kolaylaştırır&lt;br /&gt;■ Kızartılmış gıdalar bebekler için uygun değildir. Bebeğinizin mamalarına katı yağ ya da tereyağı koymayın. Sıvı yağ kullanmamaya çalışın. Buharda pişirilen mamalar bebekler için idealdir.&lt;br /&gt;Bebeğiniz tattığı birbirinden farklı gıdalardan sonra herhangi bir sorun yaşama-mışsa, sizinle beraber sofraya oturabilir ve büyüklerinin yediği yiyecekleri yemeye başlayabilir. Özellikle de kahvaltı bebekler için ideal bir başlangıçtır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-4073796053774614350?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/4073796053774614350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=4073796053774614350' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4073796053774614350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4073796053774614350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/06/sunnet-yaplms-bir-bebek-verilecek-ilk.html' title='Sünnet Yapılmış Bİr Bebek Verilecek İlk Gıda'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-4316539729342315119</id><published>2010-05-14T05:40:00.000-07:00</published><updated>2010-05-14T05:44:55.895-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aileye yeni bir kardeş gelmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kardşlerde kıskançlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kıskaçlık nedeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kardeş kıskançlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kıskançlık sebebleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklar neden kardeşlerini kıskanır'/><title type='text'>Aileye Yeni Bir bebek Ve Kardeşin gelmesi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Aileye Yeni Bir bebek Ve Kardeşin gelmesi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1FWp5fUJI/AAAAAAAAA_U/BvTyhwFu-UM/s1600/yeni+bir+karde%C5%9F.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 118px; FLOAT: left; HEIGHT: 86px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5471105377831440530" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1FWp5fUJI/AAAAAAAAA_U/BvTyhwFu-UM/s200/yeni+bir+karde%C5%9F.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Çocuklu ailelerde yeni bir bebeğin gelmesi hem heyecan, hem de diğer bir çocuk düşünülünce kaygı verici bir durum olabiliyor. Özellikle ikinci bebeklerine hamile olan anneler ilk hamileliklerine göre farklı bir yaş dönümünde, daha bilinçli, belki de son kez hamile olacakları düşüncesinde olmaları sebebiyle hamileliklerini daha farklı bir heyecanla karşılayabiliyorlar. Diğer taraftan aynı anneler, ilk çocuklarıyla hamilelik boyunca ya da sonrasında yeterince ilgilenememekten, ilk çocuklarının ikinci plana düşmelerinden, artık sevilmediklerini düşünmelerinden, yeni doğacak bebeği kıskanıp üzülmelerinden ve bu sebepten ruhsal problemler yaşayabilmelerinden ciddi kaygılar içinde de olabiliyorlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Aileye yeni bir bireyin katılması elbette ki yaşanılan ortamda birtakım değişiklikler yaşanmasına sebep oluyor, bu değişikliklere karşı bakış ve duruşunuzun yaşanılan bu değişimlerin ya bir sorun ya da yeni yaşama adapte olma adına olumlu bir alternatif oluşturmasında önemli bir kriter olabiliyor. Bu durumda hem yaşanılan anın tadını çıkarmak hem de yenilikleri yumuşak geçişlerle olumlu karşılamak adına birtakım yaklaşımlar içinde olmak faydalı olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;•Bu dönemde her şeyin üstesinden sadece sizin gelmeye çalışmanız, kendinizi çaresiz hissetmenize sebep olacaktır ve en önemlisi bunun bir süreç olması sebebiyle uzun vadede çabuk yorulacak ve o zamana kadarki çabalarınızı geçersiz görme eğiliminde olacaksınız. Yaşadığınız kaygı ve sıkıntılarınızı eşiniz, çevreniz ya da uzman kimselerle paylaşmak hem üzerinizdeki yükü hafifletecek hem de uzun vadede yaşanabilecek durumlara karşı ruhsal durumunuzu korumanıza hatta daha olumlu ve güçlü durmanıza yardımcı olacak, yaşadığınız andan keyif almanızı kolaylaştıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren ilk çocuğunuzu adım adım yaşanacaklara hazırlamak önemlidir. Çocuğunuzu olası yenilik ve değişimlerden haberdar etmek, onunla paylaşım ve iletişim içinde olmak hatta çeşitli konularda onun da görüşlerini almak, çocuğunuzun yeni bir kardeşe hazırlanmasında, kendini bu yeni durumun bir parçası gibi hissetmesinde, beklenmedik durumlar karşısında yaşayabileceği stres ve gerginliği böylelikle yaşamamasında faydalı olacaktır. Tüm bu uygulamalarda çocuğunuza yaşananları tam deneyimlemesi için-çocuğunuz algılama ve anlamada sizin kadar hızlı olmayabilir- zaman vermeniz, onu herhangi bir davranış içinde olmaya zorlamamanız –‘sen kardeşine bakacaksın’ ya da ‘sen büyük kardeşsin artık bebekliğin bitti kardeşin daha küçük ve o evin bebeği’ gibi- ve bu konularda konuşmak ya da dinlemek istemediği zamanlarda da ona saygı göstermeniz önemlidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;•Yaklaşımlarınızın gerçekçi olmasına da dikkat etmelisiniz; örneğin çocuğunuzun kardeşini hiç kıskanmasını istememeniz ya da çocuğunuza her şey aynı olacak hiçbirsey değişmeyecek demeniz hiç gerçekçi bir yaklaşım değildir. Çocuğunuz zaman zaman kardeşini kıskanacak hatta ileride küçük kardeşi de onu kıskanabilecektir, ayrıca çocuğunuz bazı zamanlarda kardeşine ve size kızabilir hatta sizi ve kardeşini sevmediğini bile ifade edebilir; çocuğunuzun bu yaklaşımlarını anlamaya çalışın, bırakın olumsuz duygularını da ifade etsin, bu tutumu olumsuz bile olsa sizinle yine de bir paylaşım içinde olduğunu gösterir, onun olumlu duygularının yanı sıra olumsuz duygularını da ifade etmesine izin verin. Olumsuz yaklaşımlar karşısında hemen kendinizi suçlamaktan ya da çocuğunuzla bir savaş içine girmekten kaçının; göreceksiniz çocuğunuz dinlenildiğini ve kabul gördüğünü hissettikten bir süre sonra rahatlayacak ve bu sefer o sizi dinleyecek, kabul edecek ve size yaklaşacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;•Bir anne olarak kendinize ve içgüdülerinize güvenin, siz de biliyorsunuz ki pek çok durumda en iyiyi siz biliyor ve hissediyorsunuz. Kendi yolunuzda kaybolduğunuzu hissettiğiniz zamanlar elbette ki olacaktır, o zamanlarda da yardım almaktan çekinmeyin, bu sizi zayıflatmaz aksine sizi güçlü kılacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın getirdikleriyle birlikte sizin hamileliğiniz sona erecek, bebeğiniz doğacak ve çocuğunuz zaman içinde kardeşini benimseyecektir, elbette amacımız bu sürecin sağlıklı ve mutlu işler olmasıdır. Tüm bunların yanı sıra çocuğunuza duyarlı olmanız, onu anlamaya çalışmanız, onun uzaktan da olsa takipçisi olmanız ve eğer çocuğunuzda alışık olmadığınız durumları fark etmeniz halinde de bir uzmandan yardım almaktan kaçınmamanız bazen bazı sıkıntıların daha büyümeden önüne geçilmesini sağlayacaktır. Unutmayın önemli olan bir sorun ya da hastalık anında ne yapacağımız değil, daha bunlar olmadan nasıl bir önlem alacağımız ya da sağlıklı halimizi daha iyi nasıl koruyacağımızdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Her yaşanılan an güzelliğini içinde saklar, işte o her anın güzelliğini keşfettikçe, kaygı ve karamsarlığın karanlığından uzaklaşmaya aydınlığın içinde huzur bulmaya başlarsınız… &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-4316539729342315119?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/4316539729342315119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=4316539729342315119' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4316539729342315119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4316539729342315119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/05/aileye-yeni-bir-bebek-ve-kardesin.html' title='Aileye Yeni Bir bebek Ve Kardeşin gelmesi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1FWp5fUJI/AAAAAAAAA_U/BvTyhwFu-UM/s72-c/yeni+bir+karde%C5%9F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-286622967779934426</id><published>2010-05-14T05:35:00.000-07:00</published><updated>2010-05-14T05:40:15.283-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde ilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde anne va babanın ilgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni doğan bebek bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni doğan bebekle iletişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek yetiştirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerle ilgilenmek'/><title type='text'>Yeni Doğan Bebeğinizle İletişim</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yeni Doğan Bebeğinizle İletişim&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1ETldF4QI/AAAAAAAAA_M/WBGEnd4xVl8/s1600/yeni+do%C4%9Fan+bebeginizle+ileti%C5%9Fim.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 136px; FLOAT: left; HEIGHT: 77px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5471104225587355906" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1ETldF4QI/AAAAAAAAA_M/WBGEnd4xVl8/s200/yeni+do%C4%9Fan+bebeginizle+ileti%C5%9Fim.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bebeğinizin doğumuyla birlikte hayatınızda birçok değişiklik –eşinizle ilişkinizde, sosyal yaşantınızda, hayata bakışınızda, alışkanlıklarınızda, zamanı kullanma biçiminizde, fiziksel/zihinsel/ruhsal durumunuzda- sizi karşılıyor olacak; bunlardan bebeğinizle kuracağınız iletişim hem bebeğinizin sizi anlayabilmesinde hem de sizin bebeğinize kendinizi ifade edebilmenizde ve karşılıklı doyum alabileceğiniz bir ilişki yaşayabilmenizde önemli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizle daha ilk doğduğu andan itibaren iyi bir iletişim içinde bulunabilir ve bu temelden kurduğunuz iletişim sizin bebeğinizle ilişkinizin ileriki zamanlara da daha sağlıklı ve sağlam taşınmasına yardımcı ve faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz ilk zamanlar kendini anneden ya da en yakın bakıcısından ayrı bir birey olarak algılayamaz, dolayısıyla anneyle ya da en yakın bakıcısıyla kuracağı ilişki bebeğinizin mutlu olup olmamasında ya da kendini olumlu ya da olumsuz algılamasında temel oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizle kuracağınız iletişimin çok yönlü ve çeşitli yollardan olması hem sizin bebeğinize birçok yoldan kolay ulaşmanızda hem de bebeğinizin beklenen gelişiminin daha etkin ve hızlı olmasını sağlamanızda faydalıdır. Bebeğinizle iletişiminizin çok yönlü yaklaşımlarla gerçekleşmesinde başlıca örnekler verilebilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Öncelikli olarak bebeğinizin doğumundan itibaren kuracağınız en etkili iletişim ten temasıdır. Doğum sonrasında bebeğinizi kucağınıza almanız, bebeğinizin teninizi hissetmesi, kalp atışınızı ve onunla konuşurken sesinizi duyması bebeğinizin rahatlamasına, kendini güvende hissetmesine ve doğumda sizinle bir şekilde kopan –fiziksel olarak doğumda 9 aydan sonra anneyle kordon bağının kesilmesi ve psikolojik olarak bebeğin bulunduğu anne karnından ayrılarak tanımadığı bir ortama adapte olma zorunluluğu ve mücadelesi- bağını farklı da olsa tekrar oluşturmasında ciddi bir önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebeğinizin temel bakım ihtiyacını-temizliği, beslenmesi,vb- karşılama elbette bebeğinizle kuracağınız ilişkinin hem sağlık hem gelişim hem de temelde güven oluşturması bakımından gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebeğinizin anlamadığını, daha çok küçük olduğunu düşünseniz bile onunla sık sık konuşmanız iletişiminizde sağlıklı bir temel oluşturur. Bebeğinizle gerek kendiniz ya da diğer aile bireyleri hakkında, gerekse ona bakım olarak yapacaklarınızdan önce onu bilgilendirmek amacıyla konuşmanız bebeğinizin size yönelmesine, sizi anlamaya çalışmasına daha sonrasında da sizi hızlı bir şekilde anlamaya başlamasına ve gelişimini etkin bir ölçüde gerçekleştirmesine yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebeğinize düzenli aralıklarla bebek yağlarıyla yapacağınız masajlar da bebeğinizin rahatlamasında ve sizinle hem görsel hem de bedensel iletişim kurmasında faydalı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Müzik ruhun gıdasıdır. Bebeğinizle oynarken ve temel bakımlarını karşılarken yumuşak ya da klasik bir müzik bebeğinizi sakinleştirir ve birden fazla uyaran olması nedeniyle dikkat ve algılama becerisinin gelişmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebeğinizin özellikle ilk zamanlarında kendini rahatsız, huzursuz ve belki de güvensiz hissetmesine karşın sizin bir fön makinesini, elektrik süpürgesini açmanız veya size göre biraz gürültülü bir ev aletini kullanmanız bebeğinizin rahatlamasına sebep olabilir. Bunun başlıca nedeni bebeğinizin sizin karnınızdayken çeşitli organlarınızın çıkardığı farklı seslere alışık olması ve bu sesleri duyunca kendini sanki anne karnındaymış gibi hissediyor olmasıdır. Benzer bir örnek annesinden yeni ayrılmış bir köpek yavrusunun yastığının altına tik tak sesi çıkaran bir saat ya da sıcak su torbası koyarak, annesinin kalp atışlarıymış veya annesinin sıcaklığıymış gibi köpeğin sakinleşmesini görmek olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebeğinizin çevresini algılayışının daha anne karnındayken başladığını biliyoruz. Bebeğiniz gelişimi süresince her tür uyarana açık olacaktır ve zamanla sizin bile farkında olmadığınız durumları algılama becerisi gelişecektir. Bebeğinizin sizin anlamadığınız dillerdeki ifadeleri bile anlama becerisi bir zamana kadar sürecektir. Bu durum sadece sözel iletişimde yani onunla konuştuğunuz zamanlarda değil, konuşmadığınız zamanlarda bebeğinizin yaşanan ortamı hissetmesinde de geçerlidir. Burada belirtilmek istenen bebeğinizle kurduğunuz iletişimde bebeğinize çelişkili mesajlar vermemeye özen göstermenizdir. Konuşmalarınızla hissettikleriniz birbirinden çok farklı olursa bebeğiniz bundan rahatsız ve huzursuz olabilir. Örneğin; konuşmanın olmadığı gergin bir ortamda bebeğinizin nedensiz ağladığını görmeniz sizi şaşırtmasın, böyle durumlarda onu sakin –telaşsız ve tedirgin olmayan- bir ses tonuyla rahatlatabilir ve olağan bir durum olduğunu ya da geçeceğini ifade edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebeğinize çeşitli görsel, işitsel ve bedensel temas kuracağı obje ya da oyuncaklar almak bebeğinizin iletişim kanallarının gelişmesine ve başka durumlarla iletişim kurma isteğinin artmasına neden olacaktır. Ne güzel ki artık neredeyse her bebek için gidilen mağazalarda bu tür oyuncaklar mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebeğinizin bir bakıcı varsa eğer, onunla iyi ve sıkı bir iletişim içinde bulunmanız her bakımdan gereklidir. Bebeğinizin bakıcısıyla özellikle bir ağızdan hareket etmeniz ve bebeğinize genelde aynı mesajı vermeniz bebeğinizin mesajları net algılaması ve kendini huzursuz hissetmemesi bakımından önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebeğinizin sadece sizinle değil, çevresinde olan diğer kimselerle de iletişim içinde olmaya ihtiyacı vardır. Özellikle aile büyüklerinin –anneanne, babaanne, dedeler,nineler,vb.- bebeğinize vereceği sevgi ve bebeğinizin her biriyle kuracağı farklı iletişim onun gelişmesinde, iletişime açık olmasında ve iletişim kurmaktan keyif almasında faydalı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Her zaman ki gibi annelerin her türlü durum karşısında suçluluk duymak yerine kendi iç seslerine kısacası kendilerine güvenmeleri çok önemlidir. Yapılan bir hata olmuş ise ki asıl önemli dersleri hatalarımızdan alıyoruz, bunu kendimizi dinleyerek daha etkin ve hızlı yollardan düzeltebiliriz. Şunu hiç unutmayalım ki en sağlıklı ve doğru olan mükemmel değil, olabileceğimiz kadar iyi olmaya olan gayretimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İletişim kurmanın ve sevginizi ifade etmenin pek çok farklı yolu vardır. Bu yollardan her biri gelişime, doyuma, mutluluğa, huzura, güvene ve kelime haznenizde daha ne kadar olumlu sözcük var ise hepsine açılır. Ve en güzeli öyle bulaşıcıdır ki, herkese bulaşır, herkesin kendince sevgisini yaşamasını ve yaşatmasını sağlarken, herkesin her bakımdan hak ettiği daha doyumlu bir hayat yaşama olanağını da sunar… &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-286622967779934426?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/286622967779934426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=286622967779934426' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/286622967779934426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/286622967779934426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/05/yeni-dogan-bebeginizle-iletisim.html' title='Yeni Doğan Bebeğinizle İletişim'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1ETldF4QI/AAAAAAAAA_M/WBGEnd4xVl8/s72-c/yeni+do%C4%9Fan+bebeginizle+ileti%C5%9Fim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8634193746283967500</id><published>2010-05-14T05:29:00.000-07:00</published><updated>2010-05-14T05:35:37.058-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda televizyon etkisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='televizyon izleyen çocuklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='televizyon ve çocuklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek ve televizyon'/><title type='text'>TELEVİZYONUN BEBEK VE ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;TELEVİZYONUN BEBEK VE ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1C6eVJH8I/AAAAAAAAA_E/T0FpB3IseSQ/s1600/televizyon+%C3%A7ocuk.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 115px; FLOAT: left; HEIGHT: 95px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5471102694666608578" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1C6eVJH8I/AAAAAAAAA_E/T0FpB3IseSQ/s200/televizyon+%C3%A7ocuk.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Günümüzde televizyon, en popüler, neredeyse herkesin evinde olması sebebiyle bize en yakın ve kolay habere ulaşabilmemizi sağlayan, evde olduğumuzda en çok zamanımızı karşısında geçirebildiğimiz, en eğlenceli bulduğumuz, en kendimizi ve çocuklarımızı karşısında oyalayabildiğimiz iletişim araçlarından biridir. Evlerimizdeki bu renkli kutu özellikle çocuklar söz konusu olduğunda yarar ve zararları en çok tartışılan bir konudur da aynı zamanda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyde olduğu gibi bir durumun yararlı mı yoksa zararlı mı olması bizlerin o durum karşısında aldığımız tavır ve tutumlarımızla belirlenir. Çocuklarımızın hayatında televizyonun nasıl ve ne şekilde olması gerektiği konusunda bilinçlenir ve bu doğrultuda hareket edersek, çocuklarımızın televizyon gibi bir iletişim gerecinden olabildiğince yararlandıklarını ve zararlarından da bir o kadar uzak kaldıklarını bir ebeveyn olarak sağlamış oluruz. Televizyon ile ilgili bilmemiz gereken olumlu/olumsuz etkilerine ve ebeveynlerin televizyon karşısında uygulaması gereken faydalı yaklaşımlarına çeşitli örnekler verilebilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Televizyonun olumlu etkileri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebek ve çocuklar televizyon sayesinde -şimdilik- kendi küçük ve sınırlı dünyalarının dışına çıkıp gözlem yapabilme olanağı bulabiliyorlar. Diğer bebekleri, daha büyük çocukları, başka ebeveynleri, belki hiç görmedikleri hatta hayatları boyunca yakından hiç göremeyecek oldukları hayvanları ve yerleri, daha hiç tanımadıkları nesneleri görme ve daha hiç duymadıkları sesleri duyma imkanına sahip olabiliyorlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şüphesiz bu olanağın bebek ve çocuklarda öğrenmeyi teşvik eden ve hızlandıran, bebek ve çocukların aynı anda farklı uyaranlarla karşılaşmaları ve bu uyaranlara cevap vermeye çalışarak gelişim göstermelerini sağlayan, her türlü görsel ve işitsel algılama güdülerini geliştiren olumlu etkileri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebeğinizin ya da çocuğunuzun televizyon seyrederken yanında olmak, gerekli yerlerde ona açıklamalar yapmak, gerçekle gerçek olmayanı ayırt etmesini sağlamak, izlediğiniz konu ya da durumlarla ilgili eleştirilerde bulunmak, kısacası televizyon seyrederken aynı zamanda bebek ya da çocuğunuzla iletişim içinde olmak onun yararınadır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebek ve çocuğunuz bu sayede o an ya da ileriki zamanlarda izlediği her neyse onu eleştirebilir, pasif olmaktansa aktif ve bilinçli bir izleyici olmayı öğrenebilir ki hepimiz için sağlıklı olan da budur. Bu duruma ek olarak ailenize özel ayrılmış iletişim zamanlarının dışında televizyonu da bir çeşit aile içi iletişim, tartışma ve paylaşma aracı olarak kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Seçici ve kısa süreli televizyon seyri bebek ve çocuklarda geliştirici, hayata adapte olmayı kolaylaştırıcı, rahatlatıcı, eğlendirici ve bilgilendirici olması bakımından faydalıdır. Örneğin, televizyondaki bebek kanalları bebeklerin zamanından önce bilgilenmelerini, etkin ve hızlı bir gelişim kaydetmelerini sağlayabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Televizyonun olumsuz etkileri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebeğiniz ya da çocuğunuz zamanımız gereği televizyon ile erken tanışabilir, bu durumun yaratabileceği zararlardan sakınmak adına bebeğiniz ya da çocuğunuzun izlediği programlarda bilinçli bir ebeveyn olarak seçici ve dikkatli olmanız gerekir. Özellikle çocuğunuzun yaş durumuna göre olan programların seçilmesi elzemdir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir önceki ifadeyle çelişkili görünse de çocuğunuzun yaş durumuna göre olan programlarda dahi seçici olmanız önemlidir, çünkü zamanımızda çocuklar adına yapılan çizgi filmlerin birçoğu şiddet, çözümden çok sorun odaklı yaklaşımlar sunmaktadır ve bu çizgi filmleri seyreden çocuklarda da çeşitli korku, kaygı ya da şiddet eğilimi olabilmektedir. Sizin farkında olmadan da olsa seçtiğiniz şiddet içeren –bazen çizgi film boyunca bir sahne bile olsa- bir film, çocuğunuzun herhangi bir duruma karşı şiddeti kolayca ilk tepki ve davranış olarak seçmesine sebep olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Otizme eğilimi olan bebek ve çocukların uzun süre televizyon seyretmelerinin otizm olma olasılıklarını arttırdığını yapılan araştırmalardan bilmekteyiz. Bebek ve çocukların sürekli televizyon karşısında olmaları, pasif izleyiciler haline gelmeleri, adeta televizyon tarafından hipnotize olmuş gibi televizyon izlemeleri, bebek ve çocukların otizm dışında da çeşitli olumsuz etkilere maruz kalmalarına sebep olabilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Televizyonun olumsuz etkisi altında kalan bebek ve çocuklar kendilerini televizyondan uzak bir tarafa çekemezler. Bu durumda televizyon ile karşılıklı bir iletişim olmadığından bilgi akışı tek taraflıdır, bebek ve çocuğun işlevselliği minimum seviyededir ve bu nedenle uzun süre sürekli alıcı konumunda olan bebek ya da çocuğun gelişimi sağlıksız bir sürece girebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bebek ve çocukları televizyon karşısında uzun süre yalnız bırakmak, onların yanında olmamak ve onlara yemeği sürekli televizyon önünde yedirmek bebek ve çocukların televizyonun olumsuz etkilerine fazlasıyla maruz kalmalarına sebep olabilir. Ebeveynler televizyonun bebek ve çocuklarının ilgilerini çektiğini iyi bildiklerinden, bebek ve çocukları yemek yemek istemeyince televizyon karşısında onları kolayca yedirebiliyorlar, fakat bu durum hem çocuğunuzun ne kadar yediğinin farkında olmadan yemesine yani bir nevi robotlaşmasına hem de sağlıksız bir alışkanlığın temelinin atılmasına neden olmaktadır. Çevremizde televizyon karşısında çekirdek –veya herhangi bir şey- yiyen ve ne kadar yediğinin farkında olmayan hatta ‘alın bu çekirdekleri önümden kendimi tutamıyorum’ diyen kaç insan tanıyoruz? Tabiî ki bu olumsuz alışkanlığın getirdiği sağlık problemleri ve alınan istemsiz kilolara burada hiç değinmiyoruz. Bebek ya da çocuğunuzu beslerken televizyon yerine müzik ya da onun seveceği çeşitli renklerde, materyallerde, dokunup hissedebileceği, hatta ses çıkaran ve masal anlatan kitapları tercih etmeniz daha sağlıklı ve doğru olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Anne ve babaların ya da ev içindeki diğer bireylerin televizyon konusunda kötü örnek olmaları da bebek ve çocukların gelişiminde olumsuz görülebilir. En yakın çevrenin söz ve davranışlarıyla uyumlu ve istikrarlı olması elbette çok önemlidir. Bir ebeveyn çocuğunu sağlığı bakımından televizyondan uzak tutmaya çalışıyor, diğer taraftan kendisi uzun süreler boyunca televizyon karşısında kalıyorsa, bu durum eğitici, öğretici ve gerçek olmaktan çok yanıltıcı, bebek ve çocuğa farklı ve karmaşık mesajlar ileterek onu şaşırtıcı ve kafasını karıştırıcı olabilir; en önemlisi bir zaman sonra ebeveynin sadece televizyon konusunda değil diğer konularda da inandırıcılığı azalabilir ki bu da bebek ve çocukla kurulan temel iletişim bakımından sakıncalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öyle ebeveynler vardır ki televizyon karşısında hipnotize olmuş ve o sırada çocuklarının sordukları soruyu izledikleri programdan sonra cevaplayacaklarını söyleyen ya da televizyon seyrederken çocukları kavga etse bile umursamayan ; belki bu davranışlarını bilinçli olarak benimsemiyorlar ama bir çocuğun sorduğu hangi soru geçiştirilebilir ya da çocuk artık soru sormasa daha mı iyi olur; peki bir çocuğun hangi sıkıntısı bir televizyon programından üstelik çoğunlukla hiç tanımadığınız ya da bilmediğiniz kişileri izlediğiniz bir programdan daha önemli olabilir? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Farkında olmamız gereken şudur ki; bazen öyle anlar vardır ki kaçırılmamalıdır ve bir an çok şeyi değiştirebilir, işte televizyonu öyle seyretmeliyiz ki çevremizde böyle bir an olursa bunu ıskalamayalım özellikle söz konusu çocuklarımız olunca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Kısa süreli televizyon seyrinin yararlı olabileceği gibi uzun süreli televizyon seyrinin de geriletici, uyuşturucu, sosyal hayattan uzaklaştırıcı, yaşama adapte olmayı zorlaştırıcı ve zararlı etkileri olduğunu göz ardı etmemeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın her alanında olduğu gibi televizyon gibi bir iletişim aracını kullanırken de dengeli olmalıyız. Televizyon ancak yaşamımızda kullandığımız araçlardan biri olursa bizlere mutluluk verebilir. Kendimize şu soruyu soralım; biz mi televizyonu kullanıyoruz yoksa televizyon mu belli saatlerde bizi karşısına bağlıyor ve biz hiçbir şey yapamıyoruz; bu durumda çocuklarımızdan televizyona karşı alacakları tavırlarının ne olmasını bekliyor ve bunu onlarda nasıl şekillendirmeyi düşünüyoruz? &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8634193746283967500?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8634193746283967500/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8634193746283967500' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8634193746283967500'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8634193746283967500'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/05/televizyonun-bebek-ve-cocuklar.html' title='TELEVİZYONUN BEBEK VE ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1C6eVJH8I/AAAAAAAAA_E/T0FpB3IseSQ/s72-c/televizyon+%C3%A7ocuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8052236440878816725</id><published>2010-05-14T05:24:00.000-07:00</published><updated>2010-05-14T05:29:31.705-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anneleri çalışan bebekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çalışan anne'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anneleri çalışan çocuklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çalışan anneler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çalışan anneler için bebek bakımı'/><title type='text'>Çalışan Anneler</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çalışan Anneler&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1B2xEOhKI/AAAAAAAAA-8/hFjZvBAXxdk/s1600/cal%C4%B1%C5%9Fan+anneler.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 130px; FLOAT: left; HEIGHT: 79px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5471101531464828066" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1B2xEOhKI/AAAAAAAAA-8/hFjZvBAXxdk/s200/cal%C4%B1%C5%9Fan+anneler.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Geçmiş zamanlara göre annelerin daha çok iş yaşamında olmaları, günümüz anne-çocuk ilişkisini farklı boyutlarda - çocuğun bakımı, gelişimi, çocukla kurulan iletişim, geçirilen zaman ve bu zamanın nasıl geçirildiği- etkilemiş ve değiştirmiştir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Zamanımızda en çok merak edilen çalışan mı yoksa evinin hanımı olan annenin mi daha sağlıklı, mutlu ve her ebeveynin olmasını arzu ettiği çocuklar yetiştirdiği sorusunun cevabıdır. Burada bilmemiz gereken bu sorunun tek ve genel bir cevabının olmaması, her yaşanılan ortamın kendi içinde kendine özel değerlendirilmesi gerektiğidir. Şu da bilinmelidir ki, çocuğunu koşulsuz sevmek, onunla sağlıklı ve iyi bir iletişimde olmak, ona verilen mesajların net ve anlaşılır olması, gerçek anlamda bir birliktelik yaşamak, anne ister sürekli evde isterse de dışarıda çalışıyor olsun olabilecek en idealidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Annelerin çalışma hayatına girmesinin çok çok uzun bir geçmişi olmaması ve bir annenin hem çalışan hem de çocuğuna bakan olarak zaman zaman eleştirilmesi ya da hem iyi bir çalışan hem de iyi bir anne olunup olunamayacağının daha çok merak edilmesi sebebiyle burada çalışan anneler üzerinde durulması tercih edilmiştir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Annelerin çocuklarıyla kuracakları ilişkinin sağlıklı olması; annelerin çocukları konusunda daha bilinçli ve bilgili olmalarıyla, aynı zamanda bu bildiklerini uygulamalarıyla artar; bu durum her anne için olduğu kadar çalışan anneler için de geçerlidir. Çalışan annelerin kendilerini çocuklarına doğru ifade etmeleri ve çocuklarının da onları anlamaları, kısacası çalışan bir anne ve çocuğu arasında sağlıklı ve doyumlu bir ilişkinin kurulması adına bazı adımlar atılabilir: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Bu konu altında öncelikli vurgulanması gereken sınırlı zamanı olan çalışan annelerin çocuklarıyla kaliteli bir zaman geçirmeleridir. Kaliteli birliktelik; annenin o esnada her yapılanı ya da her düşünüleni bir kenara bırakarak gerçek anlamda çocuğuyla olması, ona odaklanması, kısacası her yönüyle anne ve çocuğa ayrılan bir zamanın olması demektir. Burada zamanın uzunluğu değil, kaliteli olması bir değerdir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çocuğuyla kaliteli birliktelik, sürekli çocuğuyla birlikte olan anneler için de önemlidir; çocuğunuzla sürekli aynı kalitede beraber olmanız mümkün değildir, hatta bunu sağlamaya çalışan anneler zamanla çocuklarına karşı daha tahammülsüz, isteksiz, mutsuz, sinirli ve ilgisiz olabilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Zaman zaman çocuklarıyla sürekli birlikte olan anneler, fark ederler ki gün boyu çocuklarının yanında olmuş fakat gerçek anlamda hiç beraber olmamışlardır; örneğin, anne televizyon seyretmiş, çocuğu yanında oturmuştur ya da anne misafirliğe gitmiş çocuğunu da yanına almış, fakat çocuğuyla misafirlik boyunca hiç ilgilenmemiştir. O gün çocuğunuza ayırabileceğiniz sadece 1 saat ise, o bir saatin 60 dakikasını çocuğunuzla doyasıya geçirebilirsiniz, belki sadece konuşup paylaşım içinde bulunarak, oyun oynayarak, şarkı söyleyerek, hikaye anlatarak, dans ederek, müzik dinleyerek, sarılıp öperek ve daha çocuğunuzla ilişkinize özgü pek çok faaliyet içinde bulunarak; inanın bunlardan birini çocuğunuzla gerçek anlamda yapmak için 1 saat uzun bir zaman bile sayılabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Çocuğunuzu çalışacağınız döneme önceden hazırlamanız mümkündür. Çocuğunuza annelerin çalışmalarıyla ilgili kitaplar okumak, hikayeler anlatmak ve çevrenizde bulunan örnekleri göstermek, çocuğunuzun kendisini biraz da olsa sizin çalışacağınıza, evden gidip tekrar geleceğinize hazırlamasını, bu aile düzeninin normal olduğunu anlamasını, sadece kendi annesinin değil daha birçok annenin çalıştığını idrak etmesini, kendini yalnız hissetmemesini, terk edilmiş duygusunu yaşamamasını, annesinin gitmesiyle cezalandırılmadığının anlamasını, korku ve güvensizlik duymamasını sağlayacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Çalışan annelerde en sık rastlanılan durum annenin çalışması ve çocuğundan ayrı olması sebebiyle suçluluk duyması, kendini yetersiz bulması, çaresiz görmesi ve böylelikle kendini hem işte bir çalışan hem de evde bir anne olarak mutsuz hissetmesidir. Bazı çalışan anneler çocuklarına kendilerini affettirme, yokluklarını unutturma ve çocuklarını mutlu etme düşüncesiyle işten eve her geldiklerinde mutlaka bir hediyeyle gelirler, fakat bu durum zaman içinde çocukları fazlaca materyalist, maddiyata düşkün, her şeyi hediyeyle ölçüt bilen, tatminsiz ve bir gün olur da anneleri bir hediye ile gelmez ise annelerini işte asıl o zaman suçluluk ve çaresizlik hisleri içinde bırakacak çocuklar haline gelebilirler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çalışan anneler çocuklarına zaman zaman eve gelirken hediye alabilir elbette, lakin bu durum alışıldık bir hal ya da görev ya da bir beklenti halini almamalıdır; zira çocuğunuz aklını karıştırmadığınız ve kendiniz yerine başka bir şeyi koymaya çalışmadığınız zaman gerçekte sizi bekler, özler ve en çok sizi görünce mutlu olur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Çalışan annelerin işe giderken çocuklarını haberdar etmeleri ve bilgilendirmeleri de diğer önemli bir durumdur. Bazı anneler çocukları ağlamasın, üzülmesin ya da tepki göstermesin diye sessizden ve haber vermeden işe gitmeyi daha doğru bulurlar, sanki çocuklar annelerinin evde olmadığını hiç anlamayacak ya da annelerinin gün boyu evde olduklarını düşüneceklermiş gibi. Burada uygun olan çocuğunuz ilk zamanlarda tepki gösterse, ağlasa ya da üzülse de onu işe gideceğiniz ve ne zaman geleceğiniz konusunda bilgilendirmek, aynı zamanda onu saymak, kandırmamak, tepkilerini anlamak, sakin, istikrarlı ve kararlı bir yaklaşımı sürdürmektir. Zamanla göreceksiniz ki çocuğunuz kendi aile düzenine alışacak ve sizi işe o uğurlayacaktır; olması gereken de budur. Çocuğunuzun her duruma alışması bir zaman ister ve siz de her daim aynı sevecen, istikrarlı ve kararlı yaklaşımınızla çocuğunuza bu zamanı vermiş olacaksınız. Her çocuk kendi aile düzeni içinde yetişir, o düzeni benimser ve hatta zamanla en iyisinin bu düzen olduğunu düşünür. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Çocuklarının çalıştıkları işleri anlamalarını kolaylaştırmak, eğlenmelerini ve annelerinin işlerini sevmelerini sağlamak adına çalışan annelerin çocuklarını işleriyle ilgili bilgilendirmeleri hatta işleriyle ilgili çocuklarıyla oyun kurmaları faydalı olacaktır. Mümkünse çocuğunuza çalıştığınız yeri göstermek ve onu çalışma arkadaşlarınızla tanıştırmak, çocuğunuzun siz gittikten sonra gittiğiniz yeri gerçekçi bir biçimde gözünde canlandırmasına, sizin gittiğiniz yeri bildiği gibi geleceğinizi de bilerek rahatlamasına, ailede herkesin bir görev ve sorumluluğu bilincini erken yaşlarda olsa bile geliştirmesine, çalışma ve bir şeyler üretme isteği içinde olmasına, kendisinin de çalışma hayatıyla ilgili oyun kurarak gelişim göstermesine sebep olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Anne çalışırken çocuğa bakan bakıcı ya da aile bireyi ile iyi ve sıkı bir iletişim içinde olmak hem çocuğun gelişimini takip etmek hem de aynı disiplin içinde çocuğu yetiştirmek adına önem taşır. Mümkünse anne çalışır ya da evde yokken çocukla ilgili yapılanların yazılması, ortak bir defterin tutulması, hafta sonlarında da annenin bu deftere yapılanları yazması, her gün çocukla ilgili gelişmelerin konuşularak da değerlendirilmesi, sağlam ve unutulmaz bir paylaşımı, işbirliğini&lt;br /&gt;sağlayacaktır. Eğer çocuk annenin çalışma zamanında okula gidiyorsa, söz edilen iyi ve sıkı iletişim okul için de geçerlidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Her durumda olduğu gibi çocuk yetiştirmek ve bir işte çalışmak emek ister; her yaptığımızı en iyi şekilde yapmak ve tabi en iyi karşılığını da almak en büyük arzumuzdur. Hem mutlu ve iyi bir çalışan hem de olabileceğimiz kadar iyi bir anne olmak için en başta kendimize ve zamana güvenmeli, rahat olmalı, kaygılarımızdan kurtulmalı –gerekirse profesyonel bir yardım almalı- ve kendimize de zaman ayırmayı unutmamalıyız. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her bireyin birbirinden farklı potansiyelleri ve sınırları vardır, fakat her bir bireyin mutlaka bir an gelir ki şarj olamaya ve dinlenmeye de ihtiyacı vardır; ancak bundan sonra birey yenilenerek daha etkin, canlı, istekli, mutlu ve dinamik yoluna devam edebilir. Yaşamı bir istikamette giden yola benzetirsek, bu yolu en sağlıklı ve huzurlu katetmemiz için mutlaka durakları kullanmalı ve mola vermeliyiz; ancak o zaman dinlenmiş, bir öncekinden daha bilinçli ve etkin hatta yeni yollar bile keşfetmiş olarak yolculuğumuza en iyi şekilde devam edebiliriz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Elbette hayat tek başınalık değil, birlikteliktir ve biz yorgun düştüğümüz zamanlar ailemiz bizim için oradadır tıpkı bizim de onlar için olacağımız gibi; bu durumda onlardan destek almak, yeri geldiğinde destek istemek ve vermek de hayatı daha doyumlu ve dolu yaşamamızı sağlar. Umarım siz aynı çatı altında birbirinize yabancı değil, koskoca ve her şeye yetebilen bir aile olanlardan ya da olmaya çalışanlardansınızdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8052236440878816725?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8052236440878816725/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8052236440878816725' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8052236440878816725'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8052236440878816725'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/05/calsan-anneler.html' title='Çalışan Anneler'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S-1B2xEOhKI/AAAAAAAAA-8/hFjZvBAXxdk/s72-c/cal%C4%B1%C5%9Fan+anneler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-4783157972961636572</id><published>2010-04-16T09:39:00.000-07:00</published><updated>2010-04-16T09:42:20.199-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda kabızlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kabızlık sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kabızlık nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde kabızlık'/><title type='text'>Bebekler neden kabız olur?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebekler neden kabız olur?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iTHGLE5TI/AAAAAAAAA9M/7JbYxvkLGQ4/s1600/bebeklerde+kab%C4%B1zl%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 85px; FLOAT: left; HEIGHT: 122px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460776298312164658" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iTHGLE5TI/AAAAAAAAA9M/7JbYxvkLGQ4/s200/bebeklerde+kab%C4%B1zl%C4%B1k.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bebeklerde yaşamın ilk yılında anneleri uğraştıran bir sorun da Kabızlıktır. Kabızlık, geç, kuru ve sert kaka yapma halidir. Her bebeğin kendine göre, aldığı besinlere de bağlı olarak bir barsak hareket düzeni vardır. Gün aşırı ve hatta 3 günde bir normal kıvamda kaka yapan bebekleri kabız olarak nitelemek yanlıştır. Kabızlık çeken bebekler, 3-4 günde bir sert, kuru, kıvranarak, sancılı kaka yaparlar. Bu eylem sırasında makattaki çatlaklardan kanamalar olur. Bebeklerde görülen kabızlık, aşağıdaki nedenlere bağlı olabilir:&lt;br /&gt;1. Dengesiz beslenme; yüksek protein, düşük şekerli ve nişastalı besinlerden oluşan bir diyetle beslenme, eksik sıvı ve az posalı besin alan bebeklerde kabızlık olağandır.&lt;br /&gt;2. Hatalı tuvalet eğitimi ve ruhsal gerginlik halleri; çok erkenden başlanan tuvalet eğitiminde, katı yöntemlerin uygulanmasına direnme, kendini kabızlıkla gösterir.&lt;br /&gt;3. Barsak tembelliği olanlarda;, bu hal D vitamini yetersizliğinde (Raşitizm) kalkan bezi (Tiroit) hormon yetersizliğine bağlı kreten bebeklerde ve B^-B2 vitamini eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkar.&lt;br /&gt;4. Uzun süre lavman ve fitil kullanılan bebeklerde,&lt;br /&gt;5. Doğumsal olarak makat darlığı bulunan bebeklerde, görülür.&lt;br /&gt;Kabızlıkta sağıtma, nedene göredir. Diyet ayarlanır, bol posalı besinler ve bol sıvı verilir. Süt çocukluğu evresinde yulaf unu, muhallebi ve diyetteki şeker miktarının arttırılması sorunu çözer.&lt;br /&gt;Yaşamın ilk yılında bebeklerde değişik mikroplara bağlı göz ihtihapları görülür. Bunlar arasında en önemlisi anne dölyatağından kaynaklanan bel soğukluğu mikrobunun oluşturduğu göz İltihabıdır.&lt;br /&gt;Bu nedenle koruyucu olarak doğumda bebeklerin gözlerine gümüş nitratlı damla, steril serum fizyolojik veya sulandırılmış limon suyu da damlatılabilir.&lt;br /&gt;Gözler devamlı olarak gözyaşı ile yıkanırlar. Gözyaşı salgısı doğumda yeterinci oluşur. Gözyaşı özel bir kanalla gözden buruna aktarılır. Bazen bu kanalda tıkanıklık ve iltihaplanmalar görülür. Antibiyotikli merhemler ve burnun gözpınarına yakın yerine, köke doğru masajlar yarar sağlar. Uzayan iltihaplı hallerde çocuk ve göz hekimine başvurmak gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-4783157972961636572?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/4783157972961636572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=4783157972961636572' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4783157972961636572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4783157972961636572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/bebekler-neden-kabz-olur.html' title='Bebekler neden kabız olur?'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iTHGLE5TI/AAAAAAAAA9M/7JbYxvkLGQ4/s72-c/bebeklerde+kab%C4%B1zl%C4%B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-1465433343343963648</id><published>2010-04-16T09:34:00.001-07:00</published><updated>2010-04-16T09:35:26.489-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bööbrek taşı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uroloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böbrek taşı tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ebeveyn'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde üriner sistem rahatsızlıkları'/><title type='text'>ÇOCUKLARDA BÖBREK VE ÜRİNER SİSTEM HASTALIKLARI</title><content type='html'>&lt;div&gt;ÇOCUKLARDA BÖBREK VE ÜRİNER SİSTEM HASTALIKLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iRur_ZN7I/AAAAAAAAA9E/KKYO-RRoKXs/s1600/0F5RE4CA5ODV3UCA3FT746CABNU303CAPBCMDCCA2GTIVRCA9QAAJBCAD2CUBMCANHPZQPCAPTTS43CAMWUPRXCACB2J16CALWFZASCAMIDZTPCAOXKALFCAF15QE1CACHAYDACAGWYDELCAKMEUIICA3QGGGJ.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 116px; FLOAT: left; HEIGHT: 74px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460774779455354802" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iRur_ZN7I/AAAAAAAAA9E/KKYO-RRoKXs/s200/0F5RE4CA5ODV3UCA3FT746CABNU303CAPBCMDCCA2GTIVRCA9QAAJBCAD2CUBMCANHPZQPCAPTTS43CAMWUPRXCACB2J16CALWFZASCAMIDZTPCAOXKALFCAF15QE1CACHAYDACAGWYDELCAKMEUIICA3QGGGJ.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Akut böbrek yetmezliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdrarda ani azalma, ya da hiç idrar yapamama, elektrolit ve asit.baz bozukluğu, üre, kreatlnin, fosfat gibi maddelerin atılamaması durumudur. Bir çok nedeni arasında dehidratasyon. aşın kanamalar, yanıklar, kalp yetmezliği, şok. akut glomerulonefrit, böbrekte zehirli etki yapan madde ve ilaçların alınması, şiddetli enfeksiyonlar, böbrek taşlan, böbrek veninln pıhtı ile tıkanması gibi durumlar sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi nedene yöneliktir. Dializ, asit baz dengesini düzeltmeye yönelik ilaçlar, böbreğin iyileşmesini kolaylaştıncı, yeterli kaloriyi sağlayan uygun beslenme gereklidir. İyileşme altta yatan hastalığın şiddetine bağlıdır. Çocuklarda ölüm oranı %20′nin altındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kronik böbrek yetmezliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbreklerin normal vücut elektrolit ve sıvı dengesini sağlayacak işlevlerini yerine getirememesi halidir. Böbrek fonksiyonlan geri dönülemiyecek biçimde bozulmuştur. Akut böbrek yetmezliğindeki geri dönücü bozukluk burada kronik olarak varlığını sürdürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kronik böbrek yetmezliği tüm vücudu ilgilendiren bir hastalıktır. Hastaların çoğu halsiz soluk görünümdedir. Hemen tümünde anemi vardır. Kan pıhtılaşma bozukluklan bulunur. Erken dönemlerde dalgınlık, algılama bozuklukları varken üreminin ilerlemesi ile bilinç kaybı ve koma gelişir. Çoğu hastanın kan basıncı yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavisi o yaş İçin önerilen uygun kalorinin verilmesi, sıvı elektrolit dengesinin düzenlenmesi, gerektiğinde aneminin tedavisi, kan basıncının ayarlanması temeline dayanır. Son dönem böbrek yetmezliğinde böbrek transplantasyonu gerekebilir. Çoğu hastaya dializ gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbrek taşları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda böbrek taşlan metabolizma bozukluklarının sonucudur. Sıklığı 1/1000 ile 1/7000 arasında değişmektedir. Kannya da bel ağrısı, idrarda kan ya da iltihap böbrek taşlanın akla getirir. Çoğu hastalarda hiçbir yakınma yoktur ve başka bir nedenle çekilen böbrek filmi İle tanı raslantı sonucu konur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavide bol sıvı alımı, idrarla kalsiyum atımı fazla olan hasta larda süt ürünlerinin kısıtlanması, tıkanma, dayanılmaz ağn varsî cerrahi, varsa idrar yolu infeksiyonlarının tedavisi gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-1465433343343963648?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/1465433343343963648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=1465433343343963648' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1465433343343963648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1465433343343963648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/cocuklarda-bobrek-ve-uriner-sistem.html' title='ÇOCUKLARDA BÖBREK VE ÜRİNER SİSTEM HASTALIKLARI'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iRur_ZN7I/AAAAAAAAA9E/KKYO-RRoKXs/s72-c/0F5RE4CA5ODV3UCA3FT746CABNU303CAPBCMDCCA2GTIVRCA9QAAJBCAD2CUBMCANHPZQPCAPTTS43CAMWUPRXCACB2J16CALWFZASCAMIDZTPCAOXKALFCAF15QE1CACHAYDACAGWYDELCAKMEUIICA3QGGGJ.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8475316878584599316</id><published>2010-04-16T09:19:00.000-07:00</published><updated>2010-04-16T09:33:26.429-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='idrar yolu enfeksiyonu belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='idrar yolu enfeksiyonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='idrar yolu enfeksiyonu antibiyotik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde idrara yolu enfeksiyonu'/><title type='text'>Bebeklerde Ve Çocuklarda İdrar Yolu Enfeksiyonkarı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bebeklerde ve çocuklarda İdrar yolu enfeksiyonlan &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iOmJSCDxI/AAAAAAAAA88/s97aBPqhmUQ/s1600/bebeklerde.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 104px; FLOAT: left; HEIGHT: 59px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460771334164451090" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iOmJSCDxI/AAAAAAAAA88/s97aBPqhmUQ/s200/bebeklerde.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Genellikle kız çocuklarında ateş ya da yenidoğanlanı bazılarında hipotermi {vücut ısısının düşmesi), beslenme bozukluğu sarılık, sepsis tablosuyla belirgin olabilir. Belirti vermeyen bakteriûriden (idrarla bakteri çıkması), pyelonefrite kadar değişe: biçimleri olabilir. Bebeklerde huzursuzluk, ateş, beslenme bozul* luğu, kokulu idrar İle görülebilir. Okul öncesi dönemdeki çocuklarc karın ağrısı, kusma, kokulu idrar, ateş, gece yatağa kaçırma, sık idrs ra çıkma, İdrar yaparken ağn sözkonusudur. Okul çağında] çocuklarda ise ağrılı işeme, yatağa kaçırma, idrar sıklığının artma! ateş, bel ağrısı gibi yakınmalar olabilir. Bebeklerde kız/erkek ora eşitken, daha büyük yaşlarda kızlarda erkeklerden on kat daha faz görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanı taze alınmış idrar örneğinde mililitrede 100.000′den faî bakterinin üremesi ile konur. En sık rastlanılan etkenler E.Kc Klepsiyella, proteus gibi bağırsak sistemine ait bakterilerdir. Ço hastalarda direkt idrar muayenesinde her alanda 5′ten fazla löko görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi İdrarda üreyen bakterinin duyarlı olduğu antibiyotik rin 10-14 gün süre İle verilmesi Üe olur. Tedavi kesildikten 3-4 g sonra yeniden idrar kültürü alınarak iyileşmenin tam ol olmadığına bakılır gerekirse tedavi yinelenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nefrotik sendrom&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaygın ödem, serum proteinlerinde ileri derecede azalma. İdrarla yoğun protein kaybı.serum kolesterol ve lipidlerinde artma ile giden bir böbrek hastalığıdır. Nedeni bilinmemektedir. En sık 2-7 yaşlarda başlar. Erkeklerde daha sıktır.Göz kapaklarında başlayan ödem, bir kaç günde artar. Alt ve üst ekstremiteleri, yüz ve gövdeyi içine alır. Karında asit olabilir. İdrar miktarı azalır.Hastalığın hafif tipleri kortikosteroid ile tedavi edilebilir. Tedavi idrarla protein kaybedilmesi düzelene dek aylarca sürebilir. Tedaviye yanıt veren hastalarda çoğu kez 1-2 kez yineleme görülebilir. Hafif tipte olmayan hastalar daha uzun ve karmaşık tedaviler gerektirirler. Bir kısım hasta böbrek yetmezliği geliştirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Enürezis&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun mesane kontrolünü yapması beklenilen bir yaşta idrar kaçırmasına verilen addır. Mesane kontrolü genellikle 1-5 yaşlar arasında sağlanır. 5 yaştan sonra gece ya da gündüz idrar kaçırmalar enürezis adını alır. Enürezis sıklıkla geceleri yatak islat-mak biçiminde görülür. Gündüzleri idrar kaçırma ise seyrektir ve kız çocuklarında idrar yolu infeksiyonu ile birlikte olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genetik eğilim, psikolojik baskılar, boşaltım sisteminin organik bozukluklan, İnfeksiyonlar, enûrezise yol açarlar. Daha önceleri idrar kaçırma sorunu olmayan bir çocukta, yeni bir kardeş doğması, ailede geçimsizlik vb sonucu enürezis başlamışsa psikolojik bir nedene bağlı olma olasılığı yüksektir. Doğumdan İtibaren hiç idrar tutmamış çocuklarda organik bir neden düşünülür başarıyla tedavi edilir. &lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; Gece çok sulu gıdalar almamalı, yatmadan önce T, gece uyanıp bir kez daha tuvalete gitmelidir. İlaçlar ve mesane kapasitesini arttırıcı egzersizlerden de yarar görebilir. Çoğu ergenlik çağının sonlarında iyileşmiş olur&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8475316878584599316?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8475316878584599316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8475316878584599316' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8475316878584599316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8475316878584599316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/bebeklerde-ve-cocuklarda-idrar-yolu.html' title='Bebeklerde Ve Çocuklarda İdrar Yolu Enfeksiyonkarı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iOmJSCDxI/AAAAAAAAA88/s97aBPqhmUQ/s72-c/bebeklerde.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6594881279212532915</id><published>2010-04-16T09:13:00.000-07:00</published><updated>2010-04-16T09:17:40.522-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kızıl hastalığı ve tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kızıl hastalığı tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='enfeksiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ebeveyn'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde kızıl'/><title type='text'>Bebeklerde ve Çocuklarda Kızıl</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeklerde ve Çocuklarda Kızıl&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iNCRPxFiI/AAAAAAAAA80/WNxXDMQaUdQ/s1600/2CWS51CAWJVJQVCABAN6JRCA23NVVXCAA3NXS2CAW603JLCA1QNKJUCAE12G4YCA57K5EACABJTUZCCAP9MMPVCA48JP02CAZYPA0MCADII362CATSJ6NACAXHYMZRCAB15UTGCA28BLZKCA2I99SSCA91JI7Z.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 136px; FLOAT: left; HEIGHT: 77px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460769618315515426" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iNCRPxFiI/AAAAAAAAA80/WNxXDMQaUdQ/s200/2CWS51CAWJVJQVCABAN6JRCA23NVVXCAA3NXS2CAW603JLCA1QNKJUCAE12G4YCA57K5EACABJTUZCCAP9MMPVCA48JP02CAZYPA0MCADII362CATSJ6NACAXHYMZRCAB15UTGCA28BLZKCA2I99SSCA91JI7Z.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;En çok boyunda göğüste, koltuk altı, kasık ve dirsekte görü kırmızı, ince, deriden kabank, noktamsı. döküntüler ile belirgin basınca beyazlaşır. Yanaklar kırmızı fakat ağız çevresi beya? Ateş çoğunlukla yüksektir. Boğaz kırmızı ve ağrılıdır. Dilde ç görünümü vardır, bir hafta İçinde döküntüler kaybolur. Ateş dC Deride soyulmalar başlar, önce gövde, sonra el ve ayaklarda ob üzere soyulmalar 1-2 hafta sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bulaşması&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrudan ya da yakın temasla bulaşan bir hastalıktır. Mikr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;besinlerin alınmasıyla da salgın biçiminde yayılmalar görü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle kalabalık sınıflar, kalabalık ailelerde kişiden kişiye yaj&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çoktur. Tedavi görmeyenlerde bulaştırıcılık süresi 10-21&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arasında değişir. Penisilinle tedaviye başlandıktan 24-48 saat s«&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulaştıncılık sona erer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavi&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;En etkin liaç penisilindir. 10 gün süre ile kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komplikasvonlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinüzit, rinit. orta kulak iltihabı ve boyun lenf bezlerinde ilti¬hap gelişebilir, seyrek komplikasyonlar arasında ise akut nefrit ve romatizmal ateş sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Korunma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşısı olmayan bir hastalıktır. Hastaların erken dönemde teda¬viye alınması ve sağlamların hastalarla temas etmemesi gerekir. Kızıl hastalığı ülkemizde bildirilen zorunlu hastalıklar grubuna girer. Bu nedenle bağlı olunan sağlık kuruluşuna bildirimi yapılmalıdır. Salgın söz konusu ise toplumda duyarlı kişilerin uzun etkili penisi¬linlerle korunmaya alınması gerekebilir&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6594881279212532915?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6594881279212532915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6594881279212532915' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6594881279212532915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6594881279212532915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/bebeklerde-ve-cocuklarda-kzl.html' title='Bebeklerde ve Çocuklarda Kızıl'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iNCRPxFiI/AAAAAAAAA80/WNxXDMQaUdQ/s72-c/2CWS51CAWJVJQVCABAN6JRCA23NVVXCAA3NXS2CAW603JLCA1QNKJUCAE12G4YCA57K5EACABJTUZCCAP9MMPVCA48JP02CAZYPA0MCADII362CATSJ6NACAXHYMZRCAB15UTGCA28BLZKCA2I99SSCA91JI7Z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-5839338645712790439</id><published>2010-04-16T09:08:00.000-07:00</published><updated>2010-04-16T09:12:30.908-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde kızamık hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda kızamık hastalığı'/><title type='text'>Bebeklerde Çocuklarda Kızamık Hastalığı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeklerde Çocuklarda Kızamık Hastalığı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iLsbBMROI/AAAAAAAAA8s/v8DPGAejCcM/s1600/%C3%A7ocularda+k%C4%B1zam%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 136px; FLOAT: left; HEIGHT: 77px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460768143469987042" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iLsbBMROI/AAAAAAAAA8s/v8DPGAejCcM/s200/%C3%A7ocularda+k%C4%B1zam%C4%B1k.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Kızamık virüsüdür.Bir kızamıklı ile temas ettikten on gün kadar sonra nezleye benzeyen başlangıç belirtileri ile ortaya çıkar. Ateş, gözlerde kızarma, ışığa bakamama, yaşarma, burun akıntısı, ve öksürük görülür. Yanak içi mukozasında İkinci molar diş hizasında parlak kırmızı bir taban üzerinde beyaz küçük noktacıklar halinde “koplik” lekeleri ortaya çıkar. 3-4 gün sonra önce baş ve boyundan başlayarak aşağı doğru yayılan kırmızı ufak döküntüler belirir. Ateş düşer. Döküntüler başlangıçta çok sayıdadır. Giderek birleşme eğilimi gösterir. Üçüncü günden sonra solmaya başlayarak bir hafta içerisinde kaybolurlar. Yerlerinde bir kaç gün sonra ince kepeklenmeler görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızıl Bulaşması Damlacık yoluyla ya da enfeksiyona yakalanmış kişilerinburun ya da boğaz akıntılarına değme ile yayüım gösterir. Başlang belirtilerinin ortaya çıkmasından iki gün önce ve döküntüleri görülmesinden beş gün sonraya dek bulaşüncıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoktur. Bakterilerin neden olduğu komplikasyonlar ömeği akut otltis nıedia (orta kulak iltihabı) ya da pnömoni (zatür gelişmişse uygun antibiyotikler, yüksek ateş için ateş düşürücül* verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Komplikasvonlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlıca komplikasyonlar arasında solunum yolu enfeksiyoı lan ve orta kulak iltihabı vardır, özellikle beslenmesi iyi olmayî çocuklarda olmak üzere zatüre ölüme yol açabilir. Ateşi düştükten sonra yeniden yükselen, öksürük, nefes darlığı, gelişen çocuklarc zatüre akla gelmelidir. Kızamığa yakalanan bin çocuktan birinde a sefalit olabilir. Bu çocuklarda şiddetli baş ağrısı, uyku hali. havs geçirme, kusma görülür. Ensefalite yakalanan hastalarda ölür kalıcı sekeller. sağırlık ve davranış bozukluklan meydana gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızamık geçirdikten 7-10 yıl sonra subakut sklerozan panens falit gelişebilir. İlerleyici, ölümcül bir santral sinir sistemi ha talığıdır. Bu hastalar hareket ve davranış bozukluklan gösterir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Korunma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızamık aşı ile korunulabillr bir hastalıktır. Aşı en erken dok zuncu ayda yapılır. Yaşamın ilk altı ayında anneden geçen antlkorl bebeği korurlar. Kızamıkla temastan sonra ilk kırksekiz saatte a ilk altı günde immünoglobulin verilmesi ile korunulabilir. Kızartı döküntüleri çıkmış bir hastadan en az beş gün süreyle uzak dun ması gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-5839338645712790439?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/5839338645712790439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=5839338645712790439' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/5839338645712790439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/5839338645712790439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/bebeklerde-cocuklarda-kzamk-hastalg.html' title='Bebeklerde Çocuklarda Kızamık Hastalığı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8iLsbBMROI/AAAAAAAAA8s/v8DPGAejCcM/s72-c/%C3%A7ocularda+k%C4%B1zam%C4%B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-4879977709788019600</id><published>2010-04-14T01:57:00.000-07:00</published><updated>2010-04-14T02:00:41.184-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='süt veren annenin gögüs masaji nasil yapilir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emzirme doneminda gogusteki agrilari azaltmak icin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü biberonda saklanırmı'/><title type='text'>Emzirme Teknikleri ve Emzirirken Olabilecekler</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Emzirme Teknikleri ve Emzirirken Olabilecekler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebeği Hıçkırık Tutarsa&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WELjhFf0I/AAAAAAAAAyU/I9QET9UpSd8/s1600/QHET4GCA3E6A3ECA72N569CANZRGV7CARR4GSBCAO2NWERCAPQHBX3CAZTQJF3CAG6MY2WCADM3KUHCA9OJWGFCAKITLO0CAY3TL65CAAGAKYKCAR409BPCAZ6QMYPCAB95Q80CA34OQT2CAB39VFLCAJSP2WN.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 116px; FLOAT: left; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459915457304035138" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WELjhFf0I/AAAAAAAAAyU/I9QET9UpSd8/s200/QHET4GCA3E6A3ECA72N569CANZRGV7CARR4GSBCAO2NWERCAPQHBX3CAZTQJF3CAG6MY2WCADM3KUHCA9OJWGFCAKITLO0CAY3TL65CAAGAKYKCAR409BPCAZ6QMYPCAB95Q80CA34OQT2CAB39VFLCAJSP2WN.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bu gayet normaldir. Hıçkırığın devam etmesi halinde biberonla biraz su verilip emzirmeye devam edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Göğüsler Dolu Olduğunda Emzirmeye Başlayış Ağrılı Olabilir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek mümkün olduğa kadar sıkça emzirilmelidir. Bebek emzirilmek istemediğinde göğüslerdeki gerilmeyi azaltmak için süt boşaltılmalı veya sütün akmasını sağlayan sıcak duş alınmalıdır.&lt;br /&gt;Süt fazlalığında anneyi rahatlatmaya yarayacak bir başka yöntem ise 15 dakika boyunca kaynamış sıcak su kompleksleri yapmak olacaktır. Bu işlem günde birkaç kere tekrarlanabilir.&lt;br /&gt;Ancak ağrılı olan emzirme ise süt memeden sağılıp biberona boşaltılarak bebek beslenebilir, bu durumda göğüslere masaj yapmak anneyi rahatlatacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aç Gözlü Bebek&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı bebekler içerken çok acelecidirler, oburca emerler. Aceleden sütle birlikte hava yutarlar ve bu yüzden tıkanırlar, hapşırırlar, öksürürler sonra da geğirirler ve sütün bir kısmını geri çıkarırlar. Böyle bir durumla karşılaşmamak için, bebek emzirilirken birkaç kere ara verilip geğirtilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tek Göğüs mü Çift Göğüs mü?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk iki hafta boyunca, yani sütün salgılanması iyice başlayıncaya kadar, her iki göğüsten de emzirmek gereklidir. Daha sonra, göğüslerden süt akışı normalleşmesinden itibaren, sırayla bir öğünde birinden ikinci öğünde diğerinden emzirebilir. Bu sistemin avantajı her emzirimde bir göğüs dinleneceğinden göğüslerdeki çatlak riskinin azalmasıdır.&lt;br /&gt;Ancak annenin sütü az ise, her seferinde her iki göğüsten de emzirmek tavsiye edilir. Bu durumda her emzirim de ayrı göğüsten başlamak gerekir. Göğüsleri şaşırmamak için sütyene işaretler (kurdela) koyulabileceği gibi göğüs pedlerinin işaret sistemlerinden de faydalanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İyi Göğüs&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göğüsün birinde diğerinden daha fazla süt olabilir. Her iki göğüsten de emziriliyorsa bu durumda daima “kötü” olanından başlanmalıdır. Çünkü bebek emmeye başlarken güçlü emdiğinden az süt veren göğüs daha çok uyarılabilir. Böylece süt verimi artırılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Emzirme Süresi &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme süresi gün içinde emzirilen saate göre değişir. Ortalama emzirme süresi yirmi dakikadır. Bebek ihtiyacının yüzde doksanını ilk beş dakikada içinde emer.&lt;br /&gt;Ancak emmeye devam edebilir. Bunun amacı açlığını gidermenin yanı sıra emme ihtiyacını tatmindir. Şayet bebek emmeye ara verip, hayal kurup, eğleniyorsa, bu bebeğin mutluluk anlarıdır. Bebek mutlu demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;D Vitamini, Demir, Fluor, K Vitamini&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü emen bebeklerin bile bu vitaminlere ihtiyacı vardır. Çocuk doktorları her bir bebeğin ihtiyacına göre gerekli miktarları gösteren reçeteleri yazacaktır. Bu vitaminlerin doktorun reçetesine uygun olarak bebeklere verilmesi ihmal edilmemelidir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-4879977709788019600?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/4879977709788019600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=4879977709788019600' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4879977709788019600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4879977709788019600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/emzirme-teknikleri-ve-emzirirken.html' title='Emzirme Teknikleri ve Emzirirken Olabilecekler'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WELjhFf0I/AAAAAAAAAyU/I9QET9UpSd8/s72-c/QHET4GCA3E6A3ECA72N569CANZRGV7CARR4GSBCAO2NWERCAPQHBX3CAZTQJF3CAG6MY2WCADM3KUHCA9OJWGFCAKITLO0CAY3TL65CAAGAKYKCAR409BPCAZ6QMYPCAB95Q80CA34OQT2CAB39VFLCAJSP2WN.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-7549813739750548210</id><published>2010-04-14T01:52:00.000-07:00</published><updated>2010-04-14T01:55:52.931-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek emzirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde biberon alışkanlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde biberon kullanımı emzirmeyi zorlaştırırmı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklere biberon emzirme'/><title type='text'>Bebekler Biberona Alışırsa Emzirmek Mümkünmüdür</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebekler Biberona Alışırsa Emzirmek Mümkünmüdür&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayatın ilk günlerinde yaşanan değişik sorunlar nedeniyle, bebeğin biberona alışması ne yazık ki, sık karşılaşılan bir durumdur. Özellikle ilk haftala&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WCw0xyvhI/AAAAAAAAAyM/_db1TpoPwJU/s1600/biberon.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 135px; FLOAT: left; HEIGHT: 101px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459913898569416210" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WCw0xyvhI/AAAAAAAAAyM/_db1TpoPwJU/s200/biberon.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;rda, bebeği hem anne sütü hem de biberon maması ile beslemek bu nedenle hiç tercih edilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin anne memesi ile biberonun emziğini emmesi sırasında yaşanan ağız içi hareketleri (oral dinamikler) birbirinden çok farklıdır. Biberonun emziği plastik olduğu için, anne memesinden serttir. Şeklini muhafaza eder. Anne memesi gibi esneyemez. Bebeğin ağzına verildiğinde yumuşak damağa çarparak bebeğin öğürmesine neden olur. Bebek dilini öne doğru uzatarak, biberon emziğini üst diş etleri ve dili arasında sıkıştırarak tutmak ister. Böylece emzikten akan süt miktarını kontrol edebilir. Bu emniyet tedbirine rağmen, süt çoğu zaman bebeğin doğrudan yemek borusuna akar. Sindirim sıkıntısı, gaz ve kolik nedeni olabilir. Bu sırada bebeğin dudakları da uzayıp yayılarak, biberon emziğini kavramaya çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberonla beslenen bebek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek anne memesine geri döndüğünde şaşkınlık yaşar ve anne memesini de biberon emziği gibi emmeye çalışır. Bu nedenle emerken ısırır. 6-8 haftaya kadar bebek, emzik farklılığını algılayıp uygun şekilde emecek kadar tecrübe edinir. Bundan sonra anne, bebeği ile birlikte olmadığında biberon kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, anne memesinden sütün akış hızı ile biberon emziğinden akan süt akış hızları da farklıdır. Anne memesinden süt emmek, biberona göre daha zahmetlidir. Bebek kolaya daha çabuk alışır. Daha az yorularak daha çok süt içmek kolayına gelecektir. Bu amaçla yeni doğan bebekler için, çok ince delinerek süt akış hızı azaltılmış özel biberon emzikleri de imal edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer faktör de anne sütü ile biberon mamaları arasındaki lezzet farkıdır. Anne sütü nispeten nötr bir lezzettir. Şekerli tadı çok belirgin değildir. Buna karşın, biberon mamaları tatlıdır. Bebekler tatlı içecekleri daha kolay tercih ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bütün bu nedenlerle bebekler biberon mamasına alıştıktan sonra, anne sütüne geçişte zorlanırlar. Ama sabır ve ısrarla bu sorun çözülebilir. Süreç, birkaç hafta sürebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bebek anneyi emmek için gerekli olan emzirme pozisyonunda rahatsız olur. Yine de bu pozisyonda onu rahatlatmaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Memeyi emmesi için pratik yapma imkanı tanıyın. Memeyi düzenli aralarla sık sık emzirmeye çalışın. Sinirlenmeyin. Vazgeçmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Anne ile bebeğin çıplak tenle temas etmesi çok önemlidir. Bu nedenle ten tene sarılmak onu rahatlatabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temas ve emzirme süt üretimini arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bebekler çok aç olmadıkları zaman daha kolay beslenirler. Çok aç olduğunda, anne memesinin denenmesi bebeği sinirlendirebilir. Bu nedenle çok acıkmasına fırsat vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Anne memesi yumuşak olduğu için bebek tarafından daha kolay ağza alınıp emilebilir. Gerektiğinde memenizi emzirme öncesinde biraz sağarak yumuşatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bebek bir defa annesinin kucağında kendisini tatmin edecek emme tecrübesi yaşarsa, sorun büyük ölçüde çözümlenir… &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-7549813739750548210?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/7549813739750548210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=7549813739750548210' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7549813739750548210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7549813739750548210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/bebekler-biberona-alsrsa-emzirmek.html' title='Bebekler Biberona Alışırsa Emzirmek Mümkünmüdür'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WCw0xyvhI/AAAAAAAAAyM/_db1TpoPwJU/s72-c/biberon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8557423492937239755</id><published>2010-04-14T01:49:00.000-07:00</published><updated>2010-04-14T01:52:19.912-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mama biberonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biberonun özellikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde biberon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biberon kullanım özellikleri'/><title type='text'>Biberon Mamalarının Özellikleri Ve Kullanımı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Biberon Mamalarının Özellikleri Ve Kullanımı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WCOAXQaMI/AAAAAAAAAyE/vaV3LBhSsgA/s1600/biberon.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 135px; FLOAT: left; HEIGHT: 101px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459913300383918274" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WCOAXQaMI/AAAAAAAAAyE/vaV3LBhSsgA/s200/biberon.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Kullanılan Biberon Mamasında Olması Gereken Özellikler&lt;br /&gt;Anne sütünde olduğu gibi bebeğin henüz yeterince olgunlaşmamış böbreklerine fazla yük bindirmemek için uygun protein düzeyinde olmalı ve gerekli olan tüm amino&lt;br /&gt;asitleri içermelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütündeki gibi sindirimi kolay bir yağ karışımı içermelidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünün karbonhidrat kaynağı sadece laktozdur. Kullanacağınız biberon mamasında da karbonhidrat kaynağı bebeğin sindirim sistemine uygun olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberon mamasındaki mineral miktarları anne sütündeki gibi olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek için gerekli Kalsiyum, Demir, C Vitamini ve D Vitamini başta olmak üzere, gerekli tüm vitamin ve mineralleri içermelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin sinir sistemi, retina tabakası, beyin hücreleri için önem taşıyan esansiyel yağ asitlerini yeterli miktarlarda ve doğru oranlarda içermelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünde bulunan prebiyotik özellikli liflerden içermelidir. Prebiyotik özellikli lifler bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir ve içten gelen doğal bir koruma sağlar.&lt;br /&gt;Ayrıca sindirim sistemini düzenler. Prebiyotik lifler içeren mamalarla beslenen bebeklerin dışkıları tıpkı anne sütü ile beslenen bebeklerinki gibi yumuşak olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberon Mamalarının Hazırlanması ;&lt;br /&gt;Biberon mamalarının hazırlanmasında temizliğe ve hijyene çok önem vermelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mama hazırlama sırasında kullandığınız tüm araçları ve kapları önceden sterilize edin. Biberonun kapağını ve emziğini kullanmadan önce mutlaka 10 dakika süre ile&lt;br /&gt;kaynatmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mama hazırlarken kullandığınız su en az 10 dakika kaynatılmış olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorunuzun farklı bir önerisi yoksa kutu üzerinde kullanım talimatlarına ve dozlara uyulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberon emziğinin delik çapı bebeğin beslenmesini engellemeyecek şekilde olmalıdır. Deliğin dar olması bebeğin çabuk yorulmasına geniş olması ise mamanın bebeğin&lt;br /&gt;genzine (solunum yoluna) kaçmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mamayı bebeğe vermeden önce mamanın sıcaklığını bileğinize damlatarak veya yanağınıza dokundurarak kontrol etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mamayı her zaman taze hazırlayın. Kesinlikle artık mamayı kullanmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizin ağzında biberon varken uyumamasına dikkat edin. Bu aynı zamanda diş çürümelerine ve kulak enfeksiyonlarına sebep olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı anneler bebekler daha fazla kilo alsın diye mamaları daha konsantre hazırlarlar. Bu bebeğin fazla su kaybetmesine neden olur. Bazı durumlarda ise anneler mamayı&lt;br /&gt;fazla sulandırarak verirler. Bu da bebeğin büyümesini ve gelişimini olumsuz yönde etkiler. Mamalar mutlaka kutu üzerindeki dozajlara göre hazırlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mamalar kesinlikle mikrodalga fırında ısıtılmamalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8557423492937239755?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8557423492937239755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8557423492937239755' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8557423492937239755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8557423492937239755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/biberon-mamalarnn-ozellikleri-ve.html' title='Biberon Mamalarının Özellikleri Ve Kullanımı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WCOAXQaMI/AAAAAAAAAyE/vaV3LBhSsgA/s72-c/biberon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-4973644008643157372</id><published>2010-04-14T01:45:00.000-07:00</published><updated>2010-04-14T01:48:45.415-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mama ile beslenen bebekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hazır mama nasıl olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hazır mama bebekler için sağlıklımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hazır mama'/><title type='text'>Hazır Mama İle Beslenen Bebekler</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Hazır Mama İle Beslenen Bebekler&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WBMdXVcPI/AAAAAAAAAx8/XKdw6Zqw-J4/s1600/mama+ile+beslenme.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 128px; FLOAT: left; HEIGHT: 128px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459912174297510130" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WBMdXVcPI/AAAAAAAAAx8/XKdw6Zqw-J4/s200/mama+ile+beslenme.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Hazır mamaların içerikleri bebeğin yaşına göre değişen ihtiyaçlarını karşılayacak&lt;br /&gt;şekilde ve anne sütü örnek alınarak hazırlanmıştır. Bir çok firmanın ürettiği başlıca 3 tip&lt;br /&gt;mama vardır.&lt;br /&gt;Başlangıç mamaları: Anne sütü birleşimine yakın olarak hazırlanmış bu mamalar ilk&lt;br /&gt;2 ayda kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;Geçiş mamaları: Protein ve enerji içeriği daha yüksek olan bu mamalar genellikle&lt;br /&gt;4-6 aya kadar bebeğin beslenmesinde yeterlidir.&lt;br /&gt;Devam mamaları: 4-6 aydan sonra bebeğin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde&lt;br /&gt;hazırlanmış olan mamalardır. Bu dönemde diğer ek gıdalarla birlikte verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAMALARIN HAZIRLANIŞI&lt;br /&gt;Mamaların nasıl hazırlanacağı ve ayına göre ne miktarda verileceği kutuların&lt;br /&gt;üzerinde yazılıdır. Bu yazıları dikkatle okuyunuz. Mama hazırlanması ve bebeğe verilmesi&lt;br /&gt;hususundaki genel prensipler ve dikkat edilmesi gereken kurallar şunlardır:&lt;br /&gt;• Mama hazırlayacağınız suyu en az 10 dakika kaynatınız.&lt;br /&gt;• Biberonu başlığı ile birlikte en az 10 dakika kaynatınız.&lt;br /&gt;• Her 30 cc su içine 1 ölçek mama koyarak sallayınız. Ayrıca süt ve şeker ilavesine&lt;br /&gt;gerek yoktur.&lt;br /&gt;• Beslenmeden önce mamanın ısısını ve akış hızını ölçmek amacı ile mamayı elinizin&lt;br /&gt;sırtına damlatın. Mama damla damla olmalı ve elinizi yakmamalıdır. Emzirme&lt;br /&gt;deliği geniş olursa mamanın hava yoluna kaçma ihtimali doğar. Emzirme deliğinin&lt;br /&gt;küçük olması durumunda ise bebeğiniz mamayı çekmekte zorlanır ve çabuk yorulur.&lt;br /&gt;• Bebeğinizi hava yutmamasına dikkat ederek besleyiniz. Biberon lastik kısmı&lt;br /&gt;tamamen mama ile dolu olacak kadar dik tutulmalıdır.&lt;br /&gt;• Beslenme sonrasında biberonda mama artarsa dökünüz&lt;br /&gt;• Mamayı günlük olarak hazırlayıp her öğün için ayrı biberona koyup buzdolabında&lt;br /&gt;(+ 4 derece) saklayabilirsiniz. Mamayı bebeğe vermeden önce biberonu sıcak su&lt;br /&gt;içerisinde bekleterek ılıtınız.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-4973644008643157372?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/4973644008643157372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=4973644008643157372' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4973644008643157372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4973644008643157372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/hazr-mama-ile-beslenen-bebekler.html' title='Hazır Mama İle Beslenen Bebekler'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WBMdXVcPI/AAAAAAAAAx8/XKdw6Zqw-J4/s72-c/mama+ile+beslenme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6493150998148378789</id><published>2010-04-14T01:40:00.000-07:00</published><updated>2010-04-14T01:45:05.649-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü alamayan bebekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='formül mama sütle yapılır mı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='formül mama ile yoğurt yapımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mamayla yoğurt yapımı'/><title type='text'>Anne Sütü Alamayan Bebeklerde Ay Ay Beslenme</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Anne Sütü Alamayan Bebeklerde Ay Ay Beslenme&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WAFA6rvPI/AAAAAAAAAx0/j6xQYka4_70/s1600/SNICMYCA1TUW00CA05K9RLCATQOBD5CA8FI373CA9O75MECAGX145RCACWULVXCA5X0QKXCAN15943CA2LC1IICAXZ1C5ECAGWET4RCAMQLUIZCAJQCT4JCADAWQ5MCA6F0ZO3CAQLZ08LCAJRIS6HCA4XFCV1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 120px; FLOAT: left; HEIGHT: 120px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459910946890431730" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WAFA6rvPI/AAAAAAAAAx0/j6xQYka4_70/s200/SNICMYCA1TUW00CA05K9RLCATQOBD5CA8FI373CA9O75MECAGX145RCACWULVXCA5X0QKXCAN15943CA2LC1IICAXZ1C5ECAGWET4RCAMQLUIZCAJQCT4JCADAWQ5MCA6F0ZO3CAQLZ08LCAJRIS6HCA4XFCV1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Sıcaklıktan, çevreye olan ilgilerinin artmış olmasından, yatış pozisyonundan veya bilemediğimiz herhangi bir nedenden dolayı bazı bebekler emme konusunda isteksiz olabilir, anne göğsünü almak konusunda ciddi sıkıntılar yaşayabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hatice Karaböcüoğlu bu durumda yapmanız gereken şeyin bebeğinizi öncelikle sakinleştirmek, daha sonra yarı uykuya geçirmek ve uyur pozisyondayken göğsünüzü vermek olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anne sütü yerine mama…&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Anne sütü ile beslenmenin uygulanamadığı veya yenidoğan döneminden itibaren anne sütü ile beslenmeyen bebekler için öncelikle mamalar kullanılabilir. Örneğin Dr. Koray Karabekiroğlu ilk 6 ayda anne sütü almayan bebeklerin beslenmesinde ilk tercihin mamaların verilmesi olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mama ile beslenme en az 6 ay, mümkünse 1 yaşına kadar sürdürülmelidir. Hiç anne sütü almayan bebeklerde biberon kullanılabilir. Biberonlar ve başlıkları her kullanımdan sonra temiz su ile iyice temizlenmeli, en az 20 dakika süre ile kaynatılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberonla beslenme&lt;br /&gt;Biberonla beslenen bebeklerde de beslenme pozisyonu önemlidir. Bebek, anne kucağında yarı dik pozisyonda, başı annenin koluyla desteklenir şekilde tutulmalıdır. Emzik şişesinin dikçe tutulması ve lastik memenin sütle dolu olması gerekir ve bu şekilde bebeğin hava yutması önlenir. Biberon deliğinin uygun boyutta olması da önemlidir. Uygun bir biberon deliği için şişe ters çevrildiğinde önce ip gibi, ardından damla damla süt akışının izlenmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adapte mamalar (Preaptamil, Similac 1, Nutrilon 1, SMA S-26, Humana1, Nan 1 gibi) her 30 mililitre kaynatılmış ılıtılmış su içine 1 ölçek olacak şekilde biberonla hazırlanır. Bebeğe verilecek mamanın ısısı el bileğine 1-2 damla mama damlatılarak kontrol edilir. Mümkünse mamanın her beslenme öncesinde hazırlanması tercih edilir. Kullanıldıktan sonra artan mamanın tekrar kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Ekonomik koşulların uygun olmadığı durumlarda (hazır mamalar sağlanamıyorsa) bebek inek sütü ile beslenebilir. İnek sütü ilk ay yarı yarıya, 1-4 aylar arası iki hacim süte 1 hacim su olacak şek,ilde sulandırılmalı, 4. aydan sonra ise sulandırılmadan verilmelidir. 100 mililitre inek sütüne 1 çay kaşığı ( 5 gram şeker ) ve 1 çay kaşığı bitkisel yağ konulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü çocuğun beslenmesi için en önemli unsurdur. Çocuk, zorunlu haller dışında ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmelidir. Anne sütü verilemeyen bebeklere mümkünse formül (hazır) mama verilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0-1 ay&lt;br /&gt;Formül mama&lt;br /&gt;Yoğurt (1 ölçü yoğurt, 1 ölçü su ile sulandırılmalı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 ay&lt;br /&gt;Formül mama&lt;br /&gt;Yoğurt (2 ölçü yoğurt, 1 ölçü su ile sulandırılmalı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 ay&lt;br /&gt;Formül mama&lt;br /&gt;Yoğurt (Sulandırılmayacak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 ay&lt;br /&gt;Günde toplam 500cc formül mama ve yoğurt&lt;br /&gt;Sebze çorba (Tuz kullanmayın, 1 tatlı kaşığı sıvı yağ ilave edin)&lt;br /&gt;5 Meyve suyu (Taze sıkılmış elma veya şeftali ile başlayın)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 ay&lt;br /&gt;Yumurta sarısı (Katı kaynamış 1 çay kaşığı ile başlayın)&lt;br /&gt;Sebze çorbası, yoğurt çorbası, mercimek çorbası&lt;br /&gt;Günde toplam 500cc süt ve yoğurt&lt;br /&gt;Meyve püre veya meyve suyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 ay&lt;br /&gt;Tam yumurta sarısı (Katı kaynamış)&lt;br /&gt;Sebze çorbası, yoğurt çorbası, mercimek çorbası, tarhana çorbası&lt;br /&gt;Meyve püresi&lt;br /&gt;Muhallebi&lt;br /&gt;Günde toplam 500cc formül mama ve yoğurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 ay&lt;br /&gt;Tam yumurta&lt;br /&gt;Kıyma, tavuk, balık ezmesi&lt;br /&gt;Kurubaklagil ezmeleri&lt;br /&gt;Günde toplam 500cc formül mama ve yoğurt&lt;br /&gt;Meyve püresi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 ay&lt;br /&gt;Tam yumurta&lt;br /&gt;Kıyma tavuk, balık, ezmesi&lt;br /&gt;Kurubaklagil yemekleri&lt;br /&gt;Günde; 500cc formül mama yoğurt&lt;br /&gt;Mevsim meyveleri&lt;br /&gt;Sebze yemekleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 ay&lt;br /&gt;Artık aile sofrasına, çocuğa uygun kaşık, çatal kullanarak oturabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuzun bir günlük menüsünde, ayına uygun olarak, yukarıda belirtilen besinlerin hepsinden mutlaka bulunmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın!&lt;br /&gt;1 yaşından önce yemeklere tuz ve şeker ilavesi yapılmamalıdır.&lt;br /&gt;1 yaşından önce bebeklere inek sütü verilmemelidir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6493150998148378789?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6493150998148378789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6493150998148378789' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6493150998148378789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6493150998148378789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/anne-sutu-alamayan-bebeklerde-ay-ay.html' title='Anne Sütü Alamayan Bebeklerde Ay Ay Beslenme'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S8WAFA6rvPI/AAAAAAAAAx0/j6xQYka4_70/s72-c/SNICMYCA1TUW00CA05K9RLCATQOBD5CA8FI373CA9O75MECAGX145RCACWULVXCA5X0QKXCAN15943CA2LC1IICAXZ1C5ECAGWET4RCAMQLUIZCAJQCT4JCADAWQ5MCA6F0ZO3CAQLZ08LCAJRIS6HCA4XFCV1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-3807069239340401393</id><published>2010-04-05T06:43:00.000-07:00</published><updated>2010-04-05T06:46:34.663-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anne Karnında Müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebeğin Duyabildiği Sesler'/><title type='text'>Anne Karnında Bebeğin Duyduğu Sesler</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Anne Karnında Bebeğin Duyduğu Sesler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7npnuFQSXI/AAAAAAAAAnM/3KaOtUXHpPw/s1600/anne+karn%C4%B1nda+bebek.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 135px; FLOAT: left; HEIGHT: 90px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456649292130306418" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7npnuFQSXI/AAAAAAAAAnM/3KaOtUXHpPw/s200/anne+karn%C4%B1nda+bebek.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Anne karnındaki bebek özellikle tiz(ince) sesleri duyar. Kalın sesleri ince sesler kadar iyi algılayamaz. Bunun nedeni bebeğin kulak yapısının rahim içindeyken çok fazla gelişmemesi ve rahim duvarının kalın sesleri geçirmemesi ile alakalıdır. Bu bir anlamda bebek için koruyucu bir faktördür. Böylece bebek dışardaki gürültülü sesleri duymaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek 16 haftalıkken tiz sesleri çok rahatça duyabilmekte ve 32 haftalıkken duyduğu sesleri aklında tutabilip daha sonra bu seslere tepki verme yetisine sahip oluyor. Bunun sebebi anne karnındaki bebeğin 32 haftalıkken beyin gelişiminin tamamlanmış olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Müzik ve bebeğin ruh sağlığı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek doğduktan sonra herhangi bir nedenden dolayı ağlıyor ve susturulamıyorsa, anne karnındayken dinletilen müziklerle sakinleşebiliyor. Bu anneler tarafından defalarca denenmiş ve başarılı olmuş bir yöntemdir. Müzik dinletmenin bebeğin zeka gelişimine iyi yönde etkisi olduğu söylense de, müzik dinletmek daha çok bebeğin ruhsal gelişmine katkıda bulunur. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-3807069239340401393?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/3807069239340401393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=3807069239340401393' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3807069239340401393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3807069239340401393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/anne-karnnda-bebegin-duydugu-sesler.html' title='Anne Karnında Bebeğin Duyduğu Sesler'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7npnuFQSXI/AAAAAAAAAnM/3KaOtUXHpPw/s72-c/anne+karn%C4%B1nda+bebek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6228976198908951454</id><published>2010-04-05T06:41:00.000-07:00</published><updated>2010-04-05T06:43:06.403-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Çıkartma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebeklerde diş çıkartma belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilk diş çıkartma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term=': Bebeklerde Diş'/><title type='text'>Bebekte Diş Çıkartma</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebekte Diş Çıkartma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7novRtCeyI/AAAAAAAAAnE/8dxxN0L9pek/s1600/bebeklerde+di%C5%9F+%C3%A7%C4%B1karma.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 110px; FLOAT: left; HEIGHT: 100px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456648322439871266" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7novRtCeyI/AAAAAAAAAnE/8dxxN0L9pek/s200/bebeklerde+di%C5%9F+%C3%A7%C4%B1karma.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Çocuklar ağız yolu ile birçok objenin tadına bakabilir, ağız yolu ile etrafını keşfedebilir, ağız yolu ile kendini ifade edebilir. Bu yumuşak ve çok mahrem alan içerisinde bir anda sert ve keskin bir cismin(dişlerin)&lt;strong&gt;Bebeklerde diş çıkartma belirtileri &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;, bebeğin diş etlerini parçalayarak ya da yararak çıkması bebekleri oldukça sıkıntıya sokan bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif Ateş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif İştahsızlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzursuzluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar yapılan araştırmalarda diş çıkartma sıkıntısının bebeklerde çok hafif oranda geçtiği ve diğer ciddi ateş, ishal vb. gibi durumlara sebebiyet vermediği ıspatlanmıştır. Özellikle ilk diş çıkartmada bebekte hafif ateş, hafif iştahsızlık görülmekte ve diğer dişlerin çıkmaya başlaması ile bebek bu durumla baş etmeyi öğrenmekte ve daha sonra tamamen duruma alışmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6228976198908951454?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6228976198908951454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6228976198908951454' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6228976198908951454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6228976198908951454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/bebekte-dis-ckartma.html' title='Bebekte Diş Çıkartma'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7novRtCeyI/AAAAAAAAAnE/8dxxN0L9pek/s72-c/bebeklerde+di%C5%9F+%C3%A7%C4%B1karma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8362463134984121650</id><published>2010-04-05T06:38:00.000-07:00</published><updated>2010-04-05T06:40:35.084-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebeğin Gazı Nasıl Çıkartılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term=': Bebeğim Ağlıyor Gazı Var'/><title type='text'>Bebeklerde Gaz Çıkarması</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeklerde Gaz Çıkarması&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7noLcFXEEI/AAAAAAAAAm8/4cM0gn-3hYU/s1600/bebeklerde+gaz+%C3%A7%C4%B1karma.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 112px; FLOAT: left; HEIGHT: 115px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456647706750947394" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7noLcFXEEI/AAAAAAAAAm8/4cM0gn-3hYU/s200/bebeklerde+gaz+%C3%A7%C4%B1karma.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bebekler beslenirken bir miktar hava yutarlar. Beslenirken alınan bu hava sindirimde sıkışma ve buna bağlı olarakta huzursuzluk yaratır. Ağlamayla kendini gösterir ve gaz çıkışı olmadan rahatlama olmaz. Uygulanan yöntemler kafi olmadıysa ebeveynlerin uygulamasını önerdiğimiz bir yöntem daha vardır. Bebeğin bezi ve giysileri çıkartıldıktan sonra elde yüzük, saat vb. takılar çıkartılarak elleri birbirine sürtmek kaydıyla ısıtıp ek olarak elektriklenmesini sağlayarak bebeğin karın bölgesine dairesel hareketlerle masaj tatbik edilerek gaz çıkartması sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Bu hareket ellerin sıcaklığını bebeğe aktarır ve sıkışmış olan gazın genleşmesini sağlayarak dışarıya atılmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Elektriklenmenin verdiği etki ile bağırsak peristaltizmini artırarak gazın dışarıya atılmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Bebeğin henüz gelişmemiş olan sindirim sistemini yukarıdaki sebeplerden dolayı kolaylaştırır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8362463134984121650?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8362463134984121650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8362463134984121650' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8362463134984121650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8362463134984121650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/bebeklerde-gaz-ckarmas.html' title='Bebeklerde Gaz Çıkarması'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7noLcFXEEI/AAAAAAAAAm8/4cM0gn-3hYU/s72-c/bebeklerde+gaz+%C3%A7%C4%B1karma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-3854371187263673676</id><published>2010-04-05T06:35:00.001-07:00</published><updated>2010-04-05T06:37:57.831-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Katarakt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Göz Sorunları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Göz Hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Göz Tansiyonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gözyaşı Kanalı Tıkanıklığı'/><title type='text'>Çocuklarda Göz Hastalıkları Ve Tedavisi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocuklarda Göz Hastalıkları Ve Tedavisi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Erişkinlerde görülen göz hastalıklarının bir çoğu daha az sıklıkla olmak üzere bebeklerde ve çocuklarda da görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nnkK_aodI/AAAAAAAAAm0/RXDHnJFaPtc/s1600/%C3%A7ocuklada+g%C3%B6z+hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 127px; FLOAT: left; HEIGHT: 137px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456647032147714514" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nnkK_aodI/AAAAAAAAAm0/RXDHnJFaPtc/s200/%C3%A7ocuklada+g%C3%B6z+hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUKLARDA EN SIK GÖRÜLEN GÖZ RAHATSIZLIKLARI:görme kusurları (miyop, hipermetrop, astigmat), şaşılık, göz tembelliği, doğuştan katarakt, doğuştan göz tansiyonu (glokom), doğuştan gözyaşı kanalı tıkanıklığı, doğuştan anomaliler, bazı göz tümörleri olarak sıralanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEBEK NE ZAMAN GÖZ DOKTORUNA GÖTÜRÜLMELİDİR? Anne-baba, bebekte veya çocukta herhangi bir göz rahatsızlığından şüpheleniyorsa hemen bir göz doktoruna başvurmalıdır. Göz muayenesi için bebeğin belirli bir aya veya yaşa gelmesi beklenmemelidir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda göz muayenesi genellikle çok güç olmaktadır, fakat imkansız değildir. Eğer bebek çok ağlar ve muayene olmaya kesinlikle karşı koyarsa narkozla muayene edilmelidir. Böylece herhangi bir rahatsızlık varsa erkenden teşhis edilip tedaviye başlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEBEKLERDE VE ÇOCUKLARDA GÖRME BOZUKLUKLARI BELİRTİLERİ: Bebekte içe kayma varsa çoğunlukla, hipermetropi ve görme tembelliği ile birliktedir. Bu durumda tedavi için bebeğin büyümesinin beklenmesi yapılabilecek büyük bir hatadır. Çünkü şaşılıklarda, hiç beklenilmeden bir an önce gözdeki bozukluğun ve derecesinin, varsa görme tembelliğinin tespit edilip hemen uygun gözlüğün verilerek uygun tedaviye başlanılması son derece önemlidir. Ayrıca, bebeklerde ve çocuklarda şaşılık olmaksızın görmelerinde bir zayıflık hissedilirse, örneğin çocuk televizyonu çok yakından izliyorsa, kitaba-deftere çok yaklaşarak okuyup-yazıyorsa, gözlerini sürekli kırpıştırıyorsa, başına belirli bir pozisyon vererek görmeye çalışıyorsa, gözlerini kısarak bakıyorsa, bir gözünü kapatarak veya kısarak diğer gözüyle görmeye çalışıyorsa hemen muayene edilmeli ve bir görme bozukluğu teşhis edilirse gözlük takılmalı veya gerekli tedaviye geçilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEBEKTE GÖZYAŞI KANALI TIKANIKLIĞI: Yeni doğan bebeğin bir veya her iki gözünde sürekli sulanma ve çapaklanma görülürse, göz yaşı kanallarının doğuştan tıkalı olabileceği düşünülerek bir göz doktoruna başvurulmalıdır. Teşhis doğrulanırsa doktor önce göz yaşı kesesine masaj yapılmasını ve bazı göz damlalarının kullanılmasını tavsiye edecek, sulanma ve çapaklanma düzelmediğinde ise narkoz altında göz yaşı kanalının açılmasını önerecektir. Doğuştan göz yaşı kanalı tıkanıklığı, bebek 18 aylık olmadan önce tedavi edilmelidir. Çünkü 18 aylıktan önce basit bir girişimle düzeltilebilen bu problem için ileri yaşlarda ameliyat gerekli olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞUŞTAN KATARAKT: Yeni doğan bebeğin gözbebeğinde beyazlık görüldüğünde, hemen doktora başvurulmalıdır. Bu durum, çoğunlukla doğuştan kataraktın belirtisidir; tek gözde veya her iki gözde olabilir ve ameliyatı gerektiren bir durumdur. Yine gözbebeğinde beyazlık veya parlama ile ortaya çıkan ve bebeklerde görülen bir göziçi tümörü de mevcuttur. Bu durum da acil olarak doktora başvurmayı gerektiren önemli bir hastalıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞUŞTAN GLOKOM (GÖZ TANSİYONU): Yeni doğanlarda görülen önemli bir hastalık da, doğuştan glokomdur (göz tansiyonu yüksekliği). Bu hastalık başlangıçta bir belirti vermediği halde ilerledikçe bebeğin gözünün irileştiği, büyüdüğü dikkat çeker, ayrıca ışığa bakamama sulanma gibi belirtiler de tabloya eklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi edilmediği takdirde hastalığın ilerleyen dönemlerinde, gözün saydam tabakasının zamanla bulanıklaştığı ve giderek beyazlaştığı görülür. Bu durumda bebek, giderek görmesini kaybedecektir. Hastalık başlangıç döneminde teşhis edildiğinde, yapılacak ameliyatla göz tansiyonu düşecek ve görme kaybı önlenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat doğuştan glokomlu bebeklerde, ameliyattan bir süre sonra göz tansiyonu tekrar yükselebilir ve tekrar ameliyat gerekebilir. Bebeklerde görülen glokom, erişkinlerde görülen glokoma göre daha inatçı bir glokom türü olup bazen birkaç ameliyat bile gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erişkinlerde görülen göz hastalıklarının bir çoğu daha az sıklıkla olmak üzere bebeklerde ve çocuklarda da görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUKLARDA EN SIK GÖRÜLEN GÖZ RAHATSIZLIKLARI:görme kusurları (miyop, hipermetrop, astigmat), şaşılık, göz tembelliği, doğuştan katarakt, doğuştan göz tansiyonu (glokom), doğuştan gözyaşı kanalı tıkanıklığı, doğuştan anomaliler, bazı göz tümörleri olarak sıralanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEBEK NE ZAMAN GÖZ DOKTORUNA GÖTÜRÜLMELİDİR? Anne-baba, bebekte veya çocukta herhangi bir göz rahatsızlığından şüpheleniyorsa hemen bir göz doktoruna başvurmalıdır. Göz muayenesi için bebeğin belirli bir aya veya yaşa gelmesi beklenmemelidir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda göz muayenesi genellikle çok güç olmaktadır, fakat imkansız değildir. Eğer bebek çok ağlar ve muayene olmaya kesinlikle karşı koyarsa narkozla muayene edilmelidir. Böylece herhangi bir rahatsızlık varsa erkenden teşhis edilip tedaviye başlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEBEKLERDE VE ÇOCUKLARDA GÖRME BOZUKLUKLARI BELİRTİLERİ: Bebekte içe kayma varsa çoğunlukla, hipermetropi ve görme tembelliği ile birliktedir. Bu durumda tedavi için bebeğin büyümesinin beklenmesi yapılabilecek büyük bir hatadır. Çünkü şaşılıklarda, hiç beklenilmeden bir an önce gözdeki bozukluğun ve derecesinin, varsa görme tembelliğinin tespit edilip hemen uygun gözlüğün verilerek uygun tedaviye başlanılması son derece önemlidir. Ayrıca, bebeklerde ve çocuklarda şaşılık olmaksızın görmelerinde bir zayıflık hissedilirse, örneğin çocuk televizyonu çok yakından izliyorsa, kitaba-deftere çok yaklaşarak okuyup-yazıyorsa, gözlerini sürekli kırpıştırıyorsa, başına belirli bir pozisyon vererek görmeye çalışıyorsa, gözlerini kısarak bakıyorsa, bir gözünü kapatarak veya kısarak diğer gözüyle görmeye çalışıyorsa hemen muayene edilmeli ve bir görme bozukluğu teşhis edilirse gözlük takılmalı veya gerekli tedaviye geçilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEBEKTE GÖZYAŞI KANALI TIKANIKLIĞI: Yeni doğan bebeğin bir veya her iki gözünde sürekli sulanma ve çapaklanma görülürse, göz yaşı kanallarının doğuştan tıkalı olabileceği düşünülerek bir göz doktoruna başvurulmalıdır. Teşhis doğrulanırsa doktor önce göz yaşı kesesine masaj yapılmasını ve bazı göz damlalarının kullanılmasını tavsiye edecek, sulanma ve çapaklanma düzelmediğinde ise narkoz altında göz yaşı kanalının açılmasını önerecektir. Doğuştan göz yaşı kanalı tıkanıklığı, bebek 18 aylık olmadan önce tedavi edilmelidir. Çünkü 18 aylıktan önce basit bir girişimle düzeltilebilen bu problem için ileri yaşlarda ameliyat gerekli olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞUŞTAN KATARAKT:Yeni doğan bebeğin gözbebeğinde beyazlık görüldüğünde, hemen doktora başvurulmalıdır. Bu durum, çoğunlukla doğuştan kataraktın belirtisidir; tek gözde veya her iki gözde olabilir ve ameliyatı gerektiren bir durumdur. Yine gözbebeğinde beyazlık veya parlama ile ortaya çıkan ve bebeklerde görülen bir göziçi tümörü de mevcuttur. Bu durum da acil olarak doktora başvurmayı gerektiren önemli bir hastalıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞUŞTAN GLOKOM (GÖZ TANSİYONU): Yeni doğanlarda görülen önemli bir hastalık da, doğuştan glokomdur (göz tansiyonu yüksekliği). Bu hastalık başlangıçta bir belirti vermediği halde ilerledikçe bebeğin gözünün irileştiği, büyüdüğü dikkat çeker, ayrıca ışığa bakamama sulanma gibi belirtiler de tabloya eklenir. Tedavi edilmediği takdirde hastalığın ilerleyen dönemlerinde, gözün saydam tabakasının zamanla bulanıklaştığı ve giderek beyazlaştığı görülür. Bu durumda bebek, giderek görmesini kaybedecektir. Hastalık başlangıç döneminde teşhis edildiğinde, yapılacak ameliyatla göz tansiyonu düşecek ve görme kaybı önlenecektir. Fakat doğuştan glokomlu bebeklerde, ameliyattan bir süre sonra göz tansiyonu tekrar yükselebilir ve tekrar ameliyat gerekebilir. Bebeklerde görülen glokom, erişkinlerde görülen glokoma göre daha inatçı bir glokom türü olup bazen birkaç ameliyat bile gerekebilir &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-3854371187263673676?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/3854371187263673676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=3854371187263673676' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3854371187263673676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3854371187263673676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/cocuklarda-goz-hastalklar-ve-tedavisi.html' title='Çocuklarda Göz Hastalıkları Ve Tedavisi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nnkK_aodI/AAAAAAAAAm0/RXDHnJFaPtc/s72-c/%C3%A7ocuklada+g%C3%B6z+hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-7152552521261447862</id><published>2010-04-05T06:30:00.000-07:00</published><updated>2010-04-05T06:34:15.741-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yenidoğan sünneti ne kadar sürer?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yenidoğan sünneti nasıl yapılır?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yenidoğan sünneti nerede yapılır?'/><title type='text'>Yenidoğan Erkek Bebeklerde Sünneti Nedir</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yenidoğan Erkek Bebeklerde Sünneti Nedir&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nmtSUh9gI/AAAAAAAAAms/a-ESIRCyFO4/s1600/yeni+dogan+bebek.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 98px; FLOAT: left; HEIGHT: 74px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456646089222518274" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nmtSUh9gI/AAAAAAAAAms/a-ESIRCyFO4/s200/yeni+dogan+bebek.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Ülkemizde çocuklara en sık uygulanan cerrahi işlemdir. Son yıllarda sünnet konusunda gündeme oturan ve özelliklede sosyal yapısı gelişmiş, kültürel düyezi yüksek ailelerde Yenidoğan sünneti olarak yaygınlaşmaya başlamıştır. Bizlerde hastanemiz çocuk cerrahisi ekibi olarak siz yeni bebek sahibi olmuş yada olacak aileleri bu konuda aydınlatmak istedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenidoğan sünnetinin bize getirdiği yararlar nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken yapıldığında yenidoğan ve sütçocukluğu dönemine ait üriner sistem enfeksiyonlarının sünnetsiz çocuklara oranla ortalama 10 kat azaldığı çeşitli çalışmalarda bildirilmiştir Yenidoğan sünneti yapılan bebeklerde idrar yolu enfeksiyonları yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı oldukça az görülür. Sadece lokal anestezi uygulanır.bu nedenle sünnet işlemi öncesine bebeğin aç kalması gerekmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sünnet derisinin damarsal yapısı yeni gelişmekte olduğundan sünnet işlemi sırasında kanama kontrolü kolay olur ve işlem sonrası kanama riski çok az olur. Yenidoğan sünneti sırasında bebeklerde ağrı duyar ancak bunu önlemek için işlem öncesinde penisin çevresine yarım saat önce uyuşturucu etkili bir krem sürüler ayrıca sünnet işlemi sırasında da çok küçük bir iğne yardımı ile lokal anestetik madde yine penis çevresine enjekte edilir ağrı ortadan tam anlamıyla kalkana kadar beklenir ve sünnete geçilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu lokal ağrı kesicinin sünnet sonrasında etkisi ortadan kalksa dahi bir evde ağrı kesici kullanmaya gerek kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sünnet işlemi sonrasında bakım çok kolay olur. Bu günlerse siz ve bebeğiniz bu işi beraber bir sağlık görevlisine ihtiyaç duymadan rahatça halledebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenidoğan sünneti nerede, nasıl yapılır ne kadar sürer?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek doğduktan sonraki ilk 24-48 saat sonra sünnet olmasına engel olacak tıbbı bir neden olmazsa ameliyathanede özel orak ısıtılmış ameliyat masasında yapılır. Klasik cerrahi sünnet yöntemi ile yapılabileceği gibi Çan, Gomco klampı gibi aletler yardımı ile dikişsiz olarak sünnet yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sünnet işlemi yaklaşık olarak 15-20 dakika kadar sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenidoğan sünneti sonrası evde bakım nasıl olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenidoğan sünneti sonrası penisin çevresini saran saydam renkli bir pansuman materyali ile karşılaşırsınız bu pansuman materyali bebeğiniz şişini yaptıkça bezinin içine kendiliğinden düşecektir, bundan sonra size sadece bezini her açtığınızda antiseptik olarak vereceğimiz merhemi sürme işi kalacaktır bunun dışında rutin olarak antibiotik kullanılmaz bebeğin bezli olması bir avantajdır ve normal şekilde bezlenmeye devam edilir İki gün sonra artık normal şartlardaki banyosunu yapabilecek hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerde sünnet sonrası ağrı kesici kullanmaya genellikle ihtiyaç duymayız. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-7152552521261447862?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/7152552521261447862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=7152552521261447862' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7152552521261447862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7152552521261447862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/yenidogan-erkek-bebeklerde-sunneti.html' title='Yenidoğan Erkek Bebeklerde Sünneti Nedir'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nmtSUh9gI/AAAAAAAAAms/a-ESIRCyFO4/s72-c/yeni+dogan+bebek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-7177641213292209660</id><published>2010-04-05T06:27:00.001-07:00</published><updated>2010-04-05T06:29:36.954-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde anne sünün yararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütünün özelllikleri'/><title type='text'>Bebeklerde Anne Sütünün Yararları</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeklerde Anne Sütünün Yararları&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Anne Sütünün Önemi Ve Dikkat Edilmesi Gerekenler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nlhD5T1wI/AAAAAAAAAmk/TvqEzu-tpzI/s1600/QHET4GCA3E6A3ECA72N569CANZRGV7CARR4GSBCAO2NWERCAPQHBX3CAZTQJF3CAG6MY2WCADM3KUHCA9OJWGFCAKITLO0CAY3TL65CAAGAKYKCAR409BPCAZ6QMYPCAB95Q80CA34OQT2CAB39VFLCAJSP2WN.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 116px; FLOAT: left; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456644779680192258" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nlhD5T1wI/AAAAAAAAAmk/TvqEzu-tpzI/s200/QHET4GCA3E6A3ECA72N569CANZRGV7CARR4GSBCAO2NWERCAPQHBX3CAZTQJF3CAG6MY2WCADM3KUHCA9OJWGFCAKITLO0CAY3TL65CAAGAKYKCAR409BPCAZ6QMYPCAB95Q80CA34OQT2CAB39VFLCAJSP2WN.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Günümüzde yeni doğan bebeklerin ilk altı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi önerilmektedir. Anne sütü bebek için en sağlıklı olan besindir. Uygun koşullarda gereksinim duyulduğu anı beklemektedir. Isıtma, soğutma, depolama, mikroptan arındırma için özel aletlere, biberon, emzik vb. aracılara ve temiz su kaynağına bağımlı değildir. Anne sütünde mikrop üremez, bozulmaz, hastalık kaynağı olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anne sütünün bebeğe ve anneye faydaları:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü ile beslenen bebeklerde enfeksiyon hastalıkları daha az görülmekte, beyin gelişimi daha iyi olmakta, allerjik hastalıklar, ishal ve solunum yolu hastalıkları ve hatta ileri yaşlarda ateroskleroz, kanser ve multipl skleroz gibi hastalıklar daha az bildirilmektedir. Emziren annelerde ise meme kanseri, yumurtalık kanseri, osteoporoz ve kansızlık daha az görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü özeldir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü her bebek ve her dönem için özeldir. Prematürelerde ve hayatın ilk günlerinde farklı yapıda bir anne sütü söz konusudur. İlk bir hafta memelerden “kolostrum” adlı süt gelir ve bebeği besleyici ve enfeksiyondan koruyucu özellikleri ön plandadır. Bunu ikinci hafta boyunca protein içeriği azalırken, laktoz, yağ ve toplam kalori içeriği artan “geçiş sütü” izler. Daha sonraki dönemlerdeki olgun anne sütü de emzirmenin başlangıcında karbonhidrattan, sonunda yağdan zengin olarak gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünün özellikleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü özel yapıda, sindirimi kolay ve enfeksiyondan koruyucu nitelikleri zengin bir protein içeriğine sahiptir. Anne sütünde protein ve minerallerin inek sütüne göre daha az olması, sindirim ve böbrekler açısından bebeğin yüklenmesini önler. Anne sütündeki demir, çinko gibi minerallerin emilimi, inek sütüne göre çok daha fazla, örneğin demir için beş katıdır. Anne sütünde sindirimi kolay doymamış yağ asitlerinin oranı yüksektir. Beyin ve sinir sistemi için şart olan temel ve zorunlu yağ asitleri ise inek sütüne göre 8 kat olup, ilk 4 ay boyunca bebek tarafından sentezlenememektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü ile bebeğin beslenmesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk saatlerden itibaren bebeğin istekle, uygun koşullarda ve doğru teknikle emzirilmesi anne sütü ile bebeğin beslenebilmesi için en önemli koşuldur. Emzirme sırasında salgılanan oksitosin ve prolaktin hormonları memedeki sütün boşalmasını sağlar ve yeni süt yapımını uyarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı bir emzirme için her şeyden önce doğru kucaklama ve pozisyon alma gereklidir. Anne normal koşullarda rahat bir koltukta, sırtı dik olarak oturmalıdır. Bebek yüzü ve gövdesi aynı doğrultuda ve anneye dönük, başı gövdeye göre yüksekte, yani eğri bir çizgi oluşturacak şekilde anne tarafından kucaklanmalıdır. Bebeğin başı, annenin emzirilen göğsünün tarafındaki kolu dirsekten bükülerek, dirsek kıvrımının hemen önüne yerleştirilmelidir. Bebeğin altta kalan kolu anne ile bebek arasına girmemelidir. Bebeğin başına arkadan bastırılmamalıdır. Anne kolunun altı gereğinde bir yastık ile desteklenebilir.&lt;br /&gt;Bebek uygun şekilde pozisyon verilerek kucağa alındıktan sonra alt dudağı meme ucunun altına gelecek şekilde bebek aşağıdan yukarıya doğru memeye yaklaştırılmalı, diğer elin dört parmağı memeyi alttan desteklerken başparmak üstte memeyi yönlendirmelidir. Anne meme ucunu bebeğin dudaklarına değdirerek emme için ağzını açmasını sağlamalı, bebek ağzını genişçe açtığında meme ucu ve çevresindeki kahverengi bölüm (areola) birlikte bebeğin ağzına verilmelidir. Bebeğin çenesi memeye dayanmalı, üstteki başparmak burnun tıkanmasını önlemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt yapımı üzerine etkili faktörler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt yapımını belirleyen en önemli iki faktör bebeğin sık emmesi ve memelerin boşaltılmasıdır. Yorgunluk ve stres, ruhsal sıkıntılar ve en önemlisi emzirmeye isteksizlik, anne sütü miktarını azaltabilir. Meme büyüklüğü süt yapımında önemli değildir. Yine meme başlarının düz veya içe çökük olması bebek doğru teknikle emzirilirse sorun olmaz. Annenin yeterli sıvı alması ve dengeli beslenmesi yeterlidir. Aşırı kalorili, şekerli yiyecek ve içeceklerin süt yapımına katkısı yoktur. Sıvı alımının aşırısı da sakıncalı olabilir. Sebze ve meyveler, yeşil salatalar bolca tüketilmelidir. Anne yeterli süt ve süt ürünleri ile protein ve demir içeren gıdaları dengeli bir şekilde almalıdır. Gebelikte olduğu gibi, kalsiyum ve demir desteği sürdürülmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme sıklığı ve süresi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni doğan doğumdan sonra en kısa zamanda memeye verilmeli ve devamında emzirme sıklığı ve süresi bebeğin isteğine göre ayarlanmalıdır. İlk emzirmelerde süt hemen gelmeyebileceğinden, bebeğe başka bir besin vermeden emzirmeye devam edilmelidir. Özellikle ilk 2 ay her istediğinde bebeğe meme verilmelidir. Başlangıçta her emzirmede sırası değiştirilerek her iki göğsün de emzirilmesi sütün artması açısından yararlı olsa da, süt miktarı arttığında her öğünde bir memenin emzirilmesi yeterli olabilmektedir. Her öğünde bebeğin bir memeyi tamamen boşaltması sağlanmalıdır. Bu süre genellikle 10-15 dakika kadardır. İlk dönemden sonra emzirme aralıkları 2-3 saate uzayabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünün yeterli olduğunun değerlendirilmesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin yeterli beslendiği, günde en az beş kez idrar yaparak bezini ıslatması, en geç 15. günde doğum kilosuna ulaşması ve ayda en az 500-600 gram alması ile anlaşılır. Bebeklerde ilk günlerde görülen doğal tartı kaybının nedeni vücutta su oranının azalması ve suyun yer değiştirmesidir; anne sütü yetersizliğine bağlanmamalıdır. Dışkılama sayısı, bebeğin huzursuzluğu, uyku düzensizliği veya aşırı ağlaması anne sütü miktarı açısından güvenilir kriterler değildir. Çok iyi tartı alan bebeklerde de benzer yakınmalar görülebilir. Sadece bezin hep kuru bulunması ve sürekli olarak koyun pisliği gibi ufak ve sert parçalar halinde az miktarda kaka yapılması açlık bulgusu olabilmektedir. Bunlar dışında en önemli kriter, bebeğin yeterli kilo almamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirmede sık yapılan hatalar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirmeden önce meme başının karbonatlı su, sabunlu su veya çeşitli kremler ile temizlenmesi meme başı çatlağına ve bebeğin memeyi tutmasında çeşitli güçlüklere neden olabilir. En iyi meme bakımı anne sütü ile olur. Özel silikon başlıklar bebeğin memeyi doğru kavramasını engeller. Ortamda aşırı kalabalık ve gürültü, aile içi gerginlikler, aşırı sıcak, sıkı giysiler ve örtüler bebeğin emmesini olumsuz etkileyebilir. Eldiven giydirilmesi bebeğin parmaklarını emmesini engelleyerek huzursuzluğuna neden olabilir. Bebeğin doymadığı kaygısı ile biberon kullanılarak ek besin verilmesi, emziğin şekerli sıvılara ve bala batırılması, bebeğe şekerli bitki çayları verilmesi memeye isteksizlik yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi, başarılı bir emzirmenin birinci kuralı istemek ve gerisini bebeğe bırakmaktır &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-7177641213292209660?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/7177641213292209660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=7177641213292209660' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7177641213292209660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7177641213292209660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/bebeklerde-anne-sutunun-yararlar.html' title='Bebeklerde Anne Sütünün Yararları'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nlhD5T1wI/AAAAAAAAAmk/TvqEzu-tpzI/s72-c/QHET4GCA3E6A3ECA72N569CANZRGV7CARR4GSBCAO2NWERCAPQHBX3CAZTQJF3CAG6MY2WCADM3KUHCA9OJWGFCAKITLO0CAY3TL65CAAGAKYKCAR409BPCAZ6QMYPCAB95Q80CA34OQT2CAB39VFLCAJSP2WN.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8767616466836868357</id><published>2010-04-05T06:21:00.000-07:00</published><updated>2010-04-05T06:26:31.294-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebekler nasıl uyumalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni doğan bebeklerin uyuması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek uyuması'/><title type='text'>Bebekler  Ne Kadar Uyumalı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebekler Ne Kadar Uyumalı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nk_QQuP6I/AAAAAAAAAmc/x6WWAo2DiWs/s1600/Bebekler++Ne+Kadar+Uyumal%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 97px; FLOAT: left; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456644198884065186" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nk_QQuP6I/AAAAAAAAAmc/x6WWAo2DiWs/s200/Bebekler++Ne+Kadar+Uyumal%C4%B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bebeğinizi melek gibi uyurken izlemek kadar huzur verici ne olabilir ki? Hem bebeğiniz hem de kendiniz için sağlıklı bir uyku düzenini nasıl kurabilirsiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEBEĞİNİZ NEREDE UYUYACAK?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk aylarda bebeğinizi yakınınızda uyutmak isteyebilirsiniz. Hem sık beslenmesi gerektiğinden hem de gözünüzün önünde olması endişelerinizi azaltacağından bu en akılcı yoldur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sepet: Her yere taşıyabileceğiniz bir bebek sepeti ilk aylar için tercih edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek Yatağı: Yada tercihiniz bir bebek yatağı olabilir, ilk aylarda yatağınızın yanına koyabilir daha sonra bebek odasına taşıyabilirsiniz. Önceleri bebeğiniz içinde küçücük kalabilir ama hızla yatağı dolduracaktır. İki-üç yaşına gelip artık sığmayana kadar bu yatağı kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi Yatağınız: Bebeğinizi kendi yatağınızda da yatırabilirsiniz. Özellikle emziren anneler için bu gece beslenmesini kolaylaştıracak, eşinize de bebeğiyle yakınlaşma fırsatı yaratacaktır. Fakat çok yorgunken, alkollüyken veya uyku verici ilaç kullanırken bebeğinizi yatağınıza almak riskli olabilir. Yatak örtüleri ve yastıklarınızın bebeğinizin üzerini örtmemesine de dikkat etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatak takımı seçerken:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizin döşeğinin yatağa uygun boyda, sert ve kolay temizlenir olması gerekir.&lt;br /&gt;Üç- dört tane koton çarşaf ve üç-dört tane koton battaniye bulundurun.&lt;br /&gt;Bebeğin uyurken hava almasını engelleyebilecek yorgan, yastık, yatak örtüsü gibi aksesuarları bebek uyurken yatakta bulundurmayın.&lt;br /&gt;BEBEĞİ NE TARAFA YATIRMALI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizi sırt üstü ayakları yatağının veya sepetinin ayak ucuna gelecek şekilde yatırın böylece battaniyenin altına doğru kayamayacaktır.&lt;br /&gt;Odanın çok sıcak olmamasına dikkat edin, uyurken oda sıcaklığını 18-20 derece dolayında tutmaya çalışın.&lt;br /&gt;Battaniyeyi omuz seviyesinde döşeğin altına, bebeğin yüzünü örtemeyecek şekilde sıkıştırın.&lt;br /&gt;BEBEĞİ NASIL UYUTMALI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizin doğru uyku alışkanlıklarını şimdiden edinmesi ileride karşılaşabileceğiniz uyku problemlerinin birçoğunu önleyecektir. İlk aylardan bebekler günün çoğunu uykuda geçirir, uykuya kendi kendine geçmeyi bu dönemde öğretmeye başlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emerken uykuya dalarsa omzunuza alıp sırtını sıvazlayarak yavaşça uyandırın&lt;br /&gt;Uykulu halde fakat uykuya dalmadan önce yatağına yatırın&lt;br /&gt;Üstünü örtüp kendi kendine uykuya geçmesini bekleyin. Böylece ileride gece uykusu bölündüğünde uykulu halde yatağında olması uykuya geçmesi için yeterli olacak; uyuyabilmek için emmeye veya sallanmaya ihtiyacı olmayacaktır.&lt;br /&gt;BEBEK NE KADAR UYUMALI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizin dinlenmek ve büyümek için yeterli süre uyuması gereklidir ama her bebeğin uyku düzeni farklıdır. Bebeğiniz huzurluysa ve büyüyorsa uyku saatlerini diğer bebeklerle karşılaştırıp, endişelenmeniz gereksizdir. Yenidoğan bir bebek genellikle günün 17 saatini uykuda geçirir (gündüz 8 saat, gece 9 saat kadar). İki aylık bir bebekte bu 3-4 saat gündüz, 12 saat gece olmak üzere 15-16 saate iner. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8767616466836868357?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8767616466836868357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8767616466836868357' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8767616466836868357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8767616466836868357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/bebekler-ne-kadar-uyumal.html' title='Bebekler  Ne Kadar Uyumalı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7nk_QQuP6I/AAAAAAAAAmc/x6WWAo2DiWs/s72-c/Bebekler++Ne+Kadar+Uyumal%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-2560080349753015239</id><published>2010-04-03T09:29:00.000-07:00</published><updated>2010-04-03T09:40:11.738-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek odası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek odaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek odası modelleri'/><title type='text'>Bebek Odaları</title><content type='html'>Çok Ğüzel bebek odaları bebekler için bulunmaz bebek odaları&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7dujS0je2I/AAAAAAAAAmM/SwSt23LX0w8/s1600/UC0PGZCA2WQ695CAYXWLG6CABBZEFUCA4SCE62CA0MA3LPCA7F2HQQCATQZOOICAS1OSPGCAFP2ELRCAPE475XCAK8BVYICAUHTYG6CAYJ0FZ2CA8JMO1HCAS4KL2WCAYKO192CABEX1BSCAMKG9SACA6I6E1Z.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 130px; FLOAT: left; HEIGHT: 110px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455951026209389410" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7dujS0je2I/AAAAAAAAAmM/SwSt23LX0w8/s200/UC0PGZCA2WQ695CAYXWLG6CABBZEFUCA4SCE62CA0MA3LPCA7F2HQQCATQZOOICAS1OSPGCAFP2ELRCAPE475XCAK8BVYICAUHTYG6CAYJ0FZ2CA8JMO1HCAS4KL2WCAYKO192CABEX1BSCAMKG9SACA6I6E1Z.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7duEcWcepI/AAAAAAAAAmE/p8lNQeqoux8/s1600/711ECDCA6LGIJ2CA0JNP03CACG1C2XCAZP8UJYCA35Q0ZJCABVB7S5CAQIKHL3CA26TJLSCATUBZ1KCA2FHJQACARVUYUWCAC3BPLHCA96X05TCAURJ5COCAMIXXB2CAKRZ9YZCAGSR3KKCAJPR0YRCA1J43DK.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 137px; FLOAT: left; HEIGHT: 103px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455950496191511186" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7duEcWcepI/AAAAAAAAAmE/p8lNQeqoux8/s200/711ECDCA6LGIJ2CA0JNP03CACG1C2XCAZP8UJYCA35Q0ZJCABVB7S5CAQIKHL3CA26TJLSCATUBZ1KCA2FHJQACARVUYUWCAC3BPLHCA96X05TCAURJ5COCAMIXXB2CAKRZ9YZCAGSR3KKCAJPR0YRCA1J43DK.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7dtzZ5rxWI/AAAAAAAAAl0/avjJ_1BGugQ/s1600/1R4LTVCA19CAKYCA4J3OB9CAJFQUF2CAHI53E6CALL8Y7SCAL0ES3FCA8A5IR0CAXC9YN8CA2EXM85CAI51QBCCA1H9YM5CAWV07A0CARFOO3UCAJM4MQ2CAAMFQYNCA28LEYCCA4ONNNYCAAH784OCAFTK3LB.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; FLOAT: left; HEIGHT: 101px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455950203476231522" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7dtzZ5rxWI/AAAAAAAAAl0/avjJ_1BGugQ/s200/1R4LTVCA19CAKYCA4J3OB9CAJFQUF2CAHI53E6CALL8Y7SCAL0ES3FCA8A5IR0CAXC9YN8CA2EXM85CAI51QBCCA1H9YM5CAWV07A0CARFOO3UCAJM4MQ2CAAMFQYNCA28LEYCCA4ONNNYCAAH784OCAFTK3LB.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7dt737e-OI/AAAAAAAAAl8/R4jzJ6d7lmU/s1600/94TXMRCA8FWYOYCA0OR7QZCAW7520UCAK83OE7CAW69ET7CA15D1HYCAURSOWLCARU7GE0CA1ZGLKXCA4G88UBCAWJXDNACAP1LE77CAEVGZIBCA2FRTWECANVV80CCA5KXRDOCAUNUZGACAR7N361CA1032RG.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 123px; FLOAT: left; HEIGHT: 124px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455950348975798498" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7dt737e-OI/AAAAAAAAAl8/R4jzJ6d7lmU/s200/94TXMRCA8FWYOYCA0OR7QZCAW7520UCAK83OE7CAW69ET7CA15D1HYCAURSOWLCARU7GE0CA1ZGLKXCA4G88UBCAWJXDNACAP1LE77CAEVGZIBCA2FRTWECANVV80CCA5KXRDOCAUNUZGACAR7N361CA1032RG.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;şu odanın güzelliğine bakar mısınız :) dünyanın en tatlı en masum sevgilileri bebişlerin tümü böylesi odalarda sevgi ile büyüyebilselerdi harika olurdu.. bakın &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7dtpfC9WuI/AAAAAAAAAlk/3YtJl_4E-l4/s1600/6VLWGDCA5GRORMCA48C36QCA3XBS93CA0XNXKYCA2WPFXVCAK07BL2CAUWDD4DCAV361QRCA0SK7BZCAZR10FTCA327XADCA6UUPLTCAGZCLBVCAY1NG84CAK3KAVMCA2MWAFACAHEM7UJCANCUDHLCAEZJR14.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 117px; FLOAT: left; HEIGHT: 154px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455950033058618082" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7dtpfC9WuI/AAAAAAAAAlk/3YtJl_4E-l4/s200/6VLWGDCA5GRORMCA48C36QCA3XBS93CA0XNXKYCA2WPFXVCAK07BL2CAUWDD4DCAV361QRCA0SK7BZCAZR10FTCA327XADCA6UUPLTCAGZCLBVCAY1NG84CAK3KAVMCA2MWAFACAHEM7UJCANCUDHLCAEZJR14.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;burada ... &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7duwQWVXsI/AAAAAAAAAmU/-sW3UKRevyc/s1600/74E560CAFEURGJCAVAIMUFCA863T1BCAF4OLJVCA9KPXV1CAGILL3MCALV8WBGCA7SV5VGCA81LICDCAUXXY08CA2C9SNACA8EINMLCADBJEK1CAGGJ7O6CASYVVI0CAWYVRZ4CAQU1FW2CAF2PSDACANVPJDO.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 142px; FLOAT: left; HEIGHT: 164px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455951248884063938" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7duwQWVXsI/AAAAAAAAAmU/-sW3UKRevyc/s200/74E560CAFEURGJCAVAIMUFCA863T1BCAF4OLJVCA9KPXV1CAGILL3MCALV8WBGCA7SV5VGCA81LICDCAUXXY08CA2C9SNACA8EINMLCADBJEK1CAGGJ7O6CASYVVI0CAWYVRZ4CAQU1FW2CAF2PSDACANVPJDO.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-2560080349753015239?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/2560080349753015239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=2560080349753015239' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2560080349753015239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2560080349753015239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/04/bebek-odalar.html' title='Bebek Odaları'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7dujS0je2I/AAAAAAAAAmM/SwSt23LX0w8/s72-c/UC0PGZCA2WQ695CAYXWLG6CABBZEFUCA4SCE62CA0MA3LPCA7F2HQQCATQZOOICAS1OSPGCAFP2ELRCAPE475XCAK8BVYICAUHTYG6CAYJ0FZ2CA8JMO1HCAS4KL2WCAYKO192CABEX1BSCAMKG9SACA6I6E1Z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-554759615212799259</id><published>2010-03-29T08:32:00.000-07:00</published><updated>2010-03-29T08:43:41.568-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklede inek sütü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>Bebeklerde İnek Sütü Tüketimi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bebeklerde İnek Sütü Tüketimi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerde inek sütü kullanımı, inek sütü, inek sutu, bebeklere inek sütü, bebeklerde inek sütü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnek sütü ile anne sütünün bileşimleri farklıdır.İnek sütünün renal solüt yükü anne sütünden 3 kez daha fazladır. Bu nedenle hayatın ilk üç ayında inek sütü sulandırılmadan bebeğe verilmemelidir.Kazein inek sütünde, albumin, globulin anne sütünde fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elzem amino asit içerikleri farklıdır. Anne sütündeki kalsiyum oranı inek sütüne göre azdır, ancak anne sütündeki kalsiyumun emilimi yüksek olduğundan, kana geçen kalsiyum oranı inek sütüne göre yüksektir.Anne sütündeki kalsiyum daha kolay emilir. İnek sütü proteinlerinin allerjik etkileri vardır.Anne sütünde infeksiyona karşı direnci artıran immünglobilinler vardır. Bebekleri gastroenteritten koruyucu etmenler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emziren annelerde meme kanseri daha az görülür. Emzirme, anne ile bebek arasında iletişim sağlar. Anne sütü ekonomiktir.Hazırlama ve saklama gerektirmez. Her koşulda verilebilir.İnsan sütündeki vitamin düzeyleri annede bir yetersizlik yoksa hemen her zaman çocuğun gereksinimlerini karşılayacak durumdadır. İnsan sütündeki A ve C vitamini düzeyleri inek sütündekinden fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sulandırılmamış inek sütü ile beslenen bebeklerde aşırı fosfor yükü nedeni ile genellikle birinci haftadan sonra hipokalsemik tetani gelişebilir.&lt;br /&gt;İnek sütünü sulandırmaktaki neden, sindirimi zor olan kazeini azaltmaktır. Bu nedenle ancak 3-4 aydan sonra sulandırılmadan verilir. İnek sütü alan bebeklerin böbrekleri,aldıkları besin nedeniyle oluşan madensel yükü (solüt yükü) atmakta zorluk çekebilirler. Bu nedenle bebeğe ayrıca su verilmesi gerekebilir.&lt;br /&gt;İnek Sütü Alerjisi&lt;br /&gt;Gerçek alerji bir gıdadaki proteine olan tepkidir. Örneğin, vücudun karşıt maddeler üretimini içerir. İnek sütü allerjisi, bağışıklık sisteminin inek sütünde bulunan iki süt proteinini kabul etmemesinden kaynaklanmaktadır. Bunlar, alfalaktalbumin ve betalaktaglobulin adlı proteinler.Süt alerjisine çok nadir rastlanır ve sadece küçük çocukları etkiler, bu etki genelde beş yaşından sonra biter.Gerçek ve doğru tanı ancak testler yoluyla yapılabilir.&lt;br /&gt;Genellikle bir çeşit mide rahatsızlığı ile başlar. Eğer çocuğunuzun süte alerjisi olduğundan şüpheleniyorsanız çocuğunuzun diyetini değiştirmeden önce sağlık danışmanınızla veya doktorunuzla görüşünüz.&lt;br /&gt;Bazı uzmanlar hiçbir süt ürününü bebeğe yedirmezken, bazıları ancak keçisütü ve keçi sütünden yapılmış ürünlere izin vermekteler.Gerçek süt alerjisi 1/100 sıklığında görülür.&lt;br /&gt;Süt alerjisinden şüpheleniyorsanız, doktorunuzla konuşun, ailede alerji hikayesi olup olmadığından bahsedin.&lt;br /&gt;Aşağıdaki belirtiler görüldüğünde mutlaka doktorunuza haber verin.&lt;br /&gt;Solunum zorluğu&lt;br /&gt;Morarma&lt;br /&gt;Soluk ve halsiz&lt;br /&gt;Başta ve boyunda şişme&lt;br /&gt;Kanlı ishal&lt;br /&gt;Süt alerjisini önlemenin en iyi yolu, bebeği olabildiğince uzun süre anne sütüyle beslemektir. Anne sütü alanların çok azında süt alerjisi gelişir. Ek gıdalara geçildiğinde her yeni besini 1-2 hafta aralarla tanıştırmalı ve alerji belirtilerine dikkat etmelisiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-554759615212799259?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/554759615212799259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=554759615212799259' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/554759615212799259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/554759615212799259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/bebeklerde-inek-sutu-tuketimi.html' title='Bebeklerde İnek Sütü Tüketimi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-636389344209986639</id><published>2010-03-29T08:30:00.000-07:00</published><updated>2010-03-29T08:31:41.659-07:00</updated><title type='text'>10 Aylık Bebek Beslenmesi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;10 Aylık Bebek Beslenmesi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7DH1j_B9DI/AAAAAAAAAdc/1QgLyLQNPtk/s1600/D5UQJ9CAPTSC0LCAVXXQ2RCACEMDLACAYRVVQZCAG1WRM4CAGOYUO8CA9YCCLWCAPJ6UN8CAE7DOCDCAORRNGYCA6GW6G2CAUZNFC1CAQ186S8CAMZ5W04CA3PKI17CAXKHZVQCAHI1GKPCAUDU1SBCAM61R6H.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 80px; FLOAT: left; HEIGHT: 115px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454078871752274994" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7DH1j_B9DI/AAAAAAAAAdc/1QgLyLQNPtk/s200/D5UQJ9CAPTSC0LCAVXXQ2RCACEMDLACAYRVVQZCAG1WRM4CAGOYUO8CA9YCCLWCAPJ6UN8CAE7DOCDCAORRNGYCA6GW6G2CAUZNFC1CAQ186S8CAMZ5W04CA3PKI17CAXKHZVQCAHI1GKPCAUDU1SBCAM61R6H.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Örnek Menü….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;06:00 – 06:30 Anne sütü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;08:00 – 09:00 Kahvaltı1 çay bardağı meyva suyu (evde yapılmış) Yarım yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı peynir, 1tatlı kaşığı yağ, 1 tatlı kaşığı reçel veya pekmez, 4-5 bisküvi&lt;br /&gt;12:00- 13:00 1 kase kıymalı veya tavuk etli sebze püresi+ anne sütü&lt;br /&gt;16:00- 16:30 ikindi 1 kase yoğurt + yarım meyvanın püresi veya bisküvi&lt;br /&gt;19:30- 20:30 Akşam 1 kase muhallebi + anne sütü &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-636389344209986639?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/636389344209986639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=636389344209986639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/636389344209986639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/636389344209986639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/10-aylk-bebek-beslenmesi.html' title='10 Aylık Bebek Beslenmesi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7DH1j_B9DI/AAAAAAAAAdc/1QgLyLQNPtk/s72-c/D5UQJ9CAPTSC0LCAVXXQ2RCACEMDLACAYRVVQZCAG1WRM4CAGOYUO8CA9YCCLWCAPJ6UN8CAE7DOCDCAORRNGYCA6GW6G2CAUZNFC1CAQ186S8CAMZ5W04CA3PKI17CAXKHZVQCAHI1GKPCAUDU1SBCAM61R6H.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6953609308088933731</id><published>2010-03-29T08:27:00.000-07:00</published><updated>2010-03-29T08:29:26.407-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='1 aylık bebeğe ne sıklıkta mama verilir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='0-4 ay bebek mamalari tarifi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='0-4 Ay Bebek Beslenmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='0-4 aylık ek besin tarifleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='0-4 aylık bebeklerde mama yerken sancı'/><title type='text'>0-4 Bebek Beslenmesi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;0-4 Bebek Beslenmesi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7DHT6CtoPI/AAAAAAAAAdU/8WkMn7tvIFk/s1600/03R73CCAYV1XYUCA03761ECAQHH6BKCAH4UZI7CAZTCUTXCAQ5AK8OCAX7RSIXCAAN3RCICAAI173HCAXFHYHICAGV74CMCAX5QNZDCADUI1OGCA9W379BCAO75X6ZCAIUIJX8CASKOFW0CAIL4HLTCAKJG91D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 97px; FLOAT: left; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454078293557747954" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7DHT6CtoPI/AAAAAAAAAdU/8WkMn7tvIFk/s200/03R73CCAYV1XYUCA03761ECAQHH6BKCAH4UZI7CAZTCUTXCAQ5AK8OCAX7RSIXCAAN3RCICAAI173HCAXFHYHICAGV74CMCAX5QNZDCADUI1OGCA9W379BCAO75X6ZCAIUIJX8CASKOFW0CAIL4HLTCAKJG91D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;0-4 Aylık Bebek Beslenmesi…Hayatın ilk yıllarında gelişim hızı büyük bir hız gösterdiğinden enerji ve diğer unsurlarına olan ihtiyaç vücut kitlesine göre gayet yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0-4 ay arası bebek beslenmesinde bebek için gerekli besin maddelerini uygun bir biçimde içerdiği için anne sütü uygun bir besindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü, ideal olan 3 saatte bir verilmesi iken, pratikte bunu uygulamak zordur. Bebek istedikçe anne sütü verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aylarda anne sütüyle birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yeterince yararlanmasını engeller. 0 4 ay arası anne sütü yeterli geliyorsa bebeğe su da dahil olmak üzere hiç bir ek gıda verilmesine gerek yoktur. Eğer ishal gibi mutlaka su verilmesi gereken bir durum söz konusuysa kaynatılmış su veriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor önerisi ile D Vitamini verilebilir. Bebek her ağladığında ve istediğinde emzirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü yoksa, verilemiyorsa ya da yetersizse bebeğinizin beslenmesi mutlaka doktorunuzun önerdiği anne sütüne yakınlaştırılmış bir biberon maması ile desteklenmelidir. Bu biberon mamasını aşağıdaki tablo çerçevesinde kullanmalısınız. Biberon maması seçiminde bebeğin bağışıklık sistemini güçlendiren ve sindirim sistemini düzenleyen “prebiyotik lif” içerenler tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü ve/veya biberon maması ile beslenen bir bebeğin ilk 4 ay başka hiçbir ek besine ihtiyacı yoktur. Ancak sindirim sisteminin tam olgunlaşmamış olması nedeniyle bebeklerde bu aylarda sıkça gaz sancısı görülür. Bu hem bebeği hem de ailesini huzursuz edebilir. Bu gibi durumlarda hem gaz sancısını hafifletmek hem de rahat uyutabilmek için bebekler için özel olarak hazırlanmış bitki (rezene, papatya gibi) çaylarını bebeğinizin beslenmesine engel olmayacak şekilde, beslenme aralarında istenilen sıklık ve miktarlarda verebilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 aylık bebek beslenmesi, 2 aylık bebek beslenmesi, 3 aylık bebek beslenmesi, 4 aylık bebek beslenmesi &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6953609308088933731?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6953609308088933731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6953609308088933731' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6953609308088933731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6953609308088933731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/0-4-bebek-beslenmesi.html' title='0-4 Bebek Beslenmesi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7DHT6CtoPI/AAAAAAAAAdU/8WkMn7tvIFk/s72-c/03R73CCAYV1XYUCA03761ECAQHH6BKCAH4UZI7CAZTCUTXCAQ5AK8OCAX7RSIXCAAN3RCICAAI173HCAXFHYHICAGV74CMCAX5QNZDCADUI1OGCA9W379BCAO75X6ZCAIUIJX8CASKOFW0CAIL4HLTCAKJG91D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-4257162426331265040</id><published>2010-03-29T08:23:00.000-07:00</published><updated>2010-03-29T08:25:37.512-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne süt yapıcı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ane sütüyapan gıdalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü arttıran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü arttıcı tarifler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü arttırıcı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anede süt yapan yiyecekler'/><title type='text'>Anne Sütü Yapan Yiyecekler</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Anne Sütü Yapan Yiyecekler&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7DGaJ7w4UI/AAAAAAAAAdM/tKfa6JoXd7I/s1600/OW1Z63CAOPEXS8CA14KEAPCAITTIU4CAE2WVJDCA9K5XBECADZUQBHCAU3LHPGCAM6MW1JCAPINDHKCABQFR8CCACICUCYCA2WPMJECAALBEIXCAMJZI6JCAW039STCAE9YRXLCAZ4MJO9CAYDPIXSCA1BZFLX.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 116px; FLOAT: left; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454077301391155522" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7DGaJ7w4UI/AAAAAAAAAdM/tKfa6JoXd7I/s200/OW1Z63CAOPEXS8CA14KEAPCAITTIU4CAE2WVJDCA9K5XBECADZUQBHCAU3LHPGCAM6MW1JCAPINDHKCABQFR8CCACICUCYCA2WPMJECAALBEIXCAMJZI6JCAW039STCAE9YRXLCAZ4MJO9CAYDPIXSCA1BZFLX.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Anne sütü yapan yiyecekler,Anne sütünün arttırmanın yolları, anne sütü yapan besinler…Emzirme döneminde sağladığınız sütteki enerjinin büyük bir kısmı, yediklerinizden karşılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığınız tüm enerji tam olarak süt enerjisine dönüşmüyor, çünkü vücut dokuları da bir miktar enerjiyi emiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir annenin günde ortalama 700–800 ml süt salgıladığı esas alındığında, emzirme döneminde günlük ortalama ekstradan enerji gereksinimi 750 kaloriyi buluyor. Bu miktarın 500 kalorisi yediklerinizden sağlanırken, 250 kalorisi hamilelikte depoladığınız yağlardan karşılanıyor. Bu da emzirme sırasında aldığınız fazla kiloların, enerjiye daha hızlı dönüşmesine katkıda bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;International Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin ve Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, anne sütünü arttırma ve anne sütü yapan besinler konusunda şu önerilerde bulundu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hızlı kilo vermeyi vadeden diyet ve ilaçları uygulamayın.&lt;br /&gt;- Sütünüzü arttıran en önemli besin sudur. Günde en az 2,5 – 3 litre su içmelisiniz, çünkü sütün önemli bir kısmı sudur.&lt;br /&gt;- Kalsiyumdan zengini olan süt, yoğurt ve peyniri düzenli olarak tüketmelisiniz. Her gün 1 adet yumurta veya 1 porsiyon etli sebze veya kurubaklagil yemeği yemeye özen göstermelisiniz.&lt;br /&gt;- A Vitamininden zengin havuç, yeşil yapraklı sebzeler, kayısı gibi besinleri, beslenme programınızda sık bulundurmalısınız.&lt;br /&gt;- Vitaminlerin zengin bir kaynağı olan taze sebze ve meyveleri her gün düzenli olarak tüketmelisiniz.&lt;br /&gt;- Yediğiniz yiyeceklerin besleyici değerini korumak ve özellikle anemiyi (kansızlığı) önlemeniz açısından, yemeklerinizle birlikte çay içmemelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelerin değişik dönemlerdeki günlük enerji ve besin öğelerini karşılamak üzere temel besin gruplarından almaları gereken miktarlar:&lt;br /&gt;Besin Grupları Normal Yaşam (gr) Gebelik İçin Ek(gr) Laktasyon İçin Ek(gr) 1. Et, balık, tavuk, yumurta, kuru baklagiller 140-160 50 50 2. Süt, yoğurt, peynir, çökelek 250-350 250 250 3.Taze sebze ve meyveler 400-600 200 200 4. Tahıllar ekmek, bulgur, pirinç 200-300 - 100 5. Yağ ve tatlılar - - - Yağ 30-35 - 5 Şeker ve Tatlılar 30-50 - 5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünü arttırmak için beslenme programınızda yer alması gereken temel besin grupları ve içerikleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt ve süt grubu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Süt&lt;br /&gt;- Yoğurt&lt;br /&gt;- Peynir&lt;br /&gt;- Ayran&lt;br /&gt;- Et ve et grubu&lt;br /&gt;- Et&lt;br /&gt;- Tavuk&lt;br /&gt;- Balık&lt;br /&gt;- Yumurta&lt;br /&gt;- Sakatatlar&lt;br /&gt;- Kuru baklagiller&lt;br /&gt;- Ekmek ve ekmek yerine geçen grubu&lt;br /&gt;- Ekmek&lt;br /&gt;- Tahıllar (mısır, buğday, çavdar, yulaf )&lt;br /&gt;- Makarna&lt;br /&gt;- Pirinç&lt;br /&gt;- Bulgur&lt;br /&gt;- Çorbalar&lt;br /&gt;- Un ve undan yapılmış yiyecekler&lt;br /&gt;- Sebze ve meyve grubu&lt;br /&gt;- Tüm sebze ve meyveler bu grup içerisindekiler&lt;br /&gt;- Yağ grubu&lt;br /&gt;- Zeytin&lt;br /&gt;- Yağlı Tohumlar ve yağı (ceviz, fındık, badem, susam v.b)&lt;br /&gt;- Bitkisel sıvı yağlar ( mısırözü, ayçiçek, soya, pamuk v.b)&lt;br /&gt;- Margarin&lt;br /&gt;- Tereyağı&lt;br /&gt;- Hayvansal yağlar ( iç yağı, kuyruk yağı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEYVELI PRENSES TATLISI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MALZEMELER (6 kişilik)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 adet muz&lt;br /&gt;2 adet şeftali&lt;br /&gt;15 adet vişne&lt;br /&gt;10 yemek kaşığı irmik&lt;br /&gt;3 yemek kaşığı nişasta&lt;br /&gt;5 su bardağı süt&lt;br /&gt;1 su bardağı toz şeker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAZIRLANIŞI:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeftalileri soyduktan sonra dilimleyin. Küçük bir tencereye alın, 1 çay bardağı su ve bir çorba kaşığı toz şeker ekleyip 4 dakika kadar pişirin. Çukur bir tencerede mısır nişastası, tozşeker, irmik ve sütü kaynayıncaya kadar karıştırarak pişirin. Kaynadıktan sonra düz bir kalıba dökün, soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra üzerini muz, vişne ve şeftali dilimleri ile süsleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anne sütü arttırma, anne sütü arttırıcı, anne sütü arttıran, anne sütü nasıl arttırılır, anne sütü nasıl çoğalır, anne sütünü arttırma &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-4257162426331265040?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/4257162426331265040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=4257162426331265040' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4257162426331265040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4257162426331265040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/anne-sutu-yapan-yiyecekler.html' title='Anne Sütü Yapan Yiyecekler'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S7DGaJ7w4UI/AAAAAAAAAdM/tKfa6JoXd7I/s72-c/OW1Z63CAOPEXS8CA14KEAPCAITTIU4CAE2WVJDCA9K5XBECADZUQBHCAU3LHPGCAM6MW1JCAPINDHKCABQFR8CCACICUCYCA2WPMJECAALBEIXCAMJZI6JCAW039STCAE9YRXLCAZ4MJO9CAYDPIXSCA1BZFLX.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-5631312784346153776</id><published>2010-03-25T10:00:00.000-07:00</published><updated>2010-03-25T10:04:07.927-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kaşınma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saman nezlesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocukta iştahsızlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocukta solgunluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocukta büyüme gecikmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gözlerde sulanma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hapşırık'/><title type='text'>Bebek ve çocukta allerji</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebek ve çocukta allerji&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6uXagkpOBI/AAAAAAAAAdE/jDVkqeKFq9g/s1600/TS0FJYCAPG29DJCA4EEUVGCA6P5XJTCA3WG2L2CA6E751FCASSBHL4CA5O6B54CAADXU6JCAGSF3YVCA662XSTCAWXYSHZCAK8C4KDCAZWRT3WCAMCBVUFCA0NL8ZMCA4FBNFTCAM51KPDCAOIML0PCAJXLK7N.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 97px; FLOAT: left; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5452618255538141202" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6uXagkpOBI/AAAAAAAAAdE/jDVkqeKFq9g/s200/TS0FJYCAPG29DJCA4EEUVGCA6P5XJTCA3WG2L2CA6E751FCASSBHL4CA5O6B54CAADXU6JCAGSF3YVCA662XSTCAWXYSHZCAK8C4KDCAZWRT3WCAMCBVUFCA0NL8ZMCA4FBNFTCAM51KPDCAOIML0PCAJXLK7N.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Allerji günümüzde oldukça geniş bir hastalık yelpazesini oluşturuyor.&lt;br /&gt;Çevre ve doğanın kirlenmesiyle, insan vücuduna zararlı gazların çoğalmasıyla alerji hastalıkları artma göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjen denilen dış etkenlere bağlı bileşkenlerle solunum yollarının etkilenmesinde; saman nezlesi, hapşırık, gözlerde sulanma, kaşınma ve hatta astım gibi hastalıklara sebep olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda solgunluk, iştahsızlık, büyüme gecikmesi gibi belirtiler görüldüğünde doktora başvurulmalı, kan tablosu değerlendirmesi ile bu bulguların nedenine yönelik bir tedavi yapmak artık kolaylaşacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-5631312784346153776?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/5631312784346153776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=5631312784346153776' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/5631312784346153776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/5631312784346153776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/bebek-ve-cocukta-allerji.html' title='Bebek ve çocukta allerji'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6uXagkpOBI/AAAAAAAAAdE/jDVkqeKFq9g/s72-c/TS0FJYCAPG29DJCA4EEUVGCA6P5XJTCA3WG2L2CA6E751FCASSBHL4CA5O6B54CAADXU6JCAGSF3YVCA662XSTCAWXYSHZCAK8C4KDCAZWRT3WCAMCBVUFCA0NL8ZMCA4FBNFTCAM51KPDCAOIML0PCAJXLK7N.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-4713683193378184724</id><published>2010-03-25T09:57:00.000-07:00</published><updated>2010-03-25T10:00:19.384-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşırı beslenen çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşırı beslenen bebekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuğun dengesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebekte İştahsızlık'/><title type='text'>Çocukta İştahsızlık Nedenleri.</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocuklarda İştahsızlık Nedenleri&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6uWYhB5iyI/AAAAAAAAAc8/i7CJ0POL-XI/s1600/VG9NXBCAQ8KQPVCAQE83B2CAA2F0RWCA9NU2L0CANY47YHCA1Z4I4WCAO9NAJACAKTDJAHCAWTFYP1CADC796JCAA73N00CAJN3YYYCAMPGKHXCAEQCNCKCA5C80MGCA9DJ0AWCAKU2FH7CANL655ZCAGSAWPM.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 113px; FLOAT: left; HEIGHT: 85px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5452617121789479714" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6uWYhB5iyI/AAAAAAAAAc8/i7CJ0POL-XI/s200/VG9NXBCAQ8KQPVCAQE83B2CAA2F0RWCA9NU2L0CANY47YHCA1Z4I4WCAO9NAJACAKTDJAHCAWTFYP1CADC796JCAA73N00CAJN3YYYCAMPGKHXCAEQCNCKCA5C80MGCA9DJ0AWCAKU2FH7CANL655ZCAGSAWPM.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Günümüzde, kuşkucu ve fazla yemek meraklısı ana-babalarca aşırı beslenen bebeklerin, yetişkin yaşa geldiklerinde şişman ve fazla yeme meraklısı oldukları, bu durumunsa, işlevsel ve estetik zararları bir yana, sağlıklılık belirtisi olmadığı da kabul edilmiştir.Yaş ne olursa olsun, şişmanlığın sağlık belirtisi olmadığı da kesinlikle anlaşılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal besin alındığı halde, bünyeye bağlı, çoğunlukla aileden gelen bir şişmanlık normal karşılanır.Tersine, şişmanlık aşırı zengin bir beslenme rejimi (özellikle şeker ve un açısından:pasta, karabiye, pasta, çikolata, bulamaç, nişastalı yiyecekler) nedeniyle oluşmuşsa, su ve şeker metabolizmalarını bozabileceğinden, çocuğun dengesin zararlıdır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-4713683193378184724?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/4713683193378184724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=4713683193378184724' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4713683193378184724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4713683193378184724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/cocukta-istahszlk-nedenleri.html' title='Çocukta İştahsızlık Nedenleri.'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6uWYhB5iyI/AAAAAAAAAc8/i7CJ0POL-XI/s72-c/VG9NXBCAQ8KQPVCAQE83B2CAA2F0RWCA9NU2L0CANY47YHCA1Z4I4WCAO9NAJACAKTDJAHCAWTFYP1CADC796JCAA73N00CAJN3YYYCAMPGKHXCAEQCNCKCA5C80MGCA9DJ0AWCAKU2FH7CANL655ZCAGSAWPM.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-1515158899720256475</id><published>2010-03-22T08:56:00.000-07:00</published><updated>2010-03-22T08:59:46.956-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık koşulları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuzluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaramazlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sindirim Bozuklukları'/><title type='text'>Bebeklerde Sindirim Bozuklukları</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeklerde Sindirim Bozuklukları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eT6ycUbcI/AAAAAAAAATE/IzGMgQ4bYwQ/s1600-h/59MH9WCAKFJSRMCABJK2XMCAZ9LFVOCAJHM2CLCATXMY5SCAEZ2801CARXQ2M6CA4H2J7OCAB7257NCAP5X862CAC7GYJPCA2U4HA0CA4JLV8ICA8SPOUMCAXD0IHRCAT23TWMCA0O29V4CAMPBA8DCAFZC73N.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 126px; FLOAT: left; HEIGHT: 92px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451488512137522626" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eT6ycUbcI/AAAAAAAAATE/IzGMgQ4bYwQ/s200/59MH9WCAKFJSRMCABJK2XMCAZ9LFVOCAJHM2CLCATXMY5SCAEZ2801CARXQ2M6CA4H2J7OCAB7257NCAP5X862CAC7GYJPCA2U4HA0CA4JLV8ICA8SPOUMCAXD0IHRCAT23TWMCA0O29V4CAMPBA8DCAFZC73N.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Tam yağlı inek sütüyle ya da tam yağlı şişe sütüyle beslenen 6 aylıktan küçük bebekler, gerektiğinden çok besin almakta olduklarından, bazen kabız ya da ishal (daha nadir) gibi sindirim bozuklukları gösterirler. Bu sindirim bozukluklarına ateş, terleme ve dönemleri eşlik edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bozuklukların nedeni protein açısında çok zengin olan inek sütünün yeterince sulandırılmamasıdır. Süt bebeğinin barsakları, bu kadar dengesiz bir yüklemi kaldıramaz. Tombul yanaklı şişman bir çocuğun görünüşü yanıltıcıdır;çünkü aslında rengi soluktur, kansızlığa, raşitizme ve enfeksiyonlara adaydır. Daha iyi bir besin dengesi sağlamak için, günlük süt miktarını azaltmak, süt oranını yükseltmek ve proteinli besinler, özelliklede çeşitli sebzeler koymak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok anne bebeğine unlu besin vermekte aşırılığa kaçar. İlk yılda verilecek olan glütensiz unun, 3. aydan önce biberonun kıvamını artırmaktan başka yararı yoktur. Çocuk yumuk yumuktur; ama, kakası ishalimsi ve asir, karnı şiştir. Beslenme rejiminde karbonhidrat oranı gereğinden yüksek süt oranı yetersizdir. Dolayısıyla unu azaltmak süt oarnını yükseltmek ve proteinli besinler (çeşitli sebzeler, et, balık, yumurta sarısı, peynir) eklemek gerekir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-1515158899720256475?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/1515158899720256475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=1515158899720256475' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1515158899720256475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1515158899720256475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/bebeklerde-sindirim-bozukluklar.html' title='Bebeklerde Sindirim Bozuklukları'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eT6ycUbcI/AAAAAAAAATE/IzGMgQ4bYwQ/s72-c/59MH9WCAKFJSRMCABJK2XMCAZ9LFVOCAJHM2CLCATXMY5SCAEZ2801CARXQ2M6CA4H2J7OCAB7257NCAP5X862CAC7GYJPCA2U4HA0CA4JLV8ICA8SPOUMCAXD0IHRCAT23TWMCA0O29V4CAMPBA8DCAFZC73N.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-7677104725934843196</id><published>2010-03-22T08:53:00.000-07:00</published><updated>2010-03-22T08:55:55.377-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık koşulları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karın ağrıları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makattta şiddetli kaşıntı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuzluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaramazlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide bulantısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sindirim Bozuklukları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kusma'/><title type='text'>Bebeklerde Sık Görülen Barsak Hastalıkları</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeklerde Sık Görülen Barsak Hastalıkları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eS-tbl7II/AAAAAAAAAS8/j3dU72xKSRE/s1600-h/2CWS51CAWJVJQVCABAN6JRCA23NVVXCAA3NXS2CAW603JLCA1QNKJUCAE12G4YCA57K5EACABJTUZCCAP9MMPVCA48JP02CAZYPA0MCADII362CATSJ6NACAXHYMZRCAB15UTGCA28BLZKCA2I99SSCA91JI7Z.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 136px; FLOAT: left; HEIGHT: 77px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451487480000146562" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eS-tbl7II/AAAAAAAAAS8/j3dU72xKSRE/s200/2CWS51CAWJVJQVCABAN6JRCA23NVVXCAA3NXS2CAW603JLCA1QNKJUCAE12G4YCA57K5EACABJTUZCCAP9MMPVCA48JP02CAZYPA0MCADII362CATSJ6NACAXHYMZRCAB15UTGCA28BLZKCA2I99SSCA91JI7Z.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;İğnekurdu Hastalığı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-10 mm uzunluğunda, beyaz renkli ve yuvarlak bir barsak kurdu olan iğne kurdunun dişisi, makat dolaylarında yumurtlar. Çocuk kaşınır, ellerini kirletir ve sağlık koşullarına uyulmazsa, yumurtaları yeniden yutar, kısır döngüde böylece sürüp gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En tipik belirti, makattta şiddetli kaşıntıdır. Bazen sindirim bozuklukları da önemli boyutlara ulaşır: Karın ağrıları, dışkıdaki yumuşaklık ya da doğrudan doğruya ishal, mide bulantısı, kusma ve iştahsızlık belirtileri veren veren ince ve kalın barsak iltihabı. Çabuk çabuk sinirlenme, haşarılık, yaramazlık, uykusuzluk biçiminde sinir bozukluklarına sık rastlanır. Küçük kızlarda, iğnekurları, dış üreme organı döl yolu iltihaplarına da yolaçabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşhis, akşamları dahada artan makat kaşıntısına dayandırılır. Geceleyin makat üstüne yapışkan kağıt uygulanarak, ertesi gün yumurtalar mikroskop altında kolayca teşhis edilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-7677104725934843196?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/7677104725934843196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=7677104725934843196' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7677104725934843196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7677104725934843196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/bebeklerde-sk-gorulen-barsak-hastalklar.html' title='Bebeklerde Sık Görülen Barsak Hastalıkları'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eS-tbl7II/AAAAAAAAAS8/j3dU72xKSRE/s72-c/2CWS51CAWJVJQVCABAN6JRCA23NVVXCAA3NXS2CAW603JLCA1QNKJUCAE12G4YCA57K5EACABJTUZCCAP9MMPVCA48JP02CAZYPA0MCADII362CATSJ6NACAXHYMZRCAB15UTGCA28BLZKCA2I99SSCA91JI7Z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-4398814518339012443</id><published>2010-03-22T08:49:00.000-07:00</published><updated>2010-03-22T08:52:59.344-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yavru solucanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ince barsak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iğnekurdu hastalığı'/><title type='text'>Bebeklerde Solucan Hastalığı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeklerde Solucan Hastalığı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eSS3uYjwI/AAAAAAAAAS0/kMFm3il8y2Q/s1600-h/E6HOEOCATH8CLYCA9T6IMQCAC72G12CACVFV87CA3LWHFHCA9GJV7FCAUZS6PNCAOB000JCA246JLLCAN6H1CTCA50R6U8CA2A5EILCAF2676BCAVOTWDECATZ57DICA6L9JIBCAJNCFN8CAUODAK3CAP78TP5.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 111px; FLOAT: left; HEIGHT: 111px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451486726849072898" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eSS3uYjwI/AAAAAAAAAS0/kMFm3il8y2Q/s200/E6HOEOCATH8CLYCA9T6IMQCAC72G12CACVFV87CA3LWHFHCA9GJV7FCAUZS6PNCAOB000JCA246JLLCAN6H1CTCA50R6U8CA2A5EILCAF2676BCAVOTWDECATZ57DICA6L9JIBCAJNCFN8CAUODAK3CAP78TP5.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Solucan, 20-25 sm uzunlukta, pembe-beyaz makarnaya benzeyen bir barsak kurdudur. İnce barsakta yaşar ve yumurtlar; yumurtaları barsak içinde embriyo veremediğinden, ancak dışkı ile dışarı atıldıktan 4-6 hafta sonra embriyolar oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyle kişinin yavru solucanları iğnekurdu hastalığından olduğu gibi yeniden kendi bünyesine alması olanaksızdır. Kirlenmiş sularla yada çiğ sebzelerle. Ağız yoluyla alınan embriyolu yumurtalar mideye gelince, kurtçuklar yumurtadan çıkarak barsağa geçer &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-4398814518339012443?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/4398814518339012443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=4398814518339012443' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4398814518339012443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4398814518339012443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/bebeklerde-solucan-hastalg.html' title='Bebeklerde Solucan Hastalığı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eSS3uYjwI/AAAAAAAAAS0/kMFm3il8y2Q/s72-c/E6HOEOCATH8CLYCA9T6IMQCAC72G12CACVFV87CA3LWHFHCA9GJV7FCAUZS6PNCAOB000JCA246JLLCAN6H1CTCA50R6U8CA2A5EILCAF2676BCAVOTWDECATZ57DICA6L9JIBCAJNCFN8CAUODAK3CAP78TP5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-1508013534876802695</id><published>2010-03-22T08:41:00.000-07:00</published><updated>2010-03-22T08:44:46.257-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erizipel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şeker hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda mantar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yılancık hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mantar hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makbule Dündar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Liken hastalığı'/><title type='text'>Bebek Ve Çocukların Cilt Hastalıkları</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebek Ve Çocukların Cilt Hastalıkları&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eQP2q6WTI/AAAAAAAAASk/K3U83piRXaQ/s1600-h/ZZOQU0CAXBKMJ7CA7833APCAK9R8IYCANFHH0MCAZVZ6KZCA09PIJSCA9924NKCAPW0Y0ACA5RI82RCA1XJCR8CAP8TM29CA1ITINUCAEZUXEQCA0HXMVPCAZF3JQ6CAD70KKLCAUABON5CAASKTSCCAZLMJD1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 96px; FLOAT: left; HEIGHT: 96px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451484476003211570" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eQP2q6WTI/AAAAAAAAASk/K3U83piRXaQ/s200/ZZOQU0CAXBKMJ7CA7833APCAK9R8IYCANFHH0MCAZVZ6KZCA09PIJSCA9924NKCAPW0Y0ACA5RI82RCA1XJCR8CAP8TM29CA1ITINUCAEZUXEQCA0HXMVPCAZF3JQ6CAD70KKLCAUABON5CAASKTSCCAZLMJD1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bebek ve Çocukların cildi bizimkinden daha hassastır. Sağlıklı bir cilt için nelere dikkat etmeliyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mantar Hastalıkığı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantar mikroorganizmanın sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Nemli yüzeylerde yaz aylarında rahatlıkla buluşabilir. Mantar hastalığının belirtileri çatlamış deri yüzeyleri, ayak tabanında ince deri soyulmaları, elin içinde çizgilerin beyaz soyulmaları şeklinde görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok psikolojik faktörlerin tetiklediği Vücudun özellikle el bileklerinin kıvrım alanlarında kabartılar şeklinde ortaya çıkan mor renkli cilt hastalığıdır. Aşırı kaşıntılıdır yapar, bulaşmaz ancak geç iyileşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Erizipel yani ‘yılancık hastalığı’ hastalığı:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Özellikle ayak mantarı olan kişilerdeki ufak çiziklerden bakteriler girip Erizipel dediğimiz enfeksiyonu oluşturur.&lt;br /&gt;Yılancık hastalığı bakteriyel enfeksiyondur. Genellikle ayakta, bacakta ve parmak aralarında görülür.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Erizipel daha çok Şeker hastalığı olan kişilerde görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda en çok gördüğümüz egzamada cildini nemlendiricilerle nemlendirmek, cildi temizlerken kullandığımız sabunlara dikkat etmek gerekir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-1508013534876802695?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/1508013534876802695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=1508013534876802695' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1508013534876802695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1508013534876802695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/bebek-ve-cocuklarn-cilt-hastalklar.html' title='Bebek Ve Çocukların Cilt Hastalıkları'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6eQP2q6WTI/AAAAAAAAASk/K3U83piRXaQ/s72-c/ZZOQU0CAXBKMJ7CA7833APCAK9R8IYCANFHH0MCAZVZ6KZCA09PIJSCA9924NKCAPW0Y0ACA5RI82RCA1XJCR8CAP8TM29CA1ITINUCAEZUXEQCA0HXMVPCAZF3JQ6CAD70KKLCAUABON5CAASKTSCCAZLMJD1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8178922281432376887</id><published>2010-03-22T08:38:00.000-07:00</published><updated>2010-03-22T08:41:18.872-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Geceleri sık ağlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uyku bozuklukları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocukta uyuma isteksizliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt çocuklarında uyku düzeni'/><title type='text'>Çocuklarda Uyku Sorunu</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocuklarda Uyku Sorunu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6ePlWr1itI/AAAAAAAAASc/hJcqJFe5z6k/s1600-h/SNICMYCA1TUW00CA05K9RLCATQOBD5CA8FI373CA9O75MECAGX145RCACWULVXCA5X0QKXCAN15943CA2LC1IICAXZ1C5ECAGWET4RCAMQLUIZCAJQCT4JCADAWQ5MCA6F0ZO3CAQLZ08LCAJRIS6HCA4XFCV1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 120px; FLOAT: left; HEIGHT: 120px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451483745862650578" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6ePlWr1itI/AAAAAAAAASc/hJcqJFe5z6k/s200/SNICMYCA1TUW00CA05K9RLCATQOBD5CA8FI373CA9O75MECAGX145RCACWULVXCA5X0QKXCAN15943CA2LC1IICAXZ1C5ECAGWET4RCAMQLUIZCAJQCT4JCADAWQ5MCA6F0ZO3CAQLZ08LCAJRIS6HCA4XFCV1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Uyku bozuklukları sadece yetişkinlerde rastlanan bir sorun değildir. Her çocukta dönem dönem yaşanan ve en sık rastlanan sorunlardan biridir.Süt çocuklarında bile uyku düzeninde değişiklikler olabilir. Geceleri sık ağlama, genelde bebeğin ya açlık yada gaz sancısından, diş çıkarma dönemlerinde ateş ve ağrıdan kaynaklanan huzursuzluk bilinen sebepler arasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklik dönemlerini bitirmiş, çocukluk dönemine geçişlerde de uyku problemleri yaşanabilir. Bu dönemlerde uykuya dalmada yavaşlık, isteksizlik, uykuyu geciktirme gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Tüm bunların çocuk için geçerli nedenleri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal dünyası geniş olan çocuklar bazen hayal ve gerçeği karıştırıp zihinlerini meşgul edebilir,kendince değişik korkulara, kaygılara ya da üzüntüye kapılabilirler. Karanlık veya sessizlik korkusuna kapılan çocuklarda bu daha sık yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon yeni izlemeye başlayan çocuklarda da bu durumlar oluşabilir. Çizgi film yada düzeye uygun olmayan film karakterleri ,değişik görünümlü yaratık ve obje&lt;br /&gt;görüntüleri, çocukta korkuya hatta fobiye dönüşebilir. Bu korkularda kesinlikle çocuğun uykusunu etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykudan sık uyanma, bağırarak yada çığlık atarak uyanmalar çocukta tekrar uyuma isteksizliği doğurur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fizksel olarak sık hastalanan, süreğen hastalığı olan çocuklarda uyku problemlerinin olması normal kabul edilen sorunlar olarak görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bunun dışındaki uku problemleri olan çocuklara düzenli ve normal uykuyu kazandırma ebeveynlerin sabırlı ve anlayışlı tavırlarıyla geliştirilebilir &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8178922281432376887?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8178922281432376887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8178922281432376887' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8178922281432376887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8178922281432376887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/cocuklarda-uyku-sorunu.html' title='Çocuklarda Uyku Sorunu'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6ePlWr1itI/AAAAAAAAASc/hJcqJFe5z6k/s72-c/SNICMYCA1TUW00CA05K9RLCATQOBD5CA8FI373CA9O75MECAGX145RCACWULVXCA5X0QKXCAN15943CA2LC1IICAXZ1C5ECAGWET4RCAMQLUIZCAJQCT4JCADAWQ5MCA6F0ZO3CAQLZ08LCAJRIS6HCA4XFCV1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8219122876296007559</id><published>2010-03-17T05:27:00.000-07:00</published><updated>2010-03-17T05:30:39.028-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kardeş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kıskançlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısgaçlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda'/><title type='text'>Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeş kıskançlığı doğal bir duygu olup, şiddeti ve dışa vurumu her çocuğa göre farklılıklar gösterebilir. Kardeş kıskançlığı duygusuyla savaşmak yerine çocuğa bu duygusunu kabul edilebilir olduğu ve nasıl başedeceği öğretilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tanım :&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu duyguyla ilk tanışma iki yaş civarındadır.. Çocuk, herkesin kendisinden daha iyi olduğunu ve kendisinin herkesten daha az sevildiğini düşünmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Belirtiler:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;*Kardeş kıskançlığı, kendine acıma, üzüntü, küçük düşme korkusu, can sıkıntısı, öfke, nefret ve intikam alma düşüncelerinin yanı sıra sevgi, koruma ve yakınlık hissetme isteği gibi karışık duyguların bir bileşiminden oluşmaktadır. Bu duygulardan en etkili olanları öfke, kendine acıma ve üzüntü duygularıdır.&lt;br /&gt;*Çocuk o güne kadar evde kendisi ilgi ve sevgi odağıyken birden ikinci plana itilmiş gibidir. Artık anne babasının ve diğer yakınlarının sevgi ve ilgisini kardeşiyle paylaşmak durumundadır. Sevilmediği düşüncesiyle anneden tamamen uzaklaşır, içe kapanır, yemek yememeye ve zayıflamaya başlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kabus gördüklerini, çişlerinin geldiğini bahane ederek ilgiyi kendi üzerlerine çekmeye çalışırlar. Altını ıslatma, parmak emme gibi davranışlarla önceki gelişim evresine gerileme görülebilir.&lt;br /&gt;* Hem gün içinde hem de geceleri aşırı sinirli olurlar. Huzursuz bir görünümleri vardır, sakinleşmekte zorlanır ve kimi zaman çevrelerindeki insanlara öfkeli davranabilirler. Kendine ya da eşyalara yönelik saldırgan davranışlarda bulunabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Evden ayrılmayı reddetmeyle birlikte (Örn: okula gitmek istememe) baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler, (emin olmak için fiziki muayene yaptırılmalıdır) huzursuzluk, isteksizlik ve diğer stres belirtileri sık sık gözlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yeni bir kardeşin doğumu çocukta ilgi ve koruyuculuk, sıkıntı ve kıskançlık gibi çelişkili duygular yaşanmasına neden olur. Artık eskisi kadar sevilmeyeceği korkusu daha anne hamileyken başlayabilir. Son aylarda annenin yorgun, isteksiz ve yeni gelecek kardeşin hazırlıkları ile uğraşıyor olması çocuğun huysuzlaşıp, anneden ayrılmak istememesine neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bazı çocuklar kıskançlık duygularını açıkça ortaya koyarak kardeşine vurma, onun oyuncağını kırma, “ondan nefret ediyorum” deme gibi davranışlar gösterirken bazıları da bu duygularını bastırır ve aşırı sevgi gösterir, bu davranışın altında çoğu zaman ana-babanın sevgisini kaybetme, tepki görme korkusu yatar.&lt;br /&gt;*Anne babaya sık sık onu sevip sevmediklerini sorma ve sevgilerinden bir türlü emin olamama yaşanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kıskançlıkla baş edebilme:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sosyal ve ruhsal açıdan sağlıklı çocuklara sahip olmanın yolu birden çok çocuğa sahip olmaktır. Kardeşler arası kıskançlığı yok etmenin herhangi bir yolu yoktur ve tamamen ortadan kaldırılamaz, ancak hafifletilebilir. Bunun için doğumdan önce ve doğumdan sonra alınması gereken önlemler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğumdan Önce Yapılması Gerekenler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a.kıskançlığı en alt düzeyde tutmanın tek yolu, çocuk evin tek çocuğu konumundayken bütün istekleri yerine getirilmemelidir. Yani şımartılmamalıdır.İlgi ve sevgi normal bir seviyede tutulursa kardeşin gelişiyle de çocuk aşırı kıskançlık durumları yaşamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b.Çocuk, psikolojik olarak kardeşinin gelişine hazırlanmalı ve aileye katılacak ikinci çocukla ilgili bilgiler verilmelidir. Daha bebek gelmeden çocuğun ruhunda kardeşine karşı sevgi oluşması sağlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c.Çocuğu bebeğin gelişine hazırlarken kaygılı olunmamalıdır.Bazen ana babalar öyle kaygılanır ki, sanki her şeyin sonu olacaktır ve bu kaygılarını çocuğu da yansıtırlar.”Sakın kardeşini kıskanma”, “Kardeşini kıskanırsan Allah seni cezalandırır”,”hiç korkma, seni de kardeşin kadar seveceğiz”,”Ona ne alırsak,aynısın sana da alacağız” gibi ifadeler çocuğu daha da kaygılandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d.Bebekle ilgili yapılan hazırlıklarda abartıya kaçmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğumdan Sonra Yapılması Gerekenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• a.Anne bebekle ilgilenirken büyük çocuğu tamamen ilgiden mahrum etmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• b.Anne- baba çocuğa olan sevgisini sözlerden ziyade davranışlarıyla göstermelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• c. Çocuğun yanında bebeğe aşırı sevgi gösterilerinden kaçınılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• d.Büyükanne/baba ve misafirler daha çok bebekle ilgilenirler. Gerekirse büyük çocukla ilgilenmeleri için uyarılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• f.Bebeğin uyuduğu ortamda gürültü çıkarttığı için sert tepkide bulunmak, çocuğun kıskançlığını arttıracaktır. Sert tepki ve ceza yerine daha sakin ifadelerle uyarılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• g.Bebeğe zarar verir endişesiyle çocuk,devamlı bebekten uzaklaştırılmaya çalıştırılmamalıdır.Zarar verici davranışlara yöneldiği hissedildiğinde uyarılmalıdır;ancak uyarının boyutu kabul edilebilir düzeyde olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;h.Kardeşler arası kıyaslamalar asla yapılmamalıdır.Çünkü her biri ayrı yetenek ve ilgiye sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• ı.Hamilelikten önce çocuk ana-babasının yanında yatarken,hamilelikle beraber çocuğu başka bir odada yatırmak yanlış bir davranıştır.Ayrıca kendi odasında yatan çocuğu, bebeğin doğumundan sonra kıskanmasın diye, ana-babasının odasına almak da doğru bir davranış değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• i.Bebeğin bakımıyla ilgili işlerde büyük kardeşin yardım etmesi sağlanabilir.Çocuk verilen görevi yerine getirdikten sonra övücü sözlerle ödüllendirilebilir.Bu tür etkinlikler zamanla alışkanlık haline getirilirse, çocukta kıskançlık yerine koruyuculuk duygularının gelişmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;j.Aile içinde işbirliğine önem verilmeli.Çocukların ilgi ve yeteneklerine göre ayrı ayrı sorumluluklar verilmeli.Değerlendirmede çabaya önem verilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• k.Çocuğun duygularıyla yüzleşmesi sağlanırsa fiziksel şiddet içeren davranışlar yok olabilir.Örneğin çocuk büyük ise,kardeşi hakkındaki duygularını açığa çıkarmasına etkin dinlemeyle yardım edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kıskançlıktan dolayın kötü bir çocuk olmadığı mesajı verilmelidir.Aksi takdirde çocuk kendini suçlu hissedecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kısacası, çocuk aileye yeni katılan kardeşinden önce nasıl bir konumda ise, kardeş geldikten sonra da bu konumu çok az değişiklikle aynen korunmalı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8219122876296007559?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8219122876296007559/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8219122876296007559' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8219122876296007559'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8219122876296007559'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/cocuklarda-kardes-kskanclg.html' title='Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-2716276260776643274</id><published>2010-03-17T04:49:00.000-07:00</published><updated>2010-03-17T04:51:11.967-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ikizler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ikiz bebekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ikiz bebek'/><title type='text'>Anne sütü ikiz bebeklere yetiyor mu?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Anne sütü ikiz bebeklere yetiyor mu?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İkizlerin doğdukları andan itibaren anne sütüyle beslenmeleri gerekiyor. Hepimizin aklına annenin sütünün iki bebeğe birden yetip yetmediği geliyor. Anneler ise tek bebek için sütün yetip yetmeyeceğine ilişkin kaygıyı iki defa yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6DB-09R7UI/AAAAAAAAAOs/wY93OrYSLHs/s1600-h/ikiz-bebekler_hlarge.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449568834230021442" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6DB-09R7UI/AAAAAAAAAOs/wY93OrYSLHs/s200/ikiz-bebekler_hlarge.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSTANBUL - Tıp literatürü sütün iki bebeğe yeteceğini söylese de, anne ikiz bebekten uyarı alırsa ve bebekler de güçlüyse süt oluyor. Ancak bebeklerin kilo alımı yeterli değilse, birtakım takviyelerde bulunmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıbadem Maslak Hastanesi Yenidoğan Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, 100 ikiz bebek sahibi anneden sadece 3-4 tanesinin sütün yanında besin takviyesine ihtiyaç duymadan bebeğini besleyebildiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne çok yorulduğundan evdeki bakım programının çok iyi organize edilmesi gerektiğine dikkati çeken Dr. Gülnihal Şarman, “Bu yorgunluk da, süt üretimini olumsuz etkiliyor. Annelerin iyi süt alabilmeleri için evde ikiz bebek bakımının planlanması lazım. Biz bu plan için ailelere bazı önerilerde bulunuyoruz” dedi ve ikiz bebek bakımının püf noktalarını anlattı. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-2716276260776643274?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/2716276260776643274/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=2716276260776643274' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2716276260776643274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2716276260776643274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/anne-sutu-ikiz-bebeklere-yetiyor-mu.html' title='Anne sütü ikiz bebeklere yetiyor mu?'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S6DB-09R7UI/AAAAAAAAAOs/wY93OrYSLHs/s72-c/ikiz-bebekler_hlarge.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-1766396336118636830</id><published>2010-03-16T06:36:00.001-07:00</published><updated>2010-03-16T07:03:28.450-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağlayan bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebekleri yatıştırma'/><title type='text'>Ağlayan Bebeğin Yatıştırma</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Ağlayan Bebeğin Yatıştırma&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5-PWs4YOvI/AAAAAAAAANU/IU_m7tHoRq4/s1600-h/BebekSagligi_BebekAglamasi.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449231694309112562" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5-PWs4YOvI/AAAAAAAAANU/IU_m7tHoRq4/s200/BebekSagligi_BebekAglamasi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bebeklerimizin ağlamasına anne ve babaların dışında bebek ile ilgilenen tüm kişiler dayanamazlar. Bebeğin bir an önce yatıştırılması için herkes elinden geleni yapmak ister. Bu çabalar sırasında bilinçli davranmak hem bebeği hem de anneyi rahatlatacaktır. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek, genellikle acıktığı zaman ağlar, ancak huzursuzluk, yalnızlık ve can sıkıntısı gibi durumlar da bu tepkiye neden olabilir. Bebekle sürekli ilgilenen kişi, çeşitli nedenlerden kaynaklanan farklı ağlayış biçimlerini ayırt etmeyi kısa zamanda öğrenecektir. Ne var ki bebeğiniz bazen nedensiz olarak da ağlayabilir. Bu durum, kendilerine çok güvenen anne babaları bile üzecek ve morallerini bozacaktır. Bundan alınmayın, yalnızca varlığınızla onu rahatlatın ve kendini güvende hissetmesini sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizin ağlamalarına birkaç dakika içinde yanıt vermeniz önemlidir. Nekadar uzun süre ağlarsa, o kadar rahatsız olacaktır. Ağlamaya terk edilirse, dahada huzursuz olacak ve derdini anlamanız iyice güçleşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlamalarına kulak asılmayan bebekler, büyüdükçe daha da huysuz olurlar. Şundan emin olmalısınız; ağlamasına yanıt vermeniz onu şımartmaz. Tam tersine, gereksinimleriyle ilgilendiğinizi ve bunları karşılayacağını belirtir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-1766396336118636830?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/1766396336118636830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=1766396336118636830' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1766396336118636830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1766396336118636830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/aglayan-bebegin-yatstrma.html' title='Ağlayan Bebeğin Yatıştırma'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5-PWs4YOvI/AAAAAAAAANU/IU_m7tHoRq4/s72-c/BebekSagligi_BebekAglamasi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-838818049189347752</id><published>2010-03-16T06:25:00.000-07:00</published><updated>2010-03-16T06:32:48.573-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek emzirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde anne sütünün önemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emzirme önerileri'/><title type='text'>Bebeği Emzirmenin İncelikleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bebeği Emzirmenin İncelikleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5-Ic1sdr5I/AAAAAAAAANE/EIX_kW8SFxs/s1600-h/QHET4GCA3E6A3ECA72N569CANZRGV7CARR4GSBCAO2NWERCAPQHBX3CAZTQJF3CAG6MY2WCADM3KUHCA9OJWGFCAKITLO0CAY3TL65CAAGAKYKCAR409BPCAZ6QMYPCAB95Q80CA34OQT2CAB39VFLCAJSP2WN.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 116px; FLOAT: left; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449224103172878226" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5-Ic1sdr5I/AAAAAAAAANE/EIX_kW8SFxs/s200/QHET4GCA3E6A3ECA72N569CANZRGV7CARR4GSBCAO2NWERCAPQHBX3CAZTQJF3CAG6MY2WCADM3KUHCA9OJWGFCAKITLO0CAY3TL65CAAGAKYKCAR409BPCAZ6QMYPCAB95Q80CA34OQT2CAB39VFLCAJSP2WN.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Emzirmenin İncelikleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme verirken sakin bir ortam seçilmelidirMeme emme anı bebeğin gevşediği zevk aldığı ve annesiyle sıkı bir duygusal bağ kurduğu özel bir andır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirmeye başlamadan önce, eller iyice yıkanmalıdır; göğüsler de dahil her şey temiz olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne rahatlamalıdır yoksa yorulur. Yorgunluğunun nedeni emzirme zanneder ve bir an önce bitmesi için sabırsızlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İskemlenin veya koltuğun kol dayamak için yanlarının olması oldukça faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca gerektiğinde ön tarafta ayakların üzerine koyulabileceği alçak, küçük bir tabure bulundurabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme anında bebek yarı-dikey pozisyonunda, baş ayaklara göre daha yüksekte ve annenin kolunun kıvrımındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin sadece başı değil, tüm vücudu anneye dönük olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin tüm meme ucunu ve meme ucunun etrafındaki kahverengi kısmın tamamını ağzına alması sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emme esnasında bebeğin nefes almakta zorlanmaması için burnunun rahat bir pozisyonda olmasına dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkili emmede bebeğin şakağı ve kulağı oynar ve her bir veya iki memeden sonra yuttuğu duyulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirmenin başında, bebek açtır ve çok güçlü emer. Doymaya başlayınca yavaşlar. Hafif hafif emmeye devam ederse onu durdurmak gereklidir. Aksi halde hava yutabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin ağzını açması için yavaşça parmağınızla dudaklarının birleştiği yere dokunun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin her emzirmeden sonra geğirmesi sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek emzirmeden sonra biraz süt çıkartabilir. Bu fazla emdiği sütün dışarı atılmasıdır ve normaldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirdikten sonra, meme uçları temiz bir mendil ile kurutulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme uçlarına göğüs pedi koyulmalı ve nemlendikçe de değiştirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk günler emzirme süresi, her meme için on dakikadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme bezlerinin düzenli çalışması için çocuğun emmesi gereklidir. Bunun için de sütün salgılanması beklenmeden bebek emzirilir. Genel olarak doğumdan hemen sonra bebek emzirmeye başlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek ne kadar iyi emerse, süt o kadar çok olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÜTÜM AZ GELİYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sütün salgılanmasının henüz düzensiz olduğu ilk haftalarda anne ne kadar çok üzülürse sütü o kadar az gelir. Yorgunluk salgılanmayı azaltan diğer önemli bir faktördür. Anne dinlenmeye ihtiyacı olduğunu daima hatırlamalıdır. Sütü sürekli ve çok gelmesi için bebeği düzenli bir şekilde her iki göğüsten emzirmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğini memeyle besleyebilmek için annenin başlangıçta mümkün olduğunca sabırlı davranması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÜÇÜK GÖĞÜSTE SÜT AZ OLURMU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük göğüslü bir annenin de çok sütü olabilir. Büyük göğüsler bol süt demek değildir. Önemli olan annenin bebeği düzenli emzirmesi, uygun beslenmesi ve yeteri kadar dinlenmesidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-838818049189347752?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/838818049189347752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=838818049189347752' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/838818049189347752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/838818049189347752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/bebegi-emzirmenin-incelikleri.html' title='Bebeği Emzirmenin İncelikleri'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5-Ic1sdr5I/AAAAAAAAANE/EIX_kW8SFxs/s72-c/QHET4GCA3E6A3ECA72N569CANZRGV7CARR4GSBCAO2NWERCAPQHBX3CAZTQJF3CAG6MY2WCADM3KUHCA9OJWGFCAKITLO0CAY3TL65CAAGAKYKCAR409BPCAZ6QMYPCAB95Q80CA34OQT2CAB39VFLCAJSP2WN.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-3623100025185302244</id><published>2010-03-16T06:20:00.000-07:00</published><updated>2010-03-16T06:24:25.302-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Zeka Duzeyi - Zekasini Yukseltin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıkğı'/><title type='text'>Bebeğin Zeka Düzeyi   Bebek Sağlığı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeğin Zeka Düzeyi Bebek Sağlığı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5-GLm2J3cI/AAAAAAAAAM8/Fq5G6trUUtc/s1600-h/6FK9LRCAZ4757VCANIXQS7CA4GAJZVCANN82U2CADZ31U8CA3DL0S4CA6AE31GCAXWT10ECAV52CYBCAST1T4NCAXR8018CAEGPEJYCAAV0LH0CABH0X3MCALSCZSVCAAJU2JXCASOZC12CAV1DKSJCAETD1ZT.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 143px; FLOAT: left; HEIGHT: 107px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449221608105958850" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5-GLm2J3cI/AAAAAAAAAM8/Fq5G6trUUtc/s200/6FK9LRCAZ4757VCANIXQS7CA4GAJZVCANN82U2CADZ31U8CA3DL0S4CA6AE31GCAXWT10ECAV52CYBCAST1T4NCAXR8018CAEGPEJYCAAV0LH0CABH0X3MCALSCZSVCAAJU2JXCASOZC12CAV1DKSJCAETD1ZT.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Yapılan araştırmalar, bebekken anne sütüyle beslenen çocukların zekâ düzeylerinin mamayla beslenenlere göre 8 puan daha fazla olduğunu ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk yaşamında sağlıklı bir beslenmeye giden yolda atılması gereken ilk adım, anne sütü ile emzirme. Uzmarlar, emzirmenin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekiyorlar ve anne sütü ile beslenen çocukların zeka düzeylerinin mamayla beslenenlere göre 8 puan daha yüksek olduğunu belirtiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığı'ndan edinilen bilgilere göre, anne sütüyle emzirme, sağlıklı bir beslenmenin üç temel öğesini ‘‘yiyeceği, sağlığı ve bakımı’’ kusursuz biçimde kaynaştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalar, bebekken anne sütüyle beslenen kişilerin zeka düzeylerinin(IQ) mamayla beslenenlere göre 8 puan daha yüksek olduğunu gösteriyor. Öte yandan araştırmalar, emzirmeye erken başlama ile doğum sonrası kanama riskinin azalması arasında güçlü bir bağlantı olduğunu da ortaya koyuyor. Ayrıca, bebeğin emzirilmesine doğumdan hemen sonra başlanılması, rahimde kasılmayı uyarıyor ve kan kaybını azaltıyor. Bebeklerini emziren annelerde menapoz öncesi göğüs kanseri riski azalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme ne kadar uzun sürerse kanser riski o kadar düşüyor. Alınan bilgilere göre, bebek ölüm oranlarının yüksek olduğu ülkelerde, mamayla beslenen bir bebeğin, yalnızca anne sütüyle beslenen bir bebeğe göre ishalden ölme riski 14, zatürreden ölme riski 4 kat daha fazla gerçekleşiyor &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-3623100025185302244?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/3623100025185302244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=3623100025185302244' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3623100025185302244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3623100025185302244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/bebegin-zeka-duzeyi-bebek-saglg.html' title='Bebeğin Zeka Düzeyi   Bebek Sağlığı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5-GLm2J3cI/AAAAAAAAAM8/Fq5G6trUUtc/s72-c/6FK9LRCAZ4757VCANIXQS7CA4GAJZVCANN82U2CADZ31U8CA3DL0S4CA6AE31GCAXWT10ECAV52CYBCAST1T4NCAXR8018CAEGPEJYCAAV0LH0CABH0X3MCALSCZSVCAAJU2JXCASOZC12CAV1DKSJCAETD1ZT.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-4143185846831752005</id><published>2010-03-11T02:56:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T03:08:19.444-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='0-1 yaş bebekler'/><title type='text'>0– 1 Yaş Grubu Bebeklerin Beslenmesi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;0– 1 Yaş Grubu Bebeklerin Beslenmesi&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yaşamın ilk birkaç yılı, sağlığın temellerinin atıldığı son derece önemli bir dönemdir. Bu kritik dönemde çocukların yaşaması ve sağlıklı büyüme ve gelişmelerinde yeterli ve dengeli beslenme belli başlı etmenlerden birisi, belki de enönemlisidir. Kişinin temel ihtiyaçlarından birisi olan beslenme; büyüme, gelişme ve sağlığın korunmasındaki en önemli faktördür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jO0l0qGTI/AAAAAAAAAHc/LZXkipr7f4s/s1600-h/2P47NVCAKAZ10ICAS2WE8YCASKOFXSCALE726YCA4U4V4DCA9A2J6VCA4HRF4OCAQHQNEYCA0C3F1PCALCI367CAESTFDGCA8N71R3CAGFHESZCA7ZP4EYCAEBFFYECA0WV4WOCAP55VMKCAP2FP4LCA8CIEUX.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 98px; FLOAT: left; HEIGHT: 130px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447331152206108978" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jO0l0qGTI/AAAAAAAAAHc/LZXkipr7f4s/s200/2P47NVCAKAZ10ICAS2WE8YCASKOFXSCALE726YCA4U4V4DCA9A2J6VCA4HRF4OCAQHQNEYCA0C3F1PCALCI367CAESTFDGCA8N71R3CAGFHESZCA7ZP4EYCAEBFFYECA0WV4WOCAP55VMKCAP2FP4LCA8CIEUX.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;0 – 6 aylık bebeklerin, sadece anne sütü ile beslenmesine “doğal beslenme”denir. Doğal beslenme ilk 4 – 6 aylık bebekler için en iyi beslenme şeklidir. 6 aydan büyük bebeklerde (bazen 4. aydan sonra) anne sütü tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle diyete daha katı besinleri eklemek gerekir. Bu aylarda ek besinlere başlanmasının bir diğer nedeni bebeği diğer besinlerin tadına alıştırmaktır. Bebeğin kilo alma durumuna göre ek besinlere 4 – 6. aylar arasında başlanması sağlanmalıdır. Başlangıçta anne sütünü tamamlayıcı olarak verilen bu besinler, 9 – 12. aylarda esas besin olarak bebeğin beslenmesinde yer alır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jOBfXv_xI/AAAAAAAAAHM/SN3GFmw1EgQ/s1600-h/bebis1mu.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 132px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447330274300919570" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jOBfXv_xI/AAAAAAAAAHM/SN3GFmw1EgQ/s200/bebis1mu.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Ek besinler; teker teker, az miktarlarda (1 – 2 çay kaşığı) başlanmalı, her gün miktarı artırılmalı, yeni bir ek besin 1 – 2 gün ara ile eklenmeli, kaşık ve bardak ile verilmelidir. İlk başlanacak ek besinler elma veya şeftali suyu ve püresi ile yoğurttur. Bunları izleyerek diyete sebzeler, diğer meyve suları, yumurta, etler eklenir. Sebze ezmeleri ve çorbaları her gün taze olarak pişirilir. İçine un ve yağ da eklenerek zenginleştirilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Normal süt veren annenin sütü 4 ile 6 ay kadar bebeğin enerji ve besin öğeleri gereksinmelerini karşılayacak durumda olduğuna göre, bu dönemde anne sütü alamayan bebeğe, eğer olanak varsa en azından 4 – 6 aya kadar anne sütüne en yakın olan ticari formüla sütleri de verilebilir.&lt;br /&gt;Normal süt veren bir anneden bebek ortalama günde 700 – 800 ml. Kadar süt emmektedir. Bu miktardaki süt bebeğin &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jOOCc48dI/AAAAAAAAAHU/syAVN_f7Wu8/s1600-h/Bebek3.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 183px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447330489876148690" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jOOCc48dI/AAAAAAAAAHU/syAVN_f7Wu8/s200/Bebek3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;ilk 4 – 6 ayına kadar büyüme ve gelişmesini sağlayabilir, ancak bu aylardan sonra gerek annenin süt salgısının gittikçe azalması, gerekse bebeğin ağırlık kazanarak büyümesi, bebeğe, anne sütü yanı sıra tamamlayıcı besinlerin verilmesini gerektirmektedir. Normal anne sütü ile beslenen bebeğe verilecek ek besinler şunlardır:&lt;br /&gt;Yoğurt :Anne sütünden sonra ilk başlanan ek besinlerden biridir. İlk kez 1 kaşık verilerek miktarı zamanla artırılır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Meyve suları ve ezmeleri :Anne sütü yeterli olduğunda 4 – 6. ayda verilir. C vitamini için en uygun yiyecekler turunçgiller ve domatestir. Bunların bulunmadığı yerlerde elma, şeftali suları da verilebilir. Meyve önce iyice yıkandıktan sonra suyu sıkılır. Günde 1 çay kaşığı ile başlamak suretiyle miktar gittikçe artırılır. Meyveler sıkılır sıkılmaz bekletilmeden bebeğe verilmelidir. Yalnız anne sütü ile beslenenlere 6. aydan itibaren verilmeye başlanır. Meyve ezmeleri 4. aydan itibaren verilir. Anne sütüyle beslenen bebeğe meyve suyu, meyve ezmesi, anne sütü ile aynı zamanda verilmez. Meyve suyu, ezme ve püresi anne sütü verildikten 2 saat sonra verilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Tahıllar : Pirinç unu, buğday unu, pirinç, bulgur, ekmek içi, yoğurtla çorba yapılarak verilir. Tarhana çorbası da bebek için uygun ek besindir. Tahıllar 4. ayda verilir.&lt;br /&gt;Çorbalar : Yoğurda alışmış bebeğe 1 yemek kaşığı ile başlamak suretiyle tarhana, yayla, sebze çorbaları gibi besleyici değeri yüksek olanlardan verilmeye başlanır.&lt;br /&gt;Yumurta :Yoğurt, meyve, tahıllı besinler ve sebze çorbasına alıştırılmış bebeğe, suda katı pişmiş &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jN0MXKprI/AAAAAAAAAHE/H0wwu64EvDw/s1600-h/003ZCVCAYTYCEJCA9A6TFNCA8980Z1CA80E78BCAEX18ALCAPCC7F2CAIRZ0F7CAKKGM1CCAVF0MYTCA5Z6BB4CAY4HEL2CAQY2PHGCAPTXIWCCAEKMNBXCAV4P2CNCA4W274QCA72337ICAM2QXCRCA04W7K6.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 116px; FLOAT: left; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447330045859899058" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jN0MXKprI/AAAAAAAAAHE/H0wwu64EvDw/s200/003ZCVCAYTYCEJCA9A6TFNCA8980Z1CA80E78BCAEX18ALCAPCC7F2CAIRZ0F7CAKKGM1CCAVF0MYTCA5Z6BB4CAY4HEL2CAQY2PHGCAPTXIWCCAEKMNBXCAV4P2CNCA4W274QCA72337ICAM2QXCRCA04W7K6.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;yumurta sarısından 1 çay kaşığı verilir ve miktarı zamanla artırılır. Yumurta, sebze çorbasına karıştırılarak verilebileceği gibi, ekmek içi ve sütle ezilerek de verilebilir. Yumurta beyazı 7 – 8. aylarda verilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Et ve kurubaklagiller : Yoğurt, sebze, tahıllı besinlere alışmış bebeğin, sebze çorbasının içine biraz kıyma konularak ete alıştırılır. Zamanla tavuk ve balık etleri de sebzelerle birlikte ezilerek verilebilir. Yine kıyma yerine, sebze çorbasına kırmızı – sarı mercimek, pişmiş nohut konularak çocuk bu besinlere alıştırılır. Et, kıyma yada püre olarak 5. aydan itibaren çorbalara eklenerek verilir. Tavuk ve kılçıksız balık eti çocuklar için tercih edilir. Karaciğer püre olarak 7 – 8. aylarda verilmelidir. Öte yandan bebekler için beyin önerilmemektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi, 4 – 6 aylık dönem, ek besinlere alıştırma dönemidir. Her bir besin tek tek, az sulu kıvamda verilir. Şeker, şekerli çay ve lokum &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jNpW_4MzI/AAAAAAAAAG8/HoKvj7fQykw/s1600-h/bebis939zh9dt.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 174px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447329859736449842" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jNpW_4MzI/AAAAAAAAAG8/HoKvj7fQykw/s200/bebis939zh9dt.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;çocuğa yarardan çok zarar verir.&lt;br /&gt;6. aydan sonra yukarıdaki yiyeceklerin miktarları biraz daha artırılarak çocuğa verilir. 7. aydan sonra çocuk, ailenin yediği baharatlı ve çok yağlı olmayan yemekten alabilir. Sadece yemeğin suyu değil, kendisi ezilerek verilmelidir. Ayrıca yemeklere ilave olarak çocuğun günde 2 su bardağı kadar yoğurt veya süt ile 1 yumurta yemesi sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;* Bu arada peynir 8. aydan önce önerilmez. Veriliyorsa da kesinlikle pastörize olduğundan emin olunmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Tamamlayıcı Besinlere Alıştırma&lt;br /&gt;Tamamlayıcı besinlerin çocuğun sindirim sistemine uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir. İshal, kusma veya allerjik belirtilere neden olan besinleri belirleyebilmek için aşağıdaki kurallara uyulmalıdır: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;o Bir günde birden fazla yeni besin verilmemelidir.&lt;br /&gt;o Her yeni denenecek besinin miktarı önceden birkaç tatlı kaşığı olmalıdır. Herhangi bir sorun olmadığında besinin miktarı sonraki günlerde artırılmalıdır.&lt;br /&gt;o Yeni verilen besin, çocuk aç iken verilmelidir.&lt;br /&gt;o Lezzeti beğenilmeyen, kusma yada ishal gibi durumlara neden olan besinler birkaç gün beklenip tekrar denenmelidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;o Yemek suyu ve et suyu tek başına tamamlayıcı besin değildir. Bu nedenle gerek yemek suyuna gerekse et suyuna ekmek doğrayıp vermek yerine, suyu içinde ezilmeli; et suyu da çeşitli çorbaların yapımında kullanılmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;o Çay, kolalı içecekler, hazır çorbalar bu yaş grubu çocuklara verilmemelidir.&lt;br /&gt;Çocuklara, su kaynatılmadan verilmemelidir ! &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Özellikle kış günlerinde ve güneş ışınlarından yararlanamayan çocuklarda&lt;br /&gt;1. aydan 1 yaşına kadar günde 400 IU vitamin D verilmelidir &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-4143185846831752005?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/4143185846831752005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=4143185846831752005' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4143185846831752005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/4143185846831752005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/0-1-yas-grubu-bebeklerin-beslenmesi.html' title='0– 1 Yaş Grubu Bebeklerin Beslenmesi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_obHuTJcUAFg/S5jO0l0qGTI/AAAAAAAAAHc/LZXkipr7f4s/s72-c/2P47NVCAKAZ10ICAS2WE8YCASKOFXSCALE726YCA4U4V4DCA9A2J6VCA4HRF4OCAQHQNEYCA0C3F1PCALCI367CAESTFDGCA8N71R3CAGFHESZCA7ZP4EYCAEBFFYECA0WV4WOCAP55VMKCAP2FP4LCA8CIEUX.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6427715834734160306</id><published>2010-03-10T02:54:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T03:00:39.692-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yapılan yanlışlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek büyütmesi'/><title type='text'>Bebek Büyütürken Yapılan Hatalar</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bebek Büyütürken Yapılan Hatalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek büyütürken yapılan ve çocukların sağlığını olumsuz etkileyecek doğru bilinen yanlışlar neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk yetiştirmede anne-babaların en çok etkilendiği konulardan biri de kendi büyüklerinden gördükleri ve duydukları ‘geleneksel inanışlar’dır. Çok fazla inanmasalar bile şartlanmış bir şekilde bunları uygulamak isterler. Oysa bunların bir kısmı doğru değildir. Peki çocukların sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyebilecek bu yanlışlar neler olabilir? ‘Bebeğim ve Biz’ dergisi, Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş ile çocukları büyütürken yapılan hataları konuştu. İşte bu hatalar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Sütü yetmiyor! &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalmasıdır. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler, anne sütü yerine mamayla beslenir. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az beş kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Sarılık için şekerli su &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebek beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Bezi bırakma yaşı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Bezi tamamen bırakma dönemi değildir. Tuvalet eğitimi verildiği dönemde çocuk zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Dondurma hasta eder&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve yararlı bir yiyecektir. Bu yüzden onları bu güzel yiyecekten tamamen mahrum bırakmak doğru değildir. Yasaklamak yerine bu yiyeceğin hastalık nedenini ortadan kaldırmak gerekir. Bu doğrultuda dondurma, boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Gürbüz çocuk sağlıklıdır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklıdır. Çocukları yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Sıcak hava sever&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Hayır, çocuklar her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmelidir. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler idealdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Aman terlemesin!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak yanlış bir yaklaşımdır. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, onu spora yönlendirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Şaşılık geçer&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalıdır. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Fazla süt gaz yapar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocukların beslenmesinde bir yaşından önce inek sütü yer almamalıdır. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelidir. Sütün içinde bulunan laktoz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktozsuz sütler de bulunabiliyor. Çocuğa süt vermemek çözüm olmamalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6427715834734160306?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6427715834734160306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6427715834734160306' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6427715834734160306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6427715834734160306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/03/bebek-buyuturken-yaplan-hatalar.html' title='Bebek Büyütürken Yapılan Hatalar'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-2754266757494771409</id><published>2010-01-22T05:38:00.000-08:00</published><updated>2010-01-22T05:41:35.793-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebekleri emzirmenin faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>Emzirme Hakkında Bilmeniz Gerekenler</title><content type='html'>&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;strong&gt;Emzirme Hakkında Bilmeniz Gerekenler&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Emzirme saatlerinin ayarlanması &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Emzirmenin etkili bir şekilde başlayıp sürdürülmesi için en ideal ve doğal olan yöntem; doğumdan hemen sonra bebeğin çıplak olarak annenin çıplak göğsüne konarak tensel temasın sağlanması ve emmeye hazır olduğunu belli eder etmez emzirilmesidir. Bu mümkün değilse en geç 1 saat içinde anne göğsüne konarak aynı şekilde emzirilmesi sağlanmalıdır. Çünkü bebeğin emmeye en istekli olduğu ilk 1 saat geçirilirse bebek uzunca bir süre isteksizlik duyar ve ilk emzirme çok gecikebilir. Bazı bebekler daha çabuk hazmettiklerinden daha sık, bazıları da yavaş hazmettiklerinden daha aralıklı beslenme gereksinimi duyabilirler. Fakat hangisi olursa olsun bebekler istediklerinden fazlasını ya da azını emmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü çabuk hazmedildiğinden özellikle ilk haftalarda bebekler sıkça ve düzensiz olarak beslenmek isterler. Bu yüzden bebeğinizin düzensiz de olsa emme isteğini reddetmemelisiniz. Ancak bazı bebeklerde birkaç hafta sonra emme isteği daha düzenli aralıklar halini alır. İlk iki haftanın ardından bebekler genellikle 2-3 saat ara ile emmeye ihtiyaç duyarlar. Ancak bazı bebeklerde bu aralık daha kısa olabilir. Özellikle ilk aylarda emme saatlerinin mekanik olmadığını aklınızda bulundurmalı ve bebeğiniz istedikçe emzirmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Emzirmeye hazırlık&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Bebeği emzirme kararı alındıysa; bu işin her şeyden önce sabır, direnme ve irade gerektirdiğini unutmamak gerekir. Çünkü, bebeği tam anlamıyla doyurmaya yetecek sütün, memelerden gelmesi bazen belli bir süre alabilir.&lt;br /&gt;• Anne sütünün gelme süresi kadından kadına değişebilir.&lt;br /&gt;• Doğum sonrasında asıl sütün gelmesinden önce memeden ‘kolostrum’ (ağız sütü) olarak adlandırılan kıvamlı, koyu, sarı renkte, az yağlı, bol proteinli ve antikorlu bir sıvı gelir. Bu sıvının yüksek besleyici niteliği ve antikor açısından zengin bir yapısı vardır.&lt;br /&gt;• Başlangıçtaki ağız sütü bebek için yeterlidir. Sonraki günlerde emzirme belli bir düzene girince annenin memelerinden süt gelişi fazlalaşır.&lt;br /&gt;• Anne emzirirken önce bir memesindeki sütün boşalmasını sağlamalıdır. Eğer bebek doymadıysa diğer memeye geçmelidir.&lt;br /&gt;• İlk günler emzirme süresi, her meme için 10 dakikadır. Daha sonraları emzirmeler 15 ile 25’şer dakika sürecektir. İlk günlerde bebek, her emzirme seansında 10 gram kadar içerken on aylık bebeğin içtiği miktar yaklaşık 100 gramdır. Emzirme süresinin uzaması da bundandır ve gayet normaldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Emzirirken dikkat edilmesi gerekenler&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Anne ile bebek arasında kurulan duygusal bağın bebeğin sağlıklı gelişimine katkısı sanıldığından çok daha fazladır. Emzirme seansları bu konuda önemli bir rol oynar. Çünkü meme emme anları bebeğin gevşediği, kendisini güvende hissettiği, zevk aldığı, annesi ile sıkı bir duygusal bağ kurduğu özel anlardır. Emzirme anlarının her yönüyle doyurucu olabilmesi ise emzirme tekniklerinin ne kadar bilindiğine ve uygulandığına bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Öncelikle ilk emzirme seanslarının sakin bir yerde yapılmasına dikkat etmek gerekir. Daha sonra anne ve bebek alıştığında emzirme rahat edilebilecek herhangi bir yerde yapılabilir.&lt;br /&gt;• Emzirmeye başlamadan önce, eller iyice yıkanmalı; göğüsler de dahil her şey tertemiz olmalıdır.&lt;br /&gt;• Anne, rahat bir şekilde emzirmelidir. Özellikle sırtını yaslayacağı, emzirirken bebeği yatırdığı kolunun destek alacağı bir koltuk tercih edilmelidir. Annenin rahat etmesi çok önemlidir. Çünkü, anne iyi yerleşmemişse aşırı yorulur ve yorgunluğun nedenini emzirme zannederek bir an önce bitmesi için sabırsızlanır. Bu da her emzirme seansının bir külfet ve eziyet haline dönüşmesine yol açar.&lt;br /&gt;• Oturarak emzirmek için ideal olan pozisyon, rahat bir koltuk ya da sandalyeye sırtın dayanarak oturulmasıdır. Bu şekilde bebeğin başı annenin dirseğinin iç tarafına, yüzü ise anne eğilmeden memenin hemen yanı başına rahatça gelebilecektir. Koltuk ya da sandalyenin kol dayama yerlerinin olması oldukça faydalıdır. Eğer yoksa (veya tam rahat edilemiyorsa) dirseğin dayanması için yan taraflara yastık yerleştirilebilir. Ayrıca gerektiğinde ön tarafta ayakların üzerine koyulabileceği alçak, küçük bir tabure bulundurulabilir.&lt;br /&gt;• Emzirme anında bebek annenin kolu tarafından aynı düzlemde tutulmalı ve annenin kolunun iç yüzeyine başı ve gövdesi gelecek şekilde uzanmalıdır. Bebeğin sadece başı değil, tüm vücudu anneye dönük ve yakın tutulmalıdır.&lt;br /&gt;• Bebek annenin göğsüne yakın olduğunda içgüdüsel olarak memeye yönelir. Ancak ilk zamanlarda meme ucunu kendiliğinden ağzına alamaz. Bunun için yardıma ihtiyacı olabilir. Bu noktada anne, meme başını bebeğin yanağına dokundurarak emme arama refleksini uyarmalı, bebeğin kendisinin meme başını bulmasını, tüm meme ucunu ve etrafındaki kahverengi kısmın tamamını ağzına alması sağlamalıdır.&lt;br /&gt;• Anne gerekirse serbest olan elinin baş ve işaret parmağı üstte meme başını çevreleyen kahverengi kısmın kenarında diğer üç parmağı ise bu bölümün altında olacak şekilde tutarak memesini destekleyebilir ve ancak sıkı sıkı bastırmamalı ve makas hareketi yapmamalıdır.Çünkü sıkı bastırma ve memeyi makaslama, süt kanallarının akışını zorlaştırabilir.&lt;br /&gt;• Bebeğin emmesinin etkili olup olmadığını şakak ve kulağından anlamak mümkündür. Etkili emmede, bebeğin şakağı ve kulağı oynar. Çektiği sütü yutması ise memeyi her bir iki çekişinin ardından olur.&lt;br /&gt;• Emzirmenin başında, bebek açtır ve çok güçlü emer. Sonra doymaya başlar ve yavaşlar. En sonunda ise tatmin olduğundan dolayı uyuya kalır ya da kendisi emmeyi bırakabilir.&lt;br /&gt;• Bebek düzgün yerleştiyse, emzirmenin anneye acı vermemesi gerekir; belki başlangıçta göğüslerde hafif bir batma olabilir fakat bu his bir iki çekişten sonra geçer. Eğer devam ederse bebeğin ağzından meme ucu geri çekilip düzgün olarak tekrar bebeğin ağzına yerleştirilmelidir.&lt;br /&gt;• Bebeğin her emzirmeden sonra gazını çıkarması sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;• Emzirdikten sonra, meme uçları temiz bir mendil ile kurutulmalıdır. Emzirilmediği zamanlarda da memelerden süt geliyorsa, meme uçlarına göğüs pedi koyulmalı ve bunlar nemlendikçe de değiştirilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-2754266757494771409?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/2754266757494771409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=2754266757494771409' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2754266757494771409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2754266757494771409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/emzirme-hakknda-bilmeniz-gerekenler.html' title='Emzirme Hakkında Bilmeniz Gerekenler'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8952796309110911147</id><published>2010-01-22T05:35:00.000-08:00</published><updated>2010-01-22T05:37:31.766-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>İlk 6 Ay Sadece Anne Sütü</title><content type='html'>&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;strong&gt;İlk 6 Ay Sadece Anne Sütü&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir toplum yaratmanın ilk adımı, öncelikle bebeklerimize sağlıklı başlangıçlar sunarak atılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Nedir sağlıklı başlangıçlar?...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Birincisi, bebeklerimize anne karnında sağlıklı bir süreç yaşatmaktır.&lt;br /&gt;İkincisi, onları sağlıklı koşullarda dünyaya getirmektir.&lt;br /&gt;Ve üçüncüsü, doğduktan sonra ne olursa olsun onları anne sütünden mahrum bırakmamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebekler beslenme bozukluklarından ölüyor...&lt;br /&gt;Araştırmalar, ülkemizde binlerce bebeğin sırf anne sütünden doğru bir şekilde yararlanamadığı için yaşamını yitirdiğini ortaya koymaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın 2002 verilerine göre, ülkemizde canlı doğan her bin bebekten yaklaşık 38’i bir yaşına gelemeden yaşama veda etmektedir. Daha açık bir ifadeyle her yıl ülkemizde doğan yaklaşık bir buçuk milyon bebekten ortalama elli bini 1 yaşına gelemeden kaybedilmektedir. Bebeklerin ölüm nedenleri arasında beslenme bozuklukları ikinci sırada yer almaktadır. İlk bakışta bu olanaksız gibi gelebilir. Çünkü hepimizin de bildiği gibi, ülkemizde emzirme oldukça yaygın. Doğumdan sonraki ilk aylarda hemen her bebek anne sütü ile beslenmektedir. İstatistiklere göre ise, ülkemizde emzirmeye başlangıç oranı yüzde 95’in, ortalama emzirme süresi ise 12 ayın üzerindedir. Fakat yine de bebeklerimiz beslenme bozukluklarından ölebilmektedir. Neden? Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni, ülkemizde emzirmenin yaygın ve süresinin uzun olmasına karşın, ek besinlere gerekenden çok erken ya da çok geç bir dönemde başlanmasıdır. Örneğin; bebeklerin ilk 6 ayda ‘sadece anne sütü’ almaları gerekirken bu dönemde gereksiz olduğu halde ishal riskini arttıran su ilavesi yapılabilmektedir. Ya da sindirim sistemlerinin henüz yeterli olgunluğa ulaşmadığı ilk altı aylık dönemde, onlara ek besin verilmeye başlanabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her beş yılda bir gerçekleştirilen Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmalarına göre ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen bebek oranı 1998’de yüzde 1.3 iken 2003’te yüzde 21’ e çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar, ‘ilk altı ayda sadece anne sütü alan bebeklerin’ oranının artmış olduğunu gösterse de sonuç yine de yeterli değildir. Peki bu yanlış beslenmenin bedelini, toplum olarak nasıl ödemekteyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki; bebeklerimiz hala yetersiz ya da yanlış beslenmeden dolayı ölebilmektedir. Hem de bunu önlemek son derece basitken. İlk altı ay yalnızca anne sütü, daha sonra ise ek besinlerle beraber emzirmenin 2 yıla kadar sürdürülmesi... Sadece bu kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu bilincin yaygınlaştırılabilmesi ve beslenme bozuklukları nedeniyle bebek ölümlerinin yaşanmaması için 1-8 Ekim arası, tüm dünyada ve ülkemizde ‘Dünya Emzirme Haftası’ olarak kutlanıyor. Ve biz, bu hafta aracılığıyla bebeklerimiz için eşi bulunmaz bir besin olan anne sütü ve emzirmenin faydalarını bir kez daha vurguluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk altı ay ‘mutlaka’ ve ‘sadece’ anne sütü...&lt;br /&gt;Yaşamlarının ilk altı ay içerisinde bebeklerimize sunabileceğimiz en ideal besin maddesi anne sütüdür. Bunun birçok nedeni var. Birkaçını hatırlatacak olursak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü içerdiği koruyucu maddelerle, bebeklerimizin mikroplara karşı ilk aşısıdır. Onları birçok hastalıktan korur, bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine de yardım eder. Bebeklerimizin gereksinim duyduğu tüm besin maddeleri, en uygun oranda sadece anne sütünde mevcuttur. Anne sütü mikropsuzdur, her an hazırdır ve ekonomiktir... İlk altı ay boyunca bebeklerimize anne sütü vermek onlara sunabileceğimiz en değerli armağandır. Altıncı aydan sonra ek gıdalara başlanmasıyla beraber, emzirmenin iki yaşına kadar sürdürülmesi ayrı bir önem taşır. Çünkü büyüme ve gelişmelerinin çok hızlı olduğu bu iki yıllık süre zarfında onları emzirmek, sadece o andaki değil ileriki yıllardaki fiziksel ve ruhsal sağlıklarını da olumlu yönde etkiler. Onları olabildiğince uzun bir süre emzirmek, özellikle de beslenme bozukluklarının önlenmesinde önemli bir role sahiptir. Uzun süre emzirilen bebeklerin ilerde bazı hastalıklara karşı daha dirençli olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, bu bebeklerin daha zeki olduklarına dair çeşitli araştırma sonuçları da mevcuttur.&lt;br /&gt;Anneler emzirerek kendi sağlıklarına da katkıda bulundukları gibi ekonomik, hijyenik, zahmetsiz bir besleme şansı da yakalarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebekler içinse emmek, her yönüyle idealdir. Kendisi için gerekli bütün besinleri anne sütünden sağladığı gibi, annesinin sıcaklığını tensel temas yoluyla hisseder. Bu temas, bebekte güven duygusunun gelişmesini destekler. Daha doğar doğmaz, dünyaya gözlerini açtığı ilk saatlerde ve daha sonraki aylardaki kendisi için gerekli olanları, anne sütünü emerek sağlayabilir. İşte bu yüzden;&lt;br /&gt;Her annenin bebeğine verebileceği en değerli armağan; anne sütüdür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8952796309110911147?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8952796309110911147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8952796309110911147' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8952796309110911147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8952796309110911147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/ilk-6-ay-sadece-anne-sutu.html' title='İlk 6 Ay Sadece Anne Sütü'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-9108158010477170934</id><published>2010-01-13T03:53:00.000-08:00</published><updated>2010-01-13T03:55:31.963-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek ve uyku'/><title type='text'>Bebeğimin Gözleri Çok çapak Oluyor</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bebeğimim Gözleri çok Çapak Oluyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal olarak oluşan göz yaşları gözü daima temizlediği için gözler sağlıklı olduğu sürece ayrıca göz temizliğine gerek yoktur. Gözün çapaklanması ise göz kapağı iltihabına (konjunktivit) bağlı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda bebeğin gözü kaynatılarak ılıtılmış suya batırılan temiz bir pamuk parçası ile göz pınarlarından dışa doğru,her bir göz için ayrı bir pamuk kullanılarak silinir. Kısa sürede geçmeyen çapaklanmalar doktor takibinde uygun ilaçlar ile tedavi edilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-9108158010477170934?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/9108158010477170934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=9108158010477170934' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/9108158010477170934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/9108158010477170934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/bebegimin-gozleri-cok-capak-oluyor.html' title='Bebeğimin Gözleri Çok çapak Oluyor'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6860173024562037296</id><published>2010-01-13T03:51:00.000-08:00</published><updated>2010-01-13T03:52:15.619-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek ağlaması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>Bebeğim Cok Ağlıyor</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bebeğim Cok Ağlıyor&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ağlama bebeklerin çevresi ile tek iletişim kurma şekli olup, basit bir nedenden ya da bir hastalıktan da kaynaklanıyor olabilir. Ağlama anne babayı endişelendiren, sık sık doktora başvurmalarına neden olan bir durumdur. Başlıca sepebler aşağıdakiler olabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açlık ve susuzluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme problemleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneye temas isteği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortamın çok sıcak ya da soğuk olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altının ıslak olması ya da kaka yapması&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6860173024562037296?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6860173024562037296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6860173024562037296' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6860173024562037296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6860173024562037296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/bebegim-cok-aglyor.html' title='Bebeğim Cok Ağlıyor'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-5053013588063117796</id><published>2010-01-09T06:13:00.000-08:00</published><updated>2010-01-09T06:17:57.906-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni doğan bebek bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>Bebeğimin Genel Bakımı Yeni doğanda Cilt Bakımı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bebeğimin Genel Bakımı Yeni doğanda Cilt Bakımı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Deri birçok rolü ve fonksiyonu olan yaşamsal bir organdır. Toksin ve infeksiyonlara karşı bariyer, ısı dengesi, su ve elektrolit dengesi, yağ deposu, yalıtım ve dokunma duyusunu sağlar. Bu fonksiyonlar doğumdan itibaren bazı değişikliklerle sağlanır. Değişikliklerin en yoğun olduğu dönem doğumdan sonraki ilk iki yıldır. Aköz fakat steril atmosferden patojenlerden zengin kuru ortama geçiş yenidoğan derisinde dramatik bir değişim oluşturur. Epidermal bariyerin bütünlüğü su kaybı ve mikroorganizma direnci için önemlidir. Temel deri bakımının amacı travmatik yaralanmaları azaltmak, olgunlaşmamış bariyer fonksiyonunu korumak, deri bütünlüğünü sağlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;VERNİKS KAZEOZA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Verniks kazeoza anne karnındaki dönemde fetusu koruma görevinin yanısıra antioksidan, yara iyileşmesini kolaylaştırma, su geçirmezlik özellikleri de olan fizyolojik bariyerdir. Doğumda deri verniks kazeoza ile kaplıdır. Bu beyazımsı yağlı tabaka tüm vücudu örtebilir veya sadece kıvrım bölgelerinde var olabilir. Doğumu izleyen saatlerde kurur ve dökülür. Rengi anne karnındaki dönemdeki problemleri yansıtabilir.&lt;br /&gt;Verniks kazeozanın kaldırılması: Genellikle doğumdan hemen sonra bebek yıkanmadan önce temiz bir havlu ile silinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ISI DENGESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Zamanında doğan bebeklerde ilk üç gün içinde ısı dengesinin sağlanmasına yönelik işlemler başlar.&lt;br /&gt;• Terleme ilk olarak alında başlar ve daha sonra gövde ve ekstremitelerde ortaya çıkar. Preterm bebeklerde yaşamın ilk günlerinde ısıya karşı terleme görülmez.&lt;br /&gt;• Deri vücudun ısısını kontrol etmede yardımcı olur. Çok küçük çocuklarda, aşırı sıcak ya da soğukla başa çıkmada ısı kontrolü daha zordur.&lt;br /&gt;• Üşümemesi için ne kadar giydireceğinize gelince; yetişkinlere göre bir kat fazla giysi giydirilmesi, uykusu sırasında üzerinin örtülmesi yeterlidir.&lt;br /&gt;• Çok küçük bebeklerde el ve ayaklar soğukta mavi benekli bir görünüm alabilir. Bu önemli bir sorun değildir. Ancak, soğukta el ve ayakları örtmek bu durumu önleyecektir.&lt;br /&gt;• Giyimli olduğu halde elleri soğuksa üşüyor olabilir, kolayca terliyorsa fazla giydirilmiş olabilir. Koltuk altından derece ile ölçülen vücut ısısı 36-36.5°C ise üşümüyor demektir.&lt;br /&gt;• Bebeğinize kundak yapmayınız. Kundak doğumda normal olan bebeğin kalçasında çıkıklığa yol açabilir. Bunun yerine bebeğinize onlar için yapılmış zıbın, tulum, pijama şeklinde giysileri giydiriniz. Bazen bebeklerin kaburga kemiklerinin batmaması için göğüs çevresine sıkı sıkıya bir sargı yaparlar. Bunu da yapmayınız, bu sargılar bebeğinizin nefes alıp vermesini güçleştirir. Bebeğiniz için çarşıdan aldığınız giysileri paketini ilk siz açsanız bile yıkamadan giydirmeyiniz. Pamuklu, yumuşak dikişli, rahat ve kolay yıkanıp ütülenebilen, tüylü olmayan kumaşlardan yapılan bebek giysilerini ve battaniyelerini tercih ediniz. Bebeğinizin giysi ve battaniyelerini, havlu ve nevresimlerini sabun veya sabun tozu ile yıkayınız ve ütüleyiniz. Çamaşır makinesinin son durulama işleminde suya herhangi bir kimyasal madde ilave etmek gerekmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAÇ VE TIRNAK BAKIMI&lt;br /&gt;Lanugo: Prematürelerde özellikle sırt, omuzlar ve yüz lanugo denilen kıllarla kaplıdır. Bu kıllar normalde doğumdan bir ay önce anne karnındayken dökülür ve yerine zamanında doğanlarda görülen daha kısa lanugo çıkar. Saçlar gibi bunlarda ilk aylar içinde yerlerini vellus kıllara bırakırlar. Kalıtsal bir hastalık olan konjenital hipertrikozis lanuginozadan ve hipertrikoz ile seyreden hastalıklar ayırt edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı bebekler fazla saçlı olarak doğarlar. Bu saçlar, tekrar yumuşak ve ince yeni saçlar çıkmadan önce ilk birkaç ay içinde dökülebilir. Bebeklerin yumuşak olan saçları, daha kuvvetli, uzun ve kalın olan yetişkin saçlarından farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı bebekler çok az saçla doğarlar. Bu saçlar giderek normal büyüme düzenine döner ve ilk bir ya da ikinci yılda dökülürler. Çocuk ve küçük bebeklerin saçlarının kesilmesi gerekmez.&lt;br /&gt;Sırtüstü yatan ve hareket eden bebeklerin başlarında saç derisinin yatak çarşaflarına sürtündüğü yerlerde saçlarda seyrelme olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bebeklerin çoğunun saçlarını şampuan ile yıkamaya gerek yoktur. Eğer şampuan kullanılacaksa, olabildiğince az miktarda ve sıklıkta çok hafif bir şampuan kullanmak uygun olur. Çocuklarda, saçlı derideki yağ bezlerinin çalışma bozukluğu sonucu oluşan kabuklu deri iltihabı oldukça yaygın olup, çoğu zamanla geçer. Kabuklar, baş derisine bebe yağı ya da nemlendiriciler ile masaj yaparak çıkarılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerde saç rengi oldukça çeşitlilik gösterir. Bazı bebeklerin saçları doğduklarında koyudur. Bu saçlar daha sonra dökülerek yerlerine açık renkli saçlar çıkar. Tersi daha az yaygındır. Kızıl saç, saçların normal büyüme düzenine girdikleri altı ya da dokuz aya kadar belirgin olmayabilir. Ayrıca, saç rengi, bebek büyüdükçe de değişebilir. Bu bağlamda, sarışın çocukların saçları genellikle sekiz yaş civarında koyulaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin tırnağını, ona özel bir bebek tırnak makası ile kesebilirsiniz. Uzamış tırnaklarıyla bebek, yüzünü ve gözünün kornea tabakasını çizebilir. Bebek tırnak makasıyla tırnağın keskin ve sivriköşeleri de ince bir törpüyle yumuşatın. Bu işlemi yaparken yanınıza bir yardımcı almalısınız.&lt;br /&gt;Bazen tırnak altındaki deri tırnağın ilk gelişimi sırasında yeterince düz olmayabilir. Bu durumda tırnak deriye batar ve el ya da ayak parmağının ucunda şişlik veya kızarıklık oluşabilir. Bu, tedaviye gerek kalmadan tırnak büyüdükçe zamanla geçecektir.&lt;br /&gt;GÖZ BAKIMI:&lt;br /&gt;Doğumu takip eden günlerde gözlerde çapaklanma, akıntı ve kızarıklık ile kendini gösteren konjonktivit (göz iltihaplanması) ile de sıkça karşılaşılır. Bunun nedeni yeni doğan bebeklerde üretilen göz yaşını burun içine akıtan kanalın drenajının bazen yeterli olmamasıdır. Doğum sonrası göz bakımını yaparken günlük kaynamış ılınmış su ile ıslatılmış lokmalar halinde pamuk parçalarını kullanabilirsiniz. Önce ellerinizi sabunlu suyla yıkayıp temiz havlu ile kurulamayı unutmayınız. Islattığınız pamuk lokması ile bebeğin gözünü pınarından başlayıp kuyruğuna kadar yumuşakça bir kerede siliniz. Diğer göz için yeni bir pamuk lokması kullanınız. Bu bakıma rağmen bebeğinizin gözü çapaklanıyor, sulanıyorsa doktorunuza başvurunuz.&lt;br /&gt;KULAKLAR VE BURUN BAKIMI:&lt;br /&gt;Temizlik ve bakım için pamuklu çubuk ve benzeri şeyler kullanmayınız. Bunlar bebeğin kulaklarını ve burnunu tahriş edebilir. Bir parça kaynatılmış ılık su ile ıslatılmış pamuk veya yumuşak bir peçete ile kulakların ve burunun giriş delikleri silinebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİĞER&lt;br /&gt;Miliarya (İsilik): Derideki küçük ter bezi kanalları olan gözeneklerin sıcak ve nemli havaya ve yüksek ateşe bağlı aşırı terleme sonucu tıkanması ile oluşur. Sıcak ve nemin fazla olduğu ortamlar, geçirgenliği olmayan giysiler miliarya oluşumunda önemli rol oynar. Aşırı nemlendirici kullanma, sabun ve deterjanlar sorunu daha da artırabilir. Tıkanıklık düzeyine göre farklı döküntüler gelişir. Daha hafif olan isilik küçük ve kolayca patlayıp ince pullar oluşturan su kabarcıkları halinde görülür. Daha ağır vakalarda, kaşıntılı ve su toplayan kırmızı döküntüler oluşabilir. Bu döküntüler sıcakta karıncalanma veya kaşınma hissi yaratabilir. En yaygın olarak alın, yanaklar, gözkapakları ve bazen de burunda oluşur. Ayrıca, bel lastikleri gibi giysi malzemelerinin ter bezlerini tıkadığı yerlerde de görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk iki hafta içinde sık görülür.&lt;br /&gt;Sıcak havada bebeği serin tutmak önemlidir. Bezler sık sık kontrol edilmeli ve ıslak olmaları halinde değiştirilmelidir. Bel lastiği sıkı naylon kilotlar kullanmaktan kaçınmak gerekir. Nemlendirici kullanılıyorsa, çok sık olmamak şartıyla hafif bir şekilde sürülmelidir. Sıcak havalarda koyu nemlendirici kullanmaktan kaçınınız. Cildi, ılık suyla yıkanmalıdır. İnfeksiyon şüphesi varsa antibiyotik başlanmalıdır. Kalamin veya lanolin içeren losyonlar, şeklinde zayıf etkili kortikosteroidli losyonların geçici kullanımı yararlıdır. Tekrarlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenidoğan aknesi: Yenidoğanın baş boyun bölgesinde yerleşir. Anneden geçen hormonların etkisiyle ortaya çıkar. Genellikle 3-6 ay içinde kendiliğinden iz bırakmadan geçer. Bazı bebeklerde devam edebilir; bu durumda ilaç kullanmak gerekebileceğinden mutlaka dermatoloji uzmanına başvurmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CİLT LEKELERİ&lt;br /&gt;Çiller: Normal olarak doğumdan sonra oluşur. Pigmentlerin ürettiği boya maddeleri ile renkleri koyulaşır. Çiller, çocukluk döneminde yanaklar, ellerin üst kısımları ve dirsekle bilek arası gibi vücudun en fazla güneş gören yerlerinde normal ile aşırı güneş ışınlarına maruz kalma sonucu oluşmaktadır. Çil oluşumu iyi bir güneşten korunma yöntemi ile önlenebilir. Güneşli havada ince giysiler giydirme, şapka takma, çocuk arabasına gölgelik takma dışarıda gölgede durma güneşin morötesi ışınlarına (UV) karşı en iyi korunma yöntemleridir. Gerekli olduğunda, koruma faktörü 15 ya da daha fazla olan koruyucu bir güneş kremi, giysilerle korunmayan yüz,ellerin üst kısmı ve ayaklara az miktarda sürülebilir. Çok küçük çocuklar için, hafif bir losyon ağır bir kremden daha yararlıdır. Çocuğun derisinin çok kuru olması durumunda, krem losyondan daha etkili olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğumsal benler: Yenidoğanların yaklaşık %1’inde doğumsal benler vardır. Küçük ve orta büyüklükteki benler klinik fotoğraflarla izlenir, yapısındaki değişikliklere göre çıkartılabilir.&lt;br /&gt;Yaşam boyu malign melanom riski %4.6-8 arasında değişmekte bunların yarısı ilk beş yaş içinde ortaya çıkmaktadır. Habis dönüşüm en çok puberte öncesi dönemde gelişmektedir. Dev doğumsal benler olabildiğince erken dönemde büyüklüğü ve yeri uygun olduğu durumlarda tamamen çıkartılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemanjiomlar (Kırmızı benler/damar benleri):&lt;br /&gt;Yenidoğanların %1-2.6’sında rastlanır, kız çocuklarda erkeklerden dört kez daha fazladır ve özellikle prematüre doğanlarda sıktır. Yaklaşık yarısı doğumda vardır. Diğerleri ilk ay içinde ortaya çıkar. En çok baş ve boyun bölgesinde yerleşir. On yaş civarında çoğunda tamamen geriler, ancak yerlerinde iz ya da renk değişikliği kalabilir. Çok sayıda hemangiomun bir arada oluşu iç organ tutulumu ile giden ölüm oranı yüksek hastalıkların habercisi de olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mongol lekesi: En sık görülen pigmenter değişikliktir. Doğulu siyah ırka mensup olanlarda daha sık görülür. Sakral bölge veya sırt alt kısım en çok yerleştiği alanlardır. Mavi-siyah tonda birkaç milimetreden 10 cm veya daha büyük çaplara uzanan yapılardır. Hemen hemen bütün mongol lekeleri puberte öncesi kaybolur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Café-au-lait makülleri: Yuvarlak veya oval, açık kahverengi lekelerdir. Çapları birkaç mm.den 20mm’ye ulaşabilir. Sağlıklı yenidoğanda en çok gluteal bölgede tek lezyon olarak görülür. Seyrek olarak beyaz ırka mensup çocuklarda üç, diğer ırklarda beşten fazla cafe-au-lait makülü bulunur. Puberte öncesi altı veya daha fazla sayıda 0.5 cm. ve daha büyük puberte sonrası ise 1.5 cm veya daha büyük maküllerin varlığı tip 1 nörofibromatöz lehinedir&lt;br /&gt;DİKKAT!&lt;br /&gt;Bebeğinize bakım yapacağınız zaman ellerinizin temiz olduğundan emin olunuz.&lt;br /&gt;İlk haftalarda karşılaşabileceğiniz döküntü veya sarılık gibi renk değişikliği şeklindeki cilt sorunlarınız olabilir. Cilt değişikliklerinin ne olduğunun tanımlanmasının en iyi görülerek yapılacağını unutmayınız ve dermatoloji uzmanı ile bağlantı kurunuz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-5053013588063117796?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/5053013588063117796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=5053013588063117796' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/5053013588063117796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/5053013588063117796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/bebegimin-genel-bakm-yeni-doganda-cilt.html' title='Bebeğimin Genel Bakımı Yeni doğanda Cilt Bakımı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-736617557595981583</id><published>2010-01-09T06:10:00.000-08:00</published><updated>2010-01-09T06:12:15.383-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>Bebeklerde Beslenme Ve Babanın Yeri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bebeklerde Beslenme Ve Babanın Yeri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne-babasıyla yakın, sevecen ilişkisi olan bebek çok şanslıdır. Bebeklerin fiziksel yakınlığa ihtiyaçları vardır ve emzirme dışında, bebeğin bulunabileceği en şahane yer babasının sevecen kollarıdır. Bebek ile sıcak ve bağlı (düşkün) bir ilişki kurmak için babanın onu beslemesi gerekmez. Sarılarak, severek, oynayarak onunla bu ilişkiyi kurabilir. Babasının omzunda sallanmak veya göğsünün üzerine yatmak bebeğin çok hoşuna gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bırakın beslenmesi bitmiş bebeğinizi babasının göğsüne, onunla kalsın, babası onu sallasın kollarında. Bebeğin altını değiştirmek, yıkamak, ağladığı zaman yatıştırmaktan başka babanın onunla paylaşabileceği şeyler vardır, biraz hayal gücü yeterlidir. Hatırlanması gereken en önemli şey de bebeğin hem anneye hem babaya gereksinim duymasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bebeğin ihtiyaçlarının her ikisi tarafından da karşılanacağını bilmesi çok önemlidir. Babanın, anne ile olan bağlılığı bebekle bağlılığını pekiştirir. İlk aylarda babanın asıl görevi anneyi rahatlatmaktır ki o da rahat rahat emzirsin, bunu da evdeki bazı işlerin yükünü üstünden alarak ve yardımcı olarak sağlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-736617557595981583?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/736617557595981583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=736617557595981583' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/736617557595981583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/736617557595981583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/bebeklerde-beslenme-ve-babann-yeri.html' title='Bebeklerde Beslenme Ve Babanın Yeri'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-1162704192724075212</id><published>2010-01-08T00:19:00.000-08:00</published><updated>2010-01-08T00:22:24.217-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Emziren annenin beslenme rehberi'/><title type='text'>Emziren annenin beslenme rehberi</title><content type='html'>Emziren annenin beslenme rehberi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme süreci (laktasyon) genellikle meme büyümesi, süt salgılanmasının başlaması ve başlayan süt salgılanmasının devamı olmak üzere üç döneme ayrılır. Başarılı bir emzirme bebeğe günde, 20-30 gram kilo alımı sağlar. Peki emzirmenin başarısını neler etkiler? Annenin beslenmesi önemli midir? Emzirme döneminde nasıl beslenilmeli? İşte bu soruların yanıtını Prof. Dr. Gülden Koksal veriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İyi duygu beslenmeden önemli&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Başarılı bir emzirme için yeterli ve dengeli beslenme gerekli. Ancak, bebeğini büyütmek, sağlıklı olmasını sağlamak ve yaşatmak amacı ile uyarılmış, beslenmesi dengeli ve yeterli olmayan bir anne bile başarılı bir emzirme dönemi geçirebilir. İyi duygular, bebeği ile mutlu olmak, sevgi ile onu düşünmek, çocuğunu görebilmek, ona dokunabilmek, bebeğini yanında hissetmek, sütünün onun için en iyi besin olduğunu bilmek, anneyi emzirme hazırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Destek gerekli&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Anne sütüyle beslenme, kültürlere göre değişmektedir. Aile çevresi ve yakın akrabaların tutumu, güven duyulan sağlık personeli, annenin duygularını etkileyebilmekte süt verimini arttırmaktadır. Bebeği ile ilgili kaygılar hastalık veya sakat doğumlar baba ve yakın ve güvenilir kişilerden destek görmemek, sağlık personelinin hatalı tutumu, annede kaygı yaratarak süt verimini azaltabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Önce hazırlık&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Emziren kadınların doğumdan önce ve sonra meme uçlarını özel yöntemlerle emzirmeye hazırlamaları gerekir. Memedeki herhangi bir bozukluk veya rahatsızlığı önleyebilmek için günde bir veya birkaç kez özel egzersizler yapılabilir, meme ucu uyarılmalı ve doğum öncesi bakım ünitelerinde ayrıntılı eğitim verilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyarılma şartSüt salgılanmasında emme uyarılarının büyük etkisi vardır. Emzirme başladıktan sonra emme uyarılarına göre anne sütünün yapımı değişkenlik gösterir. Memenin içinde süt salgılama hücre kümelerinden oluşan ve alveol adı verilen küçük kesecikler vardır. Prolaktin adlı hormon bu hücrelerden süt salgılanmasını sağlar. Alveollerin çevresinde, kasıldıklarında sütü meme ucuna doğru sağan kas hücreleri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oksitosin adlı hormon bu kas hücrelerinin kasılmasını sağlar. Küçük tüpler ya da kanallar sütü alveolden dışarı taşır. Küçük ve büyük memeler yaklaşık aynı miktarda salgı bezi dokusuna sahiptir ve ikisi de yeterince süt üretebilir. Başarılı bir emzirme bebeğin emmesi ile başlar. Emme emzirmenin başlamasında en önemli uyarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fazla emme sütü arttırır&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bebek meme emdiğinde meme ucundan duyusal ileti beyine giderek süt salgısını uyarır. Yanıt olarak da beyin tabanında bulunan hipofiz bezinin ön lobu prolaktin salgılar. Prolaktin kan dolaşımına karışarak memeye gider ve süt salgılayıcı hücrelerin süt salgılamalarını sağlar. Fazla emme, fazla süt yapar. Bu doğaı bir bilgidir. Ekonomide sunu (arz) ve istem (talep) olarak adlandırılan denge, anne ve bebek arasında da vardır. Normal bir emzirme döneminde, bebekteki açlık giderme uyarısı annede süt salgılama etkisi yaratır. Midenin boşalma zamanı çocuklara göre farklılıklar gösterdiğinden, anne sütü alanlarda ilk aylarda bir beslenme programı yapmak, saat aralıkları koymak sakıncalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HUŞA ZAYIFLAMA DİYETİ UYGULAMAMALI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;? Anneler, eski vücut ağırlıklarına için acele etmemeli. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeklerini emziriyorlarsa harcadıkları enerji nedeniyle eski formlarına daha kolay dönebilirler.&lt;br /&gt;? Gebelik sırasında önerilenden fazla kilo almışsa her ay iki kilo kaybetmek normaldir. Bu kilo kaybı ağır diyetlerle değil emzirerek ve dengeli beslenerek sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;? Lohusalarda zayıflama diyeti uygulanmamalıdır. Ancak unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;? kalsiyumdan zengin süt, yoğurt ve peynir miktarlarda düzenli tüketilmelidir.&lt;br /&gt;? Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon sebze yemeği veya kurubaklagil yenilmelidir.&lt;br /&gt;? Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekler, C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir.&lt;br /&gt;? Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.&lt;br /&gt;? Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar yenmelidir.&lt;br /&gt;? D vitamini ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Emziren anne güneşlenilmelidir.&lt;br /&gt;? Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Besinlerle yeterince alınmayan iyot, anne sütünden bebeğe geçer.&lt;br /&gt;? Kuru meyveler ve kuru yemişler demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.&lt;br /&gt;? Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir.&lt;br /&gt;? Sebzelerin, makarna ve eriştenin haşlama suları dökülmemelidir.&lt;br /&gt;? Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran veya limonata tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;? Pekmez kan yapıcıdır, Şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine pekmez yenmesi kansızlığı önler.&lt;br /&gt;? Eller sık sık sabunlu su ile yıkanmalıdır.&lt;br /&gt;? Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;? Doktora danışılmadan ilaç kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;? Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir.&lt;br /&gt;? Anne dinlenmiş ve rahat olmalıdır, uzun süre oturmaktan yorulan annelere yatar şekilde emzirme pozisyonu öğretilmelidir.&lt;br /&gt;? Başarılı bir emzirme için bebek rahat olmalı, yorgun ve tok olmamalıdır. Burun delikleri temiz olmalı rahat soluk alması sağlanmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-1162704192724075212?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/1162704192724075212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=1162704192724075212' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1162704192724075212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1162704192724075212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/emziren-annenin-beslenme-rehberi.html' title='Emziren annenin beslenme rehberi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-3400130139188760998</id><published>2010-01-08T00:08:00.001-08:00</published><updated>2010-01-08T00:11:42.564-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk gelişimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk bakımı'/><title type='text'>2.5 Yaş Çocuk İnadı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;2.5 Yaş Çocuk İnadı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen kış, yani kızım 22 aylıkken gece ağlama nöbetleri başlamıştı ve yaklaşık iki ay boyunca sürmüştü. Bu durumu nasıl yaşadığımızı ve çözümlerimizi sizinle paylaşmıştım.&lt;br /&gt;Şimdi tam da herşey yoluna girecekken "2.5 yaş inadı" çıktı.&lt;br /&gt;Bizim zamanımızda var mıydı bunlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst kattaki çocuk niye böyle yapmıyor? gibi sorular kafamızdan geçmiyor değil.&lt;br /&gt;Eşim de ben de çocuğumuza kaliteli zaman ayıran, onun mantıklı isteklerini yerine getiren, ona yalan söylemeyen ve sevgimizi gösterebilen ebeveynleriz.&lt;br /&gt;Ama bunlar çocuğun "hayır" demesini, anlamsız isteklerini ve inatlarını engellemiyor.&lt;br /&gt;Hatta bazı kaynaklara göre bu kadar ilgi bile çocuğun inadını tetikleyebiliyor.&lt;br /&gt;Ben bu durumda ne derim biliyor musunuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çocuk büyütme işi çok karmaşık bir iş&lt;br /&gt;Bu günlerde kızım, eskiden yapmaktan zevk aldığı şeyleri istemiyor, olmadık şeylere ağlıyor, onu giymem, bunu istemiyorum, sen git sen gel gibi elimizi kolumuzu bağlayan isteklerde bulunuyor.&lt;br /&gt;Ne yapmalı ne etmeli?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-3400130139188760998?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/3400130139188760998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=3400130139188760998' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3400130139188760998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3400130139188760998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/gecen-ks-yani-kzm-22-aylkken-gece.html' title='2.5 Yaş Çocuk İnadı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6028834798212738842</id><published>2010-01-08T00:02:00.000-08:00</published><updated>2010-01-08T00:06:14.775-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><title type='text'>Çocuklarımızı Grip Virüsünden Nasıl Koruruz</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Çocuklarımızı Grip Virüsünden Nasıl Koruruz&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Okulda, çocukların birlikte oynadığı oyunlar yerine daha az temas kuracakları oyunlara yönlendirilmeleri gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Okuldaki arkadaşlarıyla, zorunlu olmayan yakın temastan (sarılma, öpüşme, beraber oynanan oyunlar vs…) kaçınmaları gerekir. Unutmamalı ki grip, hastalıklı birine bir metreden daha yakın olduğunda insandan insana bulaşır. Öğretmenlerin çocukları bu konuda uyarmaları gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ellerini sık sık, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Öksürürken veya hapşırırken ağızlarını kağıt mendil ile kapatmaları gerektiği öğretilmelidir. Mendil kullanımını özendirmek gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Öksürdükten veya hapşırdıktan ya da hasta olma ihtimali olan birisi ile temasta bulunan çocuklara, ellerini yıkayıncaya kadar; göze, burna veya ağza sürmemeleri gerektiği anlatılmalıdır. Virüs bu yolla bulaşabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Eğer çocukta kağıt mendil yoksa veya çıkarıp kullanmaya fırsat bulamadıysa, öksürürken veya hapşırırken ağzını eliyle kapatmalı ve hemen elini su ve sabunla iyice yıkaması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hasta kişilerle yakın temastan uzak tutulmalılar. Temas zorunlu ise maske ve eldiven kullandırılmalı, temas sonrası hemen ellerini su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Grip belirtileri olursa hemen doktora veya hastaneye başvurun. ‘Çocuktur, soğuk algınlığına yakalanmıştır’ demeyin. İlk belirtiler griple aynı olacağından hastalığın Domuz gribi olup olmadığını anlamak için bir uzmana görünmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Eğer çocuk hasta ise okuldan geri kalacak düşüncesi ile okula göndermeye çalışmamalı ve çocukların diğer kişilerle temasını sınırlandırmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suya sabuna dokunmayı özendirmeli; ellerin su ve sabun ile yıkanması mikroplardan korunmanın en etkili, en ucuz ve en kolay yoludur. Ancak etkili olabilmesi için en az yarım dakika süreyle ve parmak araları da dahil olmak üzere her yerin iyice yıkanması gerekmektedir. Su ve sabun yerine alkol bazlı el dezenfektanları da kullanılabilir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6028834798212738842?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6028834798212738842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6028834798212738842' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6028834798212738842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6028834798212738842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/cocuklarmz-grip-virusunden-nasl-koruruz.html' title='Çocuklarımızı Grip Virüsünden Nasıl Koruruz'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-911631892488249843</id><published>2010-01-04T08:01:00.000-08:00</published><updated>2010-01-04T08:03:25.182-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>Bebeğin Davranışları Beyin Gelişimini Gösteriyor</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bebeğin Davranışları Beyin Gelişimini Gösteriyor &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de yeni kullanılmaya başlanılan ''General Movements yöntemiyle, bebeğin 28. haftadan 56-58. haftaya kadar yaptığı hareketlerin özel bir teknikle takip edilerek, beyin gelişiminin sağlıklı olup olmadığını tespit edilebiliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden iki yaşına gelinceye kadar çocuğa kesin tanı konulamazken, yeni yöntem sayesinde erken tanı ve erken rehabilitasyon tedavisi sayesinde çocukların motor-mental gelişimleri destekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Kıymet İkbal Karadavut, çocuklarda serebral palsi (SP) diye tanımlanan gelişimsel bozuklukların erken yaşlarda tespit edilmesinin çok zor olduğunu, ilk aylarda gelişim bozukluğu tanısının konamayacağını ve hatta iki yaşına kadar kesin tanı yapılamadığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişim bozukluğunda erken tanının, erken dönemde rehabilitasyona olanak verdiği için önemli olduğuna işaret eden Karadavut, erken başlayan rehabilitasyonla spastik çocukların motor-mental gelişimlerinin daha iyi olduğunu bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-''YÖNTEMLE, HAREKETLERİN KALİTESİNE BAKIYORUZ''-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerde nörolojik sorunlar açısından gebelik takibinin çok önemli olduğunu vurgulayan Karadavut, ikiz gebelik, erken doğum, sağlık durumunun riskli olabileceği öngörülen bebekler ile doğumda gelişebilecek komplikasyonların bebekte nörolojik bozukluklara yol açabileceğini anlattı. Karadavut, bu bebeklerin ilerleyen yaşlarda yürüme, oturma sıkıntıları, beyin felci, el ya da ayakta tutukluk sorunu yaşayabileceklerini, spastik hareketler gösterebileceklerini belirterek, riskli görülen bebeklere ''General Movements'' isimli yeni bir yöntemin uygulanarak erken dönemde tanı ve tedavi imkanının sağlandığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yöntemin Avrupa'da çok sık kullanıldığını, ancak Türkiye'de yeni olduğunu anlatan Karadavut, ''Yöntem, Türkiye'de ilk defa Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde uygulanmaktadır'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;General Movements yöntemiyle ilgili olarak eğitimini Hollanda'da tamamlayarak Türkiye'de uygulamaya başlayan Karadavut, 28. haftadan 56-58 haftaya kadar bebekler tarafından yapılan motor hareketlerin kalitesinin değerlendirilmesini sağlayan yöntemle, risk öngörülen bebeklerin hareketlerinin doğum sonrasında ilk günden itibaren takip edildiğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi sağlık sorunları olan gebelerin, erken doğum ihtimali olanların, ikiz gebelikleri olanların, daha önce spastik bir çocuğu olan hamilelerin bebeklerinde gelişim bozukluğu riskinin bulunduğuna dikkati çeken Karadavut, erken dönemde nörolojik bozukluk tanısına olanak veren yöntem hakkında şu bilgileri verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Tıbbi literatüre göre, bir bebeğe 2 yaşına kadar spastik ya da özürlü olup olmayacağına ilişkin kesin bir tanı yapılamıyor. Bu çocuklarda, her türlü tahlil yapılmasına karşın ancak yüzde 60'lık bir öngörüde bulunulabiliyor. Ancak yeni tanı yöntemiyle yüzde 98 oranında bebeğin ilerde bir sorun yaşayacağı saptanabiliyor. Tüm canlıların beyninde 4 aya kadar devam eden bir nöron ağı vardır. Bu ağ, 4. aydan sonra yok oluyor. Nöron yumağı, 4 ay boyunca bebeğin yapması gereken bazı hareketleri tetikliyor. Bu hareketlerin de sağlıklı çocuklar da birbirine benzer kalitede olması gerekiyor. Bizler de bu yöntemle, hareketlerin kalitesine bakıyoruz.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-''REHABİLİTASYON İLE BEBEKTEKİ ÖZÜR ORANI AZALTILIYOR''-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Karadavut, anne babaların bebeklerinin vücut hareketlerine karşı doğumdan itibaren duyarlı olmaları gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Örneğin, erken doğan (prematüre) bebekler, kafalarını tutamayacakları için bir yatırıldığında kaba, yılan gibi kıvrılır şeklinde hareket etmelidir. Bunu yapamayan bebeklerin nörolojik gelişimi takip edilmelidir. 40. haftadaki bebeklerin ise kolunu, ayağını kendine çeker gibi ve içe dışa döndürerek hareket ettirmesi uygundur. Göbeğini ve kalçasını kabaca oynatması gereklidir. 2 ve 4 aylık bebeklerin ise ellerini, parmaklarını ve bileklerini dans eder gibi oynatması, kıvırması uygundur. Bebeklerin hareketlerinin 4. aydan sonra amaca yönelik olmalıdır. Çıngırağı tutmaya, anneye uzanmaya çalışmalıdır.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir bebeğin başını tutabildiğini, oturma dengesini tutturabildiğini ve emekleyebildiğini ifade eden Karadavut, ''Spastik olan bir bebek ise bu tür eylemlerin hiçbirini yapamaz. Çünkü, bebek başını tutamadığı için beyni de bir süre sonra bunu doğru olarak kabul eder ve başı dik tutmayı öğrenemez. General Movements yöntemiyle, sorun olacağı tahmin edilen bebeğe normal duruş ve pozisyon öğretilip, beynin anormali öğrenmesine izin vermeden doğruyu öğrenmesi hedefleniyor'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadavut, çok belirgin anormal tanısı konulan bebeklerin, hastanede yattıkları süre boyunca rehabilitasyon programına alındığının altını çizerek, rehabilitasyon ile bebekteki özür oranının azaltılmasına çalışıldığını, doğru hareketleri yapması öğretilen bebeklerin, ileride daha kolay beceri kazanabildiklerini sözlerine ekledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-911631892488249843?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/911631892488249843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=911631892488249843' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/911631892488249843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/911631892488249843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/bebegin-davranslar-beyin-gelisimini.html' title='Bebeğin Davranışları Beyin Gelişimini Gösteriyor'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-158447505859244752</id><published>2010-01-04T07:53:00.000-08:00</published><updated>2010-01-04T08:00:19.464-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk gelişimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk bakımı'/><title type='text'>Müziğin Çocuk  gelişiminde etkisi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Müziğin Çocuk gelişiminde etkisi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuzu müzik dinlemeye, şarkı söylemeye, üç yaşından itibaren müziği öğrenmeye teşvik edin. Çünkü müzik hem eğitiyor hem geliştiriyor. Kendimizi kötü hissettiğimiz zamanlarda terapi, yorgunluğumuzu alan dinlenme aracı, özel zamanlarda eğlenme yolu olan müzik; çocuklar için de eğitici ve geliştirici özelliğe sahip. Çocukların kendilerini ifade etme ve iletişim kurabilme yeteneklerini geliştirdiği için, mutlaka okul öncesi dönemde çocuklara müzik eğitimi verilmeli. Çocuklara evde de müzik dinletmek çok yararlı. Ancak ne tür müzik dinlettiğiniz de önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar klasik müzik ve çocuk şarkılarına ağırlık verilmesi gerektiği, asla arabesk gibi müzik türlerinin çocuğa dinletilmemesi gerektiği konusunda birleşiyorlar. İşte, müziğin çocuğa kazandırdığı yetenekler… Dinleme alışkanlığı Üç yaşından sonra çocuklarda oturarak dinleme eğilimi başladığı için bu dönemde müzik eğitimi vermek, dinleme ve sessiz kalma alışkanlığı kazandırıyor. Sosyalleşme Müzik eğitimi, özellikle grupla birlikte şarkı söylemek, çocuğun sosyalleşmesini sağladığı gibi ona sesini kullanmayı ve denetlemeyi keşfetmesini, uyum becerisini geliştirmeyi öğretiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bir enstrüman çalması da ritim-melodi duygusunun gelişmesinde etkili oluyor. Disiplin ve özgüven Uzmanlar, yaptıkları çalışmalar sonucunda, piyano eğitiminin çocukların disiplin, adaptasyon, rahatlama yeteneği, özgüven, sorumluluk, kişisel düşünce gibi kişilik özelliklerinin gelişiminde etkili olduğunu bulmuşlar. Akciğer gelişimi Şarkı söylerken solunum kontrolü ve akciğer gelişimi oluştuğu gibi enstrümanla çalışma, hem büyük ve küçük kasların gelişimini hem de çocuğun psiko-motor (zihin-kas uyumu) gelişimini olumlu etkiliyor&lt;br /&gt;. Dil gelişimi Müzik, çocuğun dil gelişiminde çok önemli rol oynuyor. Dil, okul öncesi dönemde geliştiği için, bu dönemde şarkılar ve tekerlemeler söylemek, çocuk 6 yaşından sonra okula başladığında yazma öğrenimini kolaylaştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Beynin erken gelişimi Müzik ve çocuk gelişimi üzerine yapılan çalışmalar, müzik ile beynin erken gelişimi arasında önemli bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor. Erken müzik eğitimi, özellikle de piyano dersleri, çocukların beyinlerindeki işlem merkezlerini geliştiriyor. Konsantrasyon becerisi Çocukta konsantrasyonu sağlamanın en iyi yollarından biri, kuşkusuz müzik eğitimi. Çünkü müzik kendi iç disiplini dolayısıyla, ciddi bir dikkat yoğunluğunu gerektiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Müzikle gelişen konsantre olabilme becerisi, tabii ki çocuğun yaşamındaki diğer alanlara da olumlu yansıyor. İlgili konular: 4 yaş çocuk gelişimi 4 yaş çocuğunun sosyal, duygusal, fiziksel ve dil gelişimini bilerek ona karşı nasıl davranmanız gerektiğine dikkat edin. Çocuklarda 3-6 yaş gelişimi Aile içindeki disiplinin sağlanması açısından çok önemli olan 3-6 yaşlarda, çocuklardaki gelişimler nelerdir? Çocuklarda 3 yaş gelişimi 3 yaşındaki çocuğumuzun el ve parmak hareketleri gelişmiş, çoğu kelimeyi anlaşılır şekilde söylemeye başlamıştır. Hangi yaşta hangi spor yapılmalı? Çocuklarımız için spor seçimi yaparken dikkat etmemiz gereken noktalar…&lt;br /&gt;Çocuğunuzun gelişimi normal mi? Bebeğinizin gelişiminin normal seyrinde olup olmadığını öğrenmek yeni testlerle mümkün!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-158447505859244752?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/158447505859244752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=158447505859244752' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/158447505859244752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/158447505859244752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2010/01/muzigin-cocuk-gelisiminde-etkisi.html' title='Müziğin Çocuk  gelişiminde etkisi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-3608757183959527008</id><published>2009-12-24T07:30:00.000-08:00</published><updated>2009-12-24T07:32:03.468-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeğinizle konuşun'/><title type='text'>Bebeğinizle konuşun</title><content type='html'>&lt;strong&gt;bebeğinizle konuşun &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz sizi dinler.Onunla konuşup iletişiminizi sıcak tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz konuşmayı duyarak öğrenir. Bebekler, konuşmadan önce kelimeleri anlamaya başlarlar. Bebeklerle konuşulursa, isimleri, nesneleri, insanların yaptığı işlerin isimlerini öğrenirler. Bu sebeple, bebeklerle vakit geçirdiğinizde, ne yapıyorsanız, kelimelerle de ifade etmeniz gerekir. “Bebeğim seni yıkıyorum, giydiriyorum, siliyorum”, gibi. Sizin onunla konuştuğunuz zamanlar, bebeğiniz için en mutlu anlardır.&lt;br /&gt;Siz bebeğinizin en iyi, en candan, en sevgili öğretmenisinizdir. Bebeğiniz herzaman sizin onunla ilgilenmenizi ister. Asla bebeğinizi bir TV önünde oturtup yanlız bırakmayın. Bebeğiniz, oynamakla, ilgilenilmekle öğrenirler; yavaş da olsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne söylediğinizden daha önemli olan, belki de nasıl baktığınızdır. Ses tonunuz, kelimelerden daha ağır ifadeler taşır. Bebeğiniz de size sözcüklerle olmasa da mutlu olduğunu rahatlıkla ifade eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona şarkı söyleyin. Devamlı olarak konuşun, konuşun. Yavaş ve yumuşak seslerle konuşun. Basit kelimeleri seçmeye önem verirn. Cümlelerinize ara verin. Kelimelerinizin hakkını verin. Yarım konuşmayın. Her şeyden konuşun. Sizin kelime hazneniz, onun dağarcığınızın başlangıcıdır. Onun cevap vermesini bekleyin. O da konuşsun. Ona zaman tanıyın. Konuşurken onun yüzüne bakın. Onunla iletişim kurduğunuzu anlasın. Onu dinlediğinizi gösterin. Onun kelimelerini tekrar edin. Yaptıklarını tekrar edin. Bebeğinizle birlikte oynayın. Onun sevdiği TV programlarını berarber seyredip hislerinizi onunla paylaşın. Ancak bu anlarınızı uzatmayın. Arka plan seslerini mümkün olduğunca azaltın. Sizin seslerinize odaklansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her bebeğin konuşmayı öğrenme yaşı farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk doğum gününden önce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Yüzünüze bakmaktan hoşlanır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Hoşlandığını ifade eder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Onu tekrarlamanızdan memnun olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Tanıdık sesleri olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Bazı müziklerden hoşlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Kendine göre bir lisanı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•İlk doğru kelimelerini söyleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu bebek ilk doğru kelimelerini 12-18 aylık iken söyler. 3 yaş civarında da 4 kelimeden oluşan cümle kurabilirler. Bebeğiniz 18 aylık olmasına rağmen hala anlamlı kelime söyleyemiyorsa, 2,5 yaşında olup da anlamlı cümle kuramıyor ise, ne söylediğinizi anlayanıyor ve etrafına ilgisi zayıf ise, duyma sorunu olabilir. Bu sebeple bir uzmana başvurmanız gerekebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-3608757183959527008?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/3608757183959527008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=3608757183959527008' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3608757183959527008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3608757183959527008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/12/bebeginizle-konusun.html' title='Bebeğinizle konuşun'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-7759912382963819461</id><published>2009-12-24T07:26:00.000-08:00</published><updated>2009-12-24T07:28:58.788-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğzersiz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelikte eğzersiz'/><title type='text'>Gebelikte eğzersiz</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Gebelikte eğzersiz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelik kadın vücudunda fiziksel, metabolik, psikolojik ve hormonal birçok değişikliğin meydana geldiği bir dönemdir. Fiziksel yönden aktif kadınların daha kolay doğum yaptığına dair kanıtlar çok eski yıllara dayanmaktadır. Hamileliğe karar verildiğinde egzersizlere mutlaka başlamalıdır. Gebelikte gerek fiziksel gerek ruhsal sağlığın korunması için kontrollü bir egzersiz programı oldukça yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelikte yapılan düzenli egzersizin yararları şöyle sıralanabilir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Fiziksel kondisyonun korunmasını sağlar• Duruş bozukluklarını önler• Dolaşım ve sindirim işlevlerini düzenler• Doğum için, gereken kas aktivitesini destekler• Gebelikte oluşan eklem ağrılarını azaltır• Gebelikte kilo kontrolünü sağlar• Doğum süresini kısaltır• Düşük ağırlıklı bebek doğma riskini azaltır• Gebelikte ve lohusalıkta depresyonu önlemeye yardımcıdır• Doğum sonrası iyileşmeyi hızlandırır.&lt;br /&gt;Gebelikte oluşan değişiklikler düşünülerek planlanan egzersiz programı haftada 1, 2 ve 3 seanslık programlar halinde uzman fizyoterapist eşliğinde uygulanmaktadır. Egzersizler 6 kişilik gruplar halinde sürdürülebildiği gibi bireysel ve eşlerin katıldığı programlar halinde de planlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdeal olanı kişinin gebe kalmayı planladığı andan itibaren başlayıp doğum sonrasında da kişiye özel olarak en az haftada 2 seans olan bir egzersiz eğitimi programına dâhil olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle tüm gebeler egzersiz eğitimine alınmadan önce detaylı bir değerlendirmeden geçerler. Bu değerlendirmede; gebelik ile ilgili detaylı sözel değerlendirmenin yanı sıra, kas iskelet sistemini ilgilendiren ayrıntılı fiziksel muayene ve testler yapılır ve tüm bunların eşliğinde kişiye özel bir egzersiz - eğitim programı belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egzersiz eğitim programı şunları içerir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Düzgün vücut duruşu sağlanması ve korunması• Uygun vücut mekaniklerinin öğretilmesi• Doğum sonrası çocuk bakımı için gerekli kol kas kuvvetinin sağlanması• Artan vücut ağırlığının taşınabilmesi için bacakların kuvvetlendirilmesi• Ödem, varis ve krampları önlemek için egzersiz eğitimi• Gebelik süresince ve sonrasında idrar kaçırmanın önlenmesi için pelvik taban kaslarının kuvvetlendirilmesi• Karın kaslarının kuvvet kaybının ve sarkmalarının önlenmesi• Kalp damar siteminin dayanıklılığın korunması için egzersiz eğitimi• Doğumda kullanılacak kasların kuvvetlendirilmesi• Gevşeme tekniklerinin öğretilmesi• Solunum tekniklerinin öğretilmesi&lt;br /&gt;Bu programa gebeliğin 32. haftasına kadar devam edilir. 32. haftadan itibaren gebeyi doğuma hazırlamak, doğum hakkında bilgilendirmek ve doğumu kolaylaştırmak için doğum eğitimi programına geçilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su içi gebelik egzersizleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HRS hastanesinde uzman fizyoterapist eşliğinde Türkiye’de ilk defa gebelere özel su içi egzersiz eğitimi verilmektedir. Su içi egzersizlerin karada yapılan egzersizlere oranla çok daha etkili olduğu ve doğumu kolaylaştırdığı, doğum süresini ve gebelikte oluşan eklem ağrılarını azalttığı yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Su içi egzersizler, hijyenik koşulları sağlanmış vücut ısısına uygun havuzda bireysel veya 2 kişilik gruplar halinde yapılabilir. Gebelere havuzda özel olarak planlanmış egzersiz programı uzman fizyoterapist eşliğinde yaptırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu programın etkileri şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Suyun kaldırma kuvveti nedeniyle vücut ağrılığı ortadan kaldırılarak gebelikte oluşan eklem ağrılarını, krampları, ödem ve varisleri azaltır• Vücut sıcaklığına uygun su ısısı nedeniyle genel iyilik halini arttırır• Vücut sıcaklığına uygun su ısısı ve 30 dakikayı geçen egzersiz eğitimi sayesinde mutluluk hormonu salınımı artar• Fiziksel kondisyonun korunmasını sağlar• Duruş bozukluklarını önler• Dolaşım ve sindirim işlevlerini düzenler• Doğum için, gereken kas aktivitesini destekler• Gebelikte kilo kontrolünü sağlar• Doğum süresini kısaltır• Düşük ağırlıklı bebek doğma riskini azaltır• Gebelikte ve lohusalıkta depresyonu önlemeye yardımcıdır• Doğum sonrası iyileşmeyi hızlandırır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-7759912382963819461?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/7759912382963819461/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=7759912382963819461' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7759912382963819461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7759912382963819461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/12/gebelikte-egzersiz.html' title='Gebelikte eğzersiz'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6672719412480785952</id><published>2009-12-23T03:10:00.000-08:00</published><updated>2009-12-23T03:13:12.535-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çalışan anne'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çalışan anne ve bebeğinin bakımı'/><title type='text'>Çalışan anne ve bebeğinin bakımı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Çalışan anne ve bebeğinin bakımı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişten bugüne, çalışan kadının hayatın pek çok alanında zorlandığından söz edebiliriz. En çok üzerinde durulan ve tartışılan konu ise, çalışan bir annenin çocuğunun bakım sorunudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde başta ekonomik sebepler olmak üzere, uzmanlaştığı veya zevk aldığı bir alanda çalışan kadınların sayısı hızla çoğalmaktadır. Çalışan bir annenin çocuğunun bakım sorunları ise sıklıkla yaşanılan annelerin ortak problemidir. Geçmiş zamanlara göre günümüzde, aileler daha çok çekirdek aile biçimini aldığından aile büyüklerinin, anneanne/babaanne gibi, çocuk üzerindeki etkinliği azalmıştır. Bu durum, çocuklar için erken yaşta kurum veya bakıcı bulma ihtiyacını doğurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışan bir anne iseniz, öncelikle bebeğinizle evde geçireceğiniz ilk zamanlarda kendinizi yabancılaşmış hissedebilirsiniz. İş hayatında her sabah düzenli olarak aynı saatte kalkmaya, evden çıkmaya, günlük yapmanız gereken işler listesinden sırayla gitmeye alışkın olduğunuzdan, bebeğinizin beklenmedik ve tahmin edilemez halleri sizi şaşırtacaktır. Tabii bu en zor haftalar bebeğiniz büyüdükçe, siz onu tanımaya başladıkça geçecektir. Bebeğiniz 2 aylık olduğunda size gülerek, kahkaha atarak karşılık verdiğinde ve sizi tanıdığını hissettirdiğinde, bu zor zamanlar yerini keyifli zamanlara bırakacaktır. Bebeğinizle ilgilenmek, o size gülümsedikçe sizin için ödül değeri taşıyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size bunu okurken olmayacak bir hayal gibi gelse de, bebeğiniz büyüdükçe onun ritmine ayak uydurmanız kolaylaşacaktır. Siz bebeğinizi tanıdıkça onun ihtiyaçlarını daha çabuk anlayabilecek, gereksinimlerini zamanında karşılayabilecek ve günlük rutinlerini oluşturabileceksiniz. Kısa zamanda bebeğiniz ve aileniz için neyin daha iyi olduğunu keşfedeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Evde Bir Bakıcı Mı? Yoksa Günlük Bakım Evi Mi?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Siz işe başlamadan önce düşünmeniz gereken en önemli konu, bebeğinizin sizin yokluğunuzda bakım sorunudur. Günümüzde değişen yaşam düzeniyle birlikte bu konuda birçok seçenek vardır ve yapmanız gereken ailenizin ihtiyaçlarına en uygun olanını seçmektir: Evde bir bakıcı ile kalması, günlük bakım evlerinde kalması veya bir yakınınızın evinde bakılması gibi. Bütün bu seçenekleri değerlendirirken, maddi olarak hangisini karşılayabileceğinizi düşünerek başlamak, sizin için daha kolay olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seçimi yapmanın en zor tarafı hangi seçeneğin sizin bebeğiniz için en iyisi olacağına karar vermektir. Bu konuda çevrenizde güvendiğiniz ve deneyimleri olan kişilerden fikir almanız ve önerilerini değerlendirmeniz işinizi kolaylaştırabilir. İlk zamanlar, bebeğinizi bir başkasıyla bırakma fikri size korkutucu gelebilir. Bu yüzden, bu konuda içinize sinmeden karar vermeyin. Eğer emzirmeye devam etmeyi düşünüyorsanız, bebeğinizin bakımını üstlenecek olan insanın size bu konuda yardımcı olacağından emin olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İş Hayatına Dönüş İçin Annenin Ön Hazırlığı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizin günlük bakımı için kararınızı verdiğinizde işe başlamadan önce mutlaka bu konuda ön hazırlığınızı yapın. İlk gün bir saatten başlayarak ve daha sonraki günler zamanı arttırarak bebeğinizi bakıcıya veya bakım evine bırakın. İdeal olan, işe başlamadan önce, bir tam gün bebeğinizi bırakabilmenizdir. Böylece kendinize bu duruma alışmak için zaman tanımış olursunuz ve durumu gözlemleme şansınız olur. Hem bebeğinizin hem de kendinizin bu yeni düzenlemeye alışmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer emzirmeye devam ediyorsanız, işe başlamadan önceki haftalarda biraz daha fazla süt pompalayın ve depolayın. Böylece işe başladığınız ilk zamanlarda daha fazla süt pompalamanız gerekliliği fikrinden kurtulur ve çalışma hayatına daha kolay uyum sağlayabilirsiniz.Bazı şirketler, doğum izni sebebiyle, işe başladığınız ilk zamanlarda yarım-gün çalışmanızı daha sonra tam güne çıkarmanız konusunda size yardımcı olabilirler. Eğer böyle bir olanak yok ise, işe hafta ortası başlamaya çalışın. Böylece hafta sonundan önce sadece 2-3 gün işte olmuş olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe başlamadan önce uyanmanız ve evden çıkmanız ne kadar zaman alıyor tam olarak hesaplayın. Yeni anneler, işe geldikleri ilk günü "buruk bir gün" olarak tanımlarlar. Kendinizi üzgün, endişeli ve şaşkın hissedebilirsiniz ama eğer kendinizi işinize odaklayabilirseniz çok çabuk toparlanabilirsiniz. Unutmayın, iş arkadaşlarınız ve patronunuz sizin çalışma konusunda ne kadar istekli ve kararlı olduğunuzu anlamaya çalışacaklardır. Eğer işinize devam etmek istiyorsanız yapmanız gereken en önemli şey verimli olabilmektir. Hayatınızda oluşturduğunuz yeni düzen bir-iki hafta içinde kendiliğinden rayına oturacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kendiniz ve bebeğiniz için verimli olabilmek adına, yol gösterici öneriler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;• Sizinle iletişime geçmesi için iş yerinizden bir kişiyi belirleyin. Böylece, sürekli değişik insanlarla iletişime geçme zorunluluğundan kurtulabilirsiniz.&lt;br /&gt;• Çoğunlukla e-posta yoluyla iletişim kurmaya çalışın ve günlük rutininizde size uyan, kendi belirlediğiniz bir zamanda e-postanızı kontrol edin.&lt;br /&gt;• Eğer telefonla iletişime geçmeniz gerekli ise, zamanını siz belirleyin. Ne zaman iş şapkanızı takacağınızı sizin belirlemeniz stresinizi azaltacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne olarak bilmeniz gereken en önemli şey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşinize geri dönmeye karar verdiğinizde ise;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İş arkadaşlarınızla mutlaka iletişime geçin ve siz gittikten sonraki değişiklikler hakkında bilgi alın. Onlarla iletişime geçerek yakında işinizin başında olacağınızın da mesajını vermiş olursunuz.&lt;br /&gt;• İse başlamadan önce bir gün bebeğinizi iş yerinize götürmeniz sizin için durumu kolaylaştırabilir. İş yerinde düzeni bozmamak için uygun bir zamanı seçin; böylece, iş arkadaşlarınız da bebeğinizle ilgilenme fırsatı bulabilecektir.&lt;br /&gt;• Eğer bebeğinizi emzirmeye devam etmeyi planlıyorsanız, bu konuyu patronunuz veya iş arkadaşlarınızla önceden paylaşın ve bu konuda gerek duyacağınız düzenlemeleri işe başlamadan önce yapmış olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne Olarak Bilmeniz Gereken En Önemli Şey:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizin ilk aylardan itibaren sizin ruh halinizden etkilendiğidir. Endişeli bir annenin bebeği bu endişeyi kendi duygusu gibi yaşar ve kendini iyi hissetmez. İlk aylar için anne-çocuk ilişkisini anlatan formül: "iyi anne=iyi bebek; kötü anne=kötü bebek"tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaliteli Zaman Faktörü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışan anneler, tedirginlik ve suçluluk duyguları ile dolu olduğu zaman çocuklar için annelerinin çalışması problem yaratabilir. Araştırmalar, bebeğin daha birkaç aylıkken annesinin gidip geri döneceğini öğrendiğini ve ona güven duyabildiğini söylüyor. Yani anne olarak sizin belli bir çalışma düzeniniz varsa, bu düzen içinde teknik ve duygusal rahatlığınız sağlanırsa, çocuğunuzun gün içinde bakımı sadece ve sürekli olarak aynı kişi tarafından gerçekleşirse, annenin çalışmasının çocuğun sağlıklı yetişmesine çok olumlu katkılarından söz edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde olan, ama zaten evde olmasının çocuk için yeterli olduğunu düşünen ve onunla "kaliteli zaman" dediğimiz yoğun ilişki kurabildiği en küçük bir faaliyet yapmayan pek çok ev kadını anne olduğunu da unutmayalım. Çalışan anneler kendilerini iyi hissettikleri sürece çocuklarının da iyi olacağını unutmamalılar. Annelerin, çalışmanın çocuğa ihanet olmadığını, ilişkiyi daha kaliteli yapabileceğini bilmeleri gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6672719412480785952?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6672719412480785952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6672719412480785952' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6672719412480785952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6672719412480785952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/12/calsan-anne-ve-bebeginin-bakm.html' title='Çalışan anne ve bebeğinin bakımı'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-1363846776623064605</id><published>2009-12-23T03:00:00.000-08:00</published><updated>2009-12-23T03:03:59.784-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda uyku bozuklukları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde uykusuzzluk nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuzluk çözümleri'/><title type='text'>Çocuklarda uyku bozukluklarının nedenleri ve çözümleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Çocuklarda uyku bozuluklarının nedenleri ve çözümleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. aydan itibaren bebeklerde ve daha büyük çocuklarda uyku sorunlarından söz edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olası sorun yaratan uyku alışkanlıkları; gece uykuya dalarken zorluklar, sabah çok erken ya da çok geç kalkmak, akşam çok erken veya çok geç yatmak, gece çok sık uyanmak ve tekrar uykuya geçmede zorluklar veya gün içinde uykulu olmak olarak sıralanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuğun nasıl uyuduğu sadece onun davranışlarını değil, ebeveynin de ona karşı olan davranışlarını etkileyecektir. Eğer çocuk iyi uyumuyorsa ebeveynin hayatına da huzursuzluk getiriyor olabilir. Ebeveyn her gece ağlamayla uyanıyor, sürekli kalkıyor ve kendi uykusunu da yeteri kadar alamıyorsa, büyük ihtimalle kendini çaresiz, hayal kırıklığına uğramış, üzgün ve kızgın hisseder. Çocuğun uyku bozukluğu arttıkça ebeveynin bitkinliği ve kızgınlığı artacak, günlük aktiviteleri de bundan etkilenecektir. Bu nedenle çocuğun problemi tam olarak belirlenmeli ve çözmeye başlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Çocuk Kötü Uyuyan Olabilir Mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar uyku becerilerinde farklılık gösterirler. Bazı çocuklar doğuştan çok iyi uyuyabilirken, bazı çocuklarsa uyku düzenlerinin bozulmasına doğuştan duyarlıdırlar. Yatma zamanının değişmesi, hastalık, hastaneye yatmak veya evdeki bir misafir uyku düzenlerinin bozulmasına sebep olabilir. Bu çocuklar her zaman uykusuz olarak adlandırılmalarına rağmen; rutinlerinde, programlarında, çevrelerinde veya aileyle ilişkilerinde uygun değişiklikler yapıldığında onların da iyi uyudukları gözlemlenmiştir. Böyle çocuklar hala bazı geceler az uyusa da, yeni rutinler düzenli olarak takip edildiğinde normal uyku düzenine kısa sürede dönerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir tıbbi veya nörolojik rahatsızlığı olmayan bütün çocuklar iyi uyuma yeteneğine sahiptirler. Uygun bir saatte yatağa giderler, birkaç dakika içinde uykuya dalarlar ve sabah uygun bir saate kadar da uyurlar. Çocuğun gece kısa uyanmaları normaldir ve bu uyanıklık birkaç dakika sürer ve çocuk çok kısa bir sürede kendi kendine uykuya dalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluktaki uyku problemlerini anlamak ve çözmek için biyolojik döngülerine dikkat etmek gerekir. Yani çocuğun beslenme, oyun, bakım gibi faaliyetlerinin çocuğun bireysel özelliklerine uygun şekilde düzenlenmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin uyanık olduğu, aktivitede bulunduğu, beslendiği ve uyuduğu zamanlar gözlemlenerek, ihtiyaçları sezilebilir ve ne zaman onunla oynanacağı, besleneceği veya yatırılacağı bilinebilir. Çocuğun programını oluşturmaya başladığı fark edildiğinde, onu gün içinde mantıklı ve tutarlı saatlerde yemeğe ve uyumaya özendirmek önemlidir. Bu onun gelişen 24 saat ritmini daha istikrarlı hale getirmesine yardımcı olacaktır. Olabildiğince mantıklı bir düzen sağlanırsa, çocuğun iyi ritimler geliştirip sürdürmeye devam etmesi daha olası hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklikten sonra, çocukluk boyunca ve ergenlikte çocuğun tutarlı bir program sürdürmesine yardımcı olmak çok önemlidir. Yani 2 veya 3 yaşındaki bir çocuğun ne zaman yatacağına karar vermesine izin verilmemelidir.&lt;br /&gt;Sonuç olarak bebeğin ilk aylardan sonra mantıklı bir günlük program oluşturmasına ve çocukluğu boyunca bu programı sürdürmesine yardım etmek için elden geldiği kadar çabalamak gerekir. Çocuğun kendi kendine bir program tutturmasını bekleyemeyiz; onun için uygun olan ayarlanmalı ve sonra onun olması sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun Yatma Vakti Rutinlerinin Önemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykudan önce anne-baba ile kısa teması da içeren 20-30 dakikalık uyku öncesi rutinler çocuğun daha iyi uyku düzeni geliştirmesi ve büyüdükçe ortaya çıkan problemlerin önüne geçebilmesi açısından daha avantajlıdır. Yatma vakti rutinleriyle anlatılmak istenen çocuğun yatağa girmeye hazırlanırken ve uykuya dalarken yaptığı aktivitelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk büyüdükçe yatma vakti rutinleri önemini korumaya devam eder. Eğer yatma vakti çocuk için güzel bir zaman dilimiyse, zorluk çıkartmak yerine bu anın gelmesini dört gözle bekleyecektir. Yatma vakti rutinleri tabi ki aileden aileye değişir ama ebeveyn aile için en uygun rutini seçmeli ve her gece çocukla vakit geçirmeye özen göstermelidir. Çocuk büyüdüğünde bile yatmadan önce ebeveyniyle vakit geçirmekten hoşlanacaktır, çünkü yakın, sıcak ve kişisel zaman ihtiyacı vardır. Örneğin, yan yana oturulsa bile televizyon izlemek kişisel bir ilişki içermediği için bunu karşılamaz. Onun yerine bu zaman; okulda yaşananlar, hafta sonu veya tatil planları ya da hobilerden konuşarak değerlendirilebilir.&lt;br /&gt;Birçok ebeveyn gece uyanmalarını ve yatarken çıkabilecek tartışmaları önlemek için çocuklarını kendi yataklarına alırlar. Bazı ebeveynler bunu çocuklarının iyiliği için yaparlar. Bazıları da çocuklarının yanlarında yatmalarını tercih ederler. Çocuk hasta veya üzgün olduğunda onu yanına almak mantıklıysa bile, genel olarak iyi bir fikir değildir. Çocuğun yalnız başına uyuması ebeveyninden kaygı göstermeden ayrılabilmesi, psikolojik gelişimi ve bağımsızlaşması için önemlidir. Ayrıca ebeveyninin yatağında uyumak çocuğu rahat ve emniyette hissettirmek yerine gergin ve kafası karışık hissettirebilir. Eğer çocuğun anne ile baba arasına girmesine izin verilirse, onları ayıracak kadar güçlü olduğunu düşünecek ve bunun için üzülecektir. Bir çocuk kontrolün ebeveynde olduğunu ve isteklerini yerine getirilirken onun için en iyisinin yapılacağından emin olmak ister. Ancak bu gösterilmezse, korkabilir.&lt;br /&gt;Çocuğunuzun uykuya dalmakla neyi ilişkilendirdiğine dikkat edin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuk, geceleri yalnız başına yatamıyor olabilir. Bu durumda, ailesinin yardımına ihtiyacı vardır. Ailesi onu tutup sallayabilir, sırtını ovabilir veya uykuya dalana kadar onunla konuşabilir. Böyle yapılsa bile problem bitmez. Gece boyunca birkaç kez ağlayarak ve ebeveynini çağırarak uyanabilir. Bütün olasılıklarda yorgun, korkulu ve kızgın olunabilir çünkü ebeveynin kendi uykusu bozuluyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok ebeveynin bilmesi gereken şey, onların anormal olarak bulduğu gece uyanmalarının oldukça normal olduğudur. Anormal olan odasına girerek tekrar uyumasına yardım etmektir. Bütün çocuklar belirli şartlar ile uykuya dalmak arasında çağrışım kurar. Çoğu çocuk için bu, belli bir odada olmak, belli bir yatak ya da karyolada yatmak ve favori oyuncağını ya da özel battaniyesini yanına almak anlamına gelir. Çocuklar geceleyin normal olarak uyandıklarında bu şartlar hala yerindeyse hemen uykuya dalabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar doğru şartlar var olmadıkça uyuyamaz ve uykuya tekrar dalamazlar. Gece boyunca çocukların normal gece uyanmaları vardır, ancak bu uyarılmalar kısa olacağına uzundur çünkü bu çocuklar uykuya nasıl döneceklerini öğrenmemişlerdir. Uykuya dalmakla ilişkilendirdikleri şartlar, okşanmak, sırtının sıvazlanması gibi şartlardır ve bu şartlar uzun zaman hazırda bulunmazlar. Olaylar çocuk uykuya daldığından daha farklıdır, bir şey yanlıştır. Uykuya geri gideceğine, çocuk tam olarak uyanır ve ağlamaya başlar. Bu sebeple problem anormal uyanmalar değil, tekrar uykuya dalma konusunda çekilen zorluktur. Ve bu zorluk çocuğun uykuya dalmakla ilgili geliştirdiği ilişkiyle büyür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk gece, biberonla ya da göğüsten, çok sıvı alan bir çocuksa uyku ile kurulan bağlantıların dışında pek çok sebepten dolayı uykusu bölünebilir. Bunun yanında bir anda beslenmeyi kesmek hem o, hem ebeveyn açısından zor olabilir. Bu yüzden beslenmenin miktarını ve sıklığını yavaş yavaş azaltmak daha iyi bir fikir olacaktır. Eğer çocuk sadece uykuya dalarken emzik kullanıyorsa, emziksiz uyumayı öğrendiğinde emziği tamamen bırakacaktır. Ama eğer bütün gün ağzında ise, sadece geceleri emziği kaldırmak çok zor olacaktır. Bu durumda, ilk olarak yapılması gereken çocuğun gün içinde emzik kullanmasını yavaş yavaş azaltmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük çocuklar gece uyandıkları şartlar içinde yani yalnız uyumayı öğrenmelidirler.&lt;br /&gt;Eğer çocuk uyurken yanında ebeveynini görmeye alışıksa ve artık beşikte ya da sallandığı pozisyonda değilse ağlayarak uyanır. Çocuk anlayabilecek yaşa geldiğinde artık onunla beraber uyunmayacağını açıklamak gerekir. Fakat uykuya dalmadan onu hoş tutacak alışkanlıklar da oluşturulması önemlidir. Ebeveyn hikaye okumayı bitirdiğinde ya da oyun bittiğinde onu yatağa yatırmalı ve kapıyı aralık bırakmalıdır. Bazı çocuklar çağırmaya devam edecek ya da ağlayacaklar, bazıları ise yataktan çıkacaklardır. Eğer çocuk ebeveynini çağırmaya devam ediyorsa, ona cevap verene kadar geçen süreyi gittikçe arttırmak yeterlidir. Odaya geri dönülebilir ama yanına yatılmayacak ve o uykuya daldığında odada olunmadığından emin olunacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Problem Nasıl Çözülür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Çocuk gece iyi uyuması için karyolasında ya da yatağında tek başına uyumayı ve gece uyandığında tek başına yeniden kurabileceği şartlar altında uykuya dalması gerektiğini öğrenmelidir. Kaldırılmamalı, sallanmamalı ya da emzirilmemeli ve radyo, televizyon, biberon veya emzikle sakinleştirilmemeleri gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Çocuk yeni düzene adapte olana kadar anlayışlı, sabırlı ve tutarlı olmak gerekecektir. Biraz ağlama duymadan bu problemi tedavi etmenin yolu yoktur ancak bu oran minimumda tutulabilir. Çocuğunuzun ağlamalarına katlanabileceğiniz minimum süre ile (12-13 dakika olabilir) odada yalnız bırakmaya başlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) 15-20 saniye yanına gidip sakin ses tonuyla yalnız olmadığını ona söyleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) En başlarda çocuk uykuya dalmanın yeni yolunu öğrenirken biraz mutsuz olacaktır fakat kendini terk edilmiş de hissetmemelidir. Eğer belirli aralıklarla yanına gidilirse kendini daha az terk edilmiş hissedecek ve durmadan ağlamalar olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Diğer bir önemli nokta ise, beslenme ve uyku arasındaki bağlantıyı kırmak için çocuğu emzirmeyi bırakmaya gerek olmadığıdır. Böyle bir durumda sadece ikisini birbirinden ayrıştırmak yeterli olacaktır. Çocuk gece emzirilmek yerine akşamüstü veya öğlen uykusu öncesi gün içinde emzirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk birkaç gece kolay olmayacaktır ve çocuklar ne kadar savaştıklarına göre değişiklik gösterirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-1363846776623064605?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/1363846776623064605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=1363846776623064605' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1363846776623064605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1363846776623064605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/12/cocuklarda-uyku-bozukluklarnn-nedenleri.html' title='Çocuklarda uyku bozukluklarının nedenleri ve çözümleri'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-3426242788026351421</id><published>2009-12-19T09:18:00.000-08:00</published><updated>2009-12-19T09:20:19.080-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek ve uyku'/><title type='text'>Bebek ve uyku</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bebek ve uyku&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;UYUMAYI 7 GÜNDE ÖĞRETİN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bazı bebekler vardır ; doğumdan hemen sonra hayatlarının başlayacağı eve geldiklerinde ya tüm ev halkına hükmeder, istediğini yaptırır, ya da söz dinleyen bir bebek olur .( TABİİ BU NADİREN GÖRÜLÜR).Bazı bebekler vardır ki annelerini geceler boyunca uyutmaz, gündüzleri uyur, geceleri oyun oynamak ister. Zavallı anne uykusuzluk çeker, yorgun düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz doğduğu andan itibaren onun için her şeyin en iyisini istiyorsunuz. Belki de bu yüzden ilk günlerde geçirdiğiniz uykusuz geceler sizin için hiç önemli değil. Ama bu bu tempoya ne kadar dayanacaksınız! Haftalar hatta aylar boyu gecenin bir yarısında tatlı uykunuzdan uyanmak hiç hoş olmasa gerek Geceleri arada bir eşinizden yardım isteyecek oluyorsunuz ama o yorganı başına çekip daha derin bir uykuya dalıyor. Bir gün olsun yataktan dinlenmiş ve kendinizi iyi hissederek kalkmanın nasıl bir his olduğunu unuttunuz artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz bebeğinize düzenli bir uyku alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız en başta karar vermelisiniz. Sabırlı olacak , bu yaptıklarınızın sonucunda bebeğinize uyku alışkanlığı kazandıracağınızı aklınıza getireceksiniz. Bebekler onlara izin verildiği takdirde 3-4 ay arasında kendiliğinden uyuma alışkanlığı kazanıyor. Tabii bu söylenen, siz onu yıllarca sürecek yanlış bir uyku düzenine alıştırmazsanız geçerli. Hele ki bebeğiniz 6 aylıksa ve siz hala gece kuşu olmayı sürdürüyorsanız burada bahsedeceğimiz programı hemen uygulamaya başlayın. Çünkü 7 günde düzenli uykuyu garanti ediyoruz. Bizden söylemesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. GÜN&lt;br /&gt;Yeni Bir Düzen Kurun&lt;br /&gt;Uzun saatler süren öğle uykusu nedeniyle birçok bebeğin günü ve gecesi birbirine karışıyor. Böylece bebek uykuda olması gereken bir saatte oyun oynamayı tercih ediyor. Şimdi bu durumu düzeltmenin zamanı geldi! Son araştırmalar bebeklerin gece ile gündüzü ayırt edebildiğini ortaya koyuyor. Bunun için ona gerekli ipuçlarını vermeniz yeterli.&lt;br /&gt;Yarından başlayarak onu sabah erkenden kaldırın ve her gün aynı saatte uyandırmaya özen gösterin. Yatağını pencerenin yakınına koyun ve perdeleri aralık bırakın. Gün ışığı onun uyanmasına yardımcı olacaktır. Öğle uykusuna yatırdığınız zaman bile hava kararmadan önce onu uyandırın. Böylece gün ışığında uyanması gerektiğini, gece ise uyuması gerektiğini anlayacaktır. Bebeğinizi akşamları da aynı saatte yatağına yatırın. Gerekirse loş ışıkta ona kitap okuyun veya şarkı söyleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. GÜN&lt;br /&gt;Uygulamaya Devam&lt;br /&gt;Dün başladığınız rutin programa devam edin. Hemen pes etmeyin. Geceleri karnı acıktığı için ağlamaya devam edebileceğini unutmayın. Onu emzirmek ya da beslemek zorunda kalıdığınızda bunu hafif karanlık bir ortamda yapın. Özellikle geceleri bebeğinizi nelerin rahatlattığını iyi gözlemleyin. Ilık banyonun bir çocuk için sakinleştirici, bir başkası içinse tam tersi olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Gece yatırdığınızda müzik dlinletmek gibi rutin alışkanlıklar kazandırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. GÜN&lt;br /&gt;Ağlama Başlıyor&lt;br /&gt;Ağlamak çocukların en büyük silahı! Anne ve babaların da dayanamadığı bir durum. Ancak, sabırlı olun ve kendi kendinize şunu mırıldanın: "Sonuç uyku olacak!" Onu uyutmaya çalışırken ağlaması karşısında endişelenmeyin. Bırakın koyduğunuz uyku kurallarına alışsın. Program değişiklikleri 6 aylıktan küçük çocukları çok daha fazla üzüyor. Bebeğiniz en fazla 15-20 dakika ağlar ama kötü uyku alışkanlığı yıllarca sürebiliyor. Unutmayın ki bu çocuğunuzla sizin aranızdaki bir savaş. Onunla ilgilenmeyin ama kendi merakınızı gidermek için 5-10 dakikada bir kapı aralığından onu kontrol edin. Susması için ışıkları açmayın, yataktan çıkarmayın ya da biberon vermeyin, aksi takdirde ertesi gece de dakikalarca ağlayacağından emin olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. GÜN&lt;br /&gt;Ağlama Savaşı Sürüyor&lt;br /&gt;Geçen gece oldukça uzun sürdü değil mi? Bu gece biraz daha rahat geçecek. Ama bilin ki o yine de ağlamaya devam edecek. Ancak, bu kez daha kısa sürecek, bize inanın. Bunun için kurallarınızın kesin olduğunu ona ispatlamanız gerekiyor. Sabırlı davranmaya devam edin. Ona karşı yumuşak olduğunuz hissini uyandırmayın. Yoksa geçen geceye göre 2 kat daha fazla ağlayacaktır. Sakın ona bu kozu vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. GÜN&lt;br /&gt;Bebeğiniz Sakinleşiyor&lt;br /&gt;Bebeklerin çoğu 3-5 gün içersinde bu programa alışıyor. Dolayısıyla, bu gece belki de şanslı geceniz! 5 dakikada bir onu kontrol etmeyin, en az 15 dakika aralıklarla odasına uğrayın. Bazı bebekler odaya sık sık girilmesinden rahatsız oluyor. Bu nedenle kapı aralığından onu izleyin. Hem unutmayın ki bu gece daha az ağlıyor.&lt;br /&gt;Uyku problemlerinin arasında sıkça rastlananların başında gece emzirmesi ve alt değiştirme geliyor. Tabii ki size bunları yapmayın demiyoruz ama mümkün olduğunca kısa ve sessiz olmasına özen gösterin. Altını değiştirirken bile kesinlikle ışıkları açmayın. Gereginden çok emzirmeyin. Böylece hem onu rahatsız etmemiş olursunuz, hem de yeniden altını değiştirmek, zorunda kalmazsınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. GÜN&lt;br /&gt;Bebeğiniz Uyuyor!&lt;br /&gt;Mucize gibi geliyor değil mi? Sakın, bu mutluluğu günlerdir uyguladığınız kuralları rafa kaldırarak bozmayın. Uyumasını garip karşılayarak onu sık sık kontrol etmeyin, Gevşeyin!&lt;br /&gt;Onu sıcak tutan bir pijama giydirin.Böylece üstünü açmasını kendinize dert etmeyin. Bebek monitörünün sesini kısın ve sadece çok ihtiyacı olduğunda onu duyun. Başarınızı gölgeleyecek davranışlarda bulunmamaya özen gösterin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. GÜN&lt;br /&gt;Uyku Sırası Sizde!&lt;br /&gt;Kendinize bir iyilik yapın ve bu gece derin bir uyku çekin. Son 6 gündür belki çok uykusuz kaldınız ama buna değdi değil mi? Çocuğunuza muhteşem bir armağan verdiniz: Düzenli uyku alışkanlığı. Hiç şüphe yok ki, bu program hastalık, tatildeki otel odası gibi etkenler nedeniyle zaman zaman aksaklığa uğrayacaktır. Oysa unutmayın ki, hiç uyku problemi yaşamamış bebekler bile bu durumlarda sorun çıkarıyor. Uyku problemi yeniden baş gösterecek olursa planı en baştan yeniden uygulayın, ikinci sefer ilkinden çok daha kolay olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-3426242788026351421?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/3426242788026351421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=3426242788026351421' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3426242788026351421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/3426242788026351421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/12/bebek-ve-uyku.html' title='Bebek ve uyku'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-5781521400981957036</id><published>2009-12-19T09:14:00.000-08:00</published><updated>2009-12-19T09:16:42.576-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><title type='text'>Beslenmede yumurtanın önemi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Beslenmenin yumurtada önemi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü ve yumurta tüm besinler içerisinde en kaliteli proteine sahiptir. Yumurtada insan vücudunda sentezlenemeyen ve besinler ile dışarıdan alınması gerekli olan “elzem amino asitler” yeterli ve dengeli miktarlarda bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Gelişim için gerekli protein, vitamin, mineral ve yağa sahip olan yumurta, çocuk ve yetişkin beslenmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle bebeklere dahi 4-5 aylıkken verilmeye başlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailesinde kalp ve damar hastalığı olan bebekler dışında 5 aylık bir bebek, gün aşırı bir yumurta sarısı yiyebilir. Ancak risk grubunda olan bebeklere kolesterol nedeniyle yumurta, 3-4 günde bir verilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin beslenme zincirine ilk kez katılan yumurta,ilk önce katı olarak pişirilmeli ve bir yumurta sarısının dörtte birinden başlanmalıdır. İki günde bir arttırılarak, 8-10 gün sonra tam bir yumurta sarısı yedirilmeye başlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A vitamini ve bazı B vitaminleri bakımından zengin bir yiyecek olan yumurtada demir, fosfor, magnezyum, kükürt ve sodyum gibi mineraller bulunur. Yumurtanın sarısı, akına oranla daha fazla yağ, protein ve demir içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle beslenme problemi olanlara, kansızlık sorunu yaşayanlara yumurta sarısı yemeleri önerilmelidir. Yumurta ne kadar taze olursa, o kadar da besleyici olur. Düşük sıcaklıkta bekletilen yumurtalarda A, uzun süre bekletilen yumurtalarda ise B12 vitamininde bir azalma görülür. Bu nedenle özellikle çocuklara yedirilecek yumurtanın günlük olmasında fayda vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-5781521400981957036?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/5781521400981957036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=5781521400981957036' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/5781521400981957036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/5781521400981957036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/12/beslenmede-yumurtann-onemi.html' title='Beslenmede yumurtanın önemi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-8356832290207550384</id><published>2009-11-26T14:43:00.000-08:00</published><updated>2009-11-26T14:44:13.324-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elma çayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürük tedavisi'/><title type='text'>Şiddetli öksürük için elma çayı hazırlama</title><content type='html'>Kış aylarında, pek çoğumuzun sıkça karşılaştığı bir durum olan öksürük ve belgam atamama probleminden kurtulmanın pratik ve doğal bir yolu mevcut. Elma çayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddetli öksürük için : 1 litre suyun içine, ince dilimlenmiş 1 adet adet elmayı kabuklarıyla birlikte atın. Haşladıktan sonra çay gibi sıcak olarak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balgam söktürmek için : Elma kabukları ile yapılan çay, hem göğüsü yumuşatır, hem de, balgam söktürmek için idealdir. Tarifimize gelince; Elmanın kabuklarını soyun, İçine biraz tarçın, zencefil ve karanfil atılır. 10 dak demlendirdikten sonra, içilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-8356832290207550384?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/8356832290207550384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=8356832290207550384' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8356832290207550384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/8356832290207550384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/11/siddetli-oksuruk-icin-elma-cay-hazrlama.html' title='Şiddetli öksürük için elma çayı hazırlama'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-7596650888498489503</id><published>2009-11-26T14:42:00.000-08:00</published><updated>2009-11-26T14:43:01.392-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet maranki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürük tedavisi'/><title type='text'>Ahmet marankiden öksürük tedavisi</title><content type='html'>Uzun süren öksürükler bir hastalık olmayıp,çeşitli hastalıkların belirtisidir. Herhangi bir tıbbi hastalığa bağlı olmayan uzun süreli öksürüklerde bazı bitkisel tedaviler uygulanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okaliptüs,nane, ıhlamur, zencefil, meyankökü hapları ve şurupları. c vitamini, ıhlamur, zencefil, şahtere, hibiskus, meyankökü öksürük için faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ihlamur, zencefil, meyankökü birlikte kaynatılırsa etkisi büyük olur.Yulaf samanı çayı ile üzerlik tohumu da kronik bronşite ve öksürüğe iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öksürük için pratik bitkisel formüller:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;2-3 parça parmak ucu kadar zencefil,&lt;br /&gt;iri bir tutam ıhlamur,&lt;br /&gt;1 çay kaşığı hibiskus,&lt;br /&gt;1 çay kaşığı şahtere otu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulanışı: Malzemeler 1 su bardağı kadar suda 3-4 dakika kaynatılır.2-3 dakika demlendirildikten sonra içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekeri fazla kullanmak doğru değildir. Çaya nöbetşekeri konulursa öksürüğü azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Günde 2-3 kere meyankökü çiğnemek de yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zencefil, kekik ve alerjik kökenli olmayan öksürükte karabiber faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kronik öksürük için 2 adet karaturp,kabak oyacağı ile 5-6 yerinden oyulur.oyukların içine bal doldurulur ve sadece oyukların üstü turp parçaları ile kapatılarak 24 saat bekletilir.Sonra içindeki sıvı şişeye doldurulur ve günde 3 çorba kaşığı içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kuşburnu, ısırgan, zencefil, şahtere ve hibiskus çaylarını içmek de yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ebegümeci kaynatılır,zeytinyağı ve limon katılarak bol bol yenirse göğsü yumuşatır.Öksürüğü hafifletir ve balgam söker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Toz zencefil ile bal karıştırılarak yenilirse öksürüğe iyi gelir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-7596650888498489503?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/7596650888498489503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=7596650888498489503' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7596650888498489503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/7596650888498489503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/11/ahmet-marankiden-oksuruk-tedavisi.html' title='Ahmet marankiden öksürük tedavisi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-2103024130898479444</id><published>2009-11-19T03:56:00.000-08:00</published><updated>2009-11-19T04:05:06.363-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>Bebekleri Anlama Rehberi</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;‘Bebekleri anlama’ rehberi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler bebekleri doğduğunda ne kadar kitap okurlarsa okusunlar, hatta anneleri, kayınvalideleri, arkadaşları ve kız kardeşlerinden bebek bakımı konusunda destek de alsalar, bebeklerini büyütürken onlarca soruyla karşı karşıya kalırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruların yanıtlanmaması endişeye dönüşür. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, annelerin bebek bakımında artık halk efsanesine dönüşmüş bilgilerin doğrularını anlatarak, annelere bir mini rehber oluşturdu. İşte anneler için bebeklerini anlama rehberi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1- Anne üşütünce kendi karnı ağrır, bebeğe bir şey olmaz!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Anne üşütürse en fazla kendi karnı ağrır, zira soğukta bağırsak hareketleri hızlanır, bu da karın ağrısı olarak hissedilir. Ancak bu durumun süt yoluyla bebeğe geçmesi söz konusu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2- Anne gazlı içecek tüketirse bebekte gaz olmaz&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Gazlı içecekler, sıkıştırılmış karbondioksit içeren sıvılardır. Bunlar içildiğinde açığa çıkan serbest karbondioksit midede gaz baloncukları şeklinde şişkinliğe yol açar. Ancak bu gaz baloncuklarının süt yoluyla bebeğe geçmesi fiziksel olarak imkânsızdır. Benzer şekilde gaz yapan yiyecekler, annede gaz yapabilir. Ancak bu gazın da süt yoluyla fiziksel olarak bebeğe geçmesi söz konusu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3-Yeşil kaka yapıyorsa araştırmak gerekir&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olan çok sayıda sebep vardır. En temel neden bağırsak pasajının hızlanmasıdır. Bağırsak hareketini artıran her türlü fiziksel ve kimyasal etken bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olur. Bu, çoğunlukla da belirgin bir sebep olmadan olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4- Anne strese girince sütü de etkilenir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel olarak süt salgısını artırdığı kanıtlanmış özel bir gıda ne yazık ki yok. Anne sütü üzerine etkili olan temel faktörler şunlardır: Annenin yapısal ve genetik özellikleri, emzirmeye olan arzu ve inancı, normal doğum sonrası en kısa sürede bebeğin anne memesiyle buluşması, annenin ağrı, sancı ve stresinin olmaması, doğru teknikle ve sık aralıklarla emzirmesi, bol sıvı alması ve dengeli beslenmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5- Tırnak kesmek için kırkının çıkmasını beklemeyin&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bebeğin tırnakları, tırnak yatağını ne zaman geçerse o zaman kesilir, bunun için kırkını beklemeye gerek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6- Hava sıkışınca hıçkırık olur&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin hıçkırmasının nedeni midede sıkışıp kalan bir hava cebininin mideden dışarı diyafram kasına doğru bir baloncuk oluşturup bu kası uyarmasıdır. Sıkışan bu hava kitlesi çıkıncaya kadar hıçkırık sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7- Göz yaşarması, göz zarının tahriş olması demektir&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bebeğin göz yaşarması çoğunlukla mikrobik, alerjik ya da fiziksel bir etkenin göz zarını tahriş etmesine tepkisel olarak ortaya çıkar. Bazen de gözyaşı kanallarının doğuştan tıkalı olması nedeniyle gözyaşının buruna drenajındaki zorluk nedeniyle olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8- Yer yemez kaka yapmasından korkmayın&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Tüm canlılarda var olan bir refleksin yenidoğandaki görünümü gastrokolik refleks, mideye bir gıda maddesi girdiğinde, eş zamanlı olarak kalın bağırsaklar da harekete geçerek bağırsak içinde bulunan dışkının dışarı atılması hadisesidir. Son derece sağlıklı ve fonksiyonel bir süreçtir; kesinlikle sindirim ya da emilim bozukluğunun işareti değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9-Şekerli suya alışınca memeyi reddeder&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yenidoğan sarılığında bebeğin beslenmesinin rolü büyüktür. Anne sütü yetersiz olan bebeklerde sarılık daha erken ve uzun sürer. Önceki yıllardan kalma bir alışkanlık olarak, aç kalan bebeğin en azından şekerli suyla beslenmesi gereksiz, hatta zararlı bir davranır olabilir. Zira şekerli suyun tadına alışan bebek anne memesini reddedebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10- İlk üç ay yalancı meme vermeyin&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bebeğin yalancı emziği tutmak için yaptığı dil-damak-dudak hareketleri anne memesini emerken yaptığından farklıdır. İlk günlerde bebekler yalancı emziği tutmakta çok başarılı olamaz Ancak bir kere bu işi başardıklarında bu kez de anne memesini kavramakta zorluk çekerler. Bu da memenin bırakılması ve biberonla beslenmeye geçiş anlamına gelir. Mümkünse ilk üç ay bebeklere yalancı meme verilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;11- Ağlayan bebeği sık sık kucaklayın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yenidoğan bebeğin kendini güvende ve huzurlu hissedeceği tek ortam olan anne kucağından şımaracağı gerekçesi ile mahrum kalması ne acı! Bebeğiniz her ağladığında kucaklayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;12- Bebek memeyi bulunca rahatlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bebekleri hayata bağlayan, güçlü arama refleksleridir. Bu refleks sayesinde bebek, anne memesini arar, bulunca da emer. Böylece hem karnı doyar, hem de kendini güvende hisseder. Dolayısıyla karnı tok bile olsa yenidoğan bebek, sürekli doğru yeri bulana kadar aranır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;13- Sık hapşırması reflekstir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yenidoğan bebekler genellikle doğum sırasında burunlarında bulunan salgı ve mukusu atmak için sık sık hapşırırlar. Bu tamamen refleks bir olay olup üşütme ile ilgili değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;14- Bebeğin memesinde süt toplanırsa korkmayın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Anneden gecen hormonların etkisiyle yenido-ğan bebeğin memelerinde süt toplanabilir, buna hiç el sürmemek en iyisidir. Bu, bir kaç hafta içinde zaten kendiliğinden geçecektir. Masaj, memede enfeksiyona yol açabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;15-Göbeğinde fıtık varsa kendiliğinden geçer&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Göbek fıtıkları, portakal büyüklüğünde bile olsa genellikle kendiliğinden geçen oluşumlardır. Üzerine bağlanacak cisimlerin bu sürece olumlu ya da olumsuz etkisi olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;16- Göbeği düşsün diye toz kullanmayın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Göbek tozu çok eski yıllarda kullanılan bir çeşit antibiyotik olup günümüzde kesinlikle kullanılmamaktadır. Göbeğe kullanılacak en iyi madde yüzde 70’lik alkol solüsyonlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;17-Gözündeki çapağa anne sütü damlatmayın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet anne sütü içindeki antimikrobial maddeler yüzeysel göz enfeksiyonlarında işe yarayabilir. Ancak en doğrusu hekimin görüp karar vermesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;18- Bitki çayı gazı gidermez&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bitki çaylarının ya da geleneksel gaz gidericilerin bilimsel olarak bir faydası kanıtlanmamıştır. Bu içeceklerin temelde zararı içlerinde bulunan şeker nedeniyle bebeğin anne sütünden soğuması ve biberona alışmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;19- Her gün yıkamak çok önemli&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı bebekler banyodan sonra çok rahatlar. Büyüme hormonu uykuda salgılandığından dolaylı yolla banyo, büyümesine katkı sağlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;20- Bebeği tuzlamanın ölümcül tehlikesi var&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Anadolu’da halen yaygın olarak kullanılan yenidoğan bebeğin tuzlanması âdeti, son derece tehlikeli ve ölümcül sonuçları olabilecek çağdışı bir uygulamadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-2103024130898479444?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/2103024130898479444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=2103024130898479444' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2103024130898479444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/2103024130898479444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/11/bebekleri-anlama-rehberi.html' title='Bebekleri Anlama Rehberi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6142690210929189747</id><published>2009-11-19T03:51:00.000-08:00</published><updated>2009-11-19T03:54:27.039-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek odası'/><title type='text'>Odasını Hazırlaken Nelere Dikkat Etmeli</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Odasını hazırlarken nelere dikkat etmeli?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir anne adayı olarak dünyaya getireceğiniz bebeğiniz için hazırlıklara nereden başlamanız gerektiğini bilemiyorsanız bize kulak verin. İşte onun sağlığını kollayan bir oda için yapmanız gerekenler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğrudan güneş alsın&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;İşe oda seçiminden başlayın. Öncelikle yatak odanıza yakın ve doğrudan güneş alabilen odayı seçmelisiniz. Mobilya ve perde tercihinizi de açık renk ve kolay temizlenebilenlerden yana kullanın. Aydınlatmada kullanılan lamba ise ışığı tavana yansıtanlardan olmalı. Odanın sıcaklığına gelince ibre, günün her saatinde 16-25 derece arasında olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sert bir yatak tercih edin&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Keskin ve sivri köşeleri olmayan, aralarında 6 santimetreden fazla mesafe bulunmayan parmaklıklı bir karyolanın içine oturtulmuş düz ve sert bir yatak tercih edin. Yumuşak yatak bel kemiğini eğriltebilir. Sıkı doldurulmuş pamuk ve yün yataklar istenilen sertliği sağlar. Yatağın sertliği sizi tatmin etmiyorsa, bir battaniyeyi birkaç kat katlayıp üzerine çarşaf geçirerek de kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karyolası hazırlanırken yatağın üzerine büyük bir muşamba, üzerine de ıslaklığı emmesi için pamuklu örtü serin. Böylece bebeğiniz altını ıslatınca bütün yatağı ıslatmamış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kuş tüyü yorgan kullanmayın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar için hazırlanacak bir yorgan hiçbir zaman kalın ya da kuş tüyünden olmamalı. Kuş tüyü fazla sıcak tutar ve terletir. Üstelik bebeğinizin tüylere karşı alerjisi de olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yastık şart değil&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yastık bebek için gerekli değil. Bebeği yastıksız yatırmak, daha derin soluk almasını ve göğsünün genişlemesini sağlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6142690210929189747?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6142690210929189747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6142690210929189747' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6142690210929189747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6142690210929189747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/11/odasn-hazrlaken-nelere-dikkat-etmeli.html' title='Odasını Hazırlaken Nelere Dikkat Etmeli'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-6653418678808004573</id><published>2009-11-19T03:43:00.000-08:00</published><updated>2009-11-19T03:47:22.764-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gelişimi'/><title type='text'>Anneler İçin Emzirme Rehberi</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Anneler için emzirme rehberi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarihlerde hem sivil toplum örgütleri, hem de Sağlık Bakanlığı emzirmeyi sürekli gündemde tutmak için etkinlikler ve kampanyalar düzenliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebekle en yakın temas emzirmeyle sağlanır&lt;br /&gt;Emzirme, anne ile bebeğin baş başa kalabildiği, gözleri ile konuşabildiği çok özel bir süreçtir. Bebek ile en yakın temas, emzirme ile sağlanabilmektedir. Mükemmel ve eşsiz bir besin içeriğine sahip olan anne sütü, aynı zamanda bebeğin mikrobik hastalıklardan korunmasında önemli rol oynar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, emzirmenin bebeğin beyin gelişimini desteklediğini; obezite, diyabet gibi hastalık risklerini de azalttığını göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emziren annelerde doğum sonrası kanamalar daha az olmakta; meme ve yumurtalık kanseri, kemik erimesi gibi hastalıklar da daha az oranda görülmektedir. Başarılı bir emzirme süreci için doğru bir başlangıç yapılması çok önemlidir. Bebeğini besleyebilme içgüdüsü, bazen annelerde yoğun bir kaygıyı da beraberinde getirir. Bu dönemde anneye güven telkin etmek, olumsuz düşüncelerden uzaklaştırmak ve destek olmak çok önemlidir. Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hilda Çerçi Özkan konuyla ilgili bilgiler verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğar doğmaz emzirilmeli&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Anneler, kendilerini psikolojik olarak emzirmeye hazırlamalı, emzirmenin bir sabır işi olduğunu bilmelidir.&lt;br /&gt;* Sütün gelmesini beklemeden bebek doğar doğmaz ilk yarım saat içerisinde emzirmeye başlanmalıdır. Bu sürede bebeğe kesinlikle şekerli su verilmemelidir.&lt;br /&gt;* Doğumdan itibaren her ağlama ya da süt isteme durumunda, saat sınırlaması olmaksızın bebekler emzirilmelidir. İlk haftalarda üç saatten fazla uyuyan bebekler, uyandırılarak da olsa, emzirilmelidir.&lt;br /&gt;* Bebeğin memeye doğru şekilde yerleştiğinden emin olmalıdır. Bunun için bebek ağzını tam olarak açmalı ve meme ucu çevresindeki kahverengi bölgeyi tamamen ağzına almalıdır. Bebeğin çenesi memeye gömük, alt dudak hafif dışa kıvrılmış pozisyonda olmalıdır.&lt;br /&gt;* Emzirmeden önce veya sonra bebeğe mama, şekerli su ve diğer besinleri vermekten kaçınılmalıdır.&lt;br /&gt;* Emzirme döneminde bebeğe biberon verilmemeli ve hatta ilk haftalarda emme şaşkınlığını önlemek için emzik bile kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;* Gebelikte olduğu gibi anneler kendilerine özen göstermeli, dengeli beslenmeli, günde 2-3 litre sıvı tüketmelidir. Anneler, ayrıca yeterince dinlenmeli, moralini yüksek tutmak için eşinden ve çevresinden yardım almalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çalışan annelere önemli ipuçları&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Anne sütünü sağmak için iyi emen bir makine edinilmelidir.&lt;br /&gt;* Eğer annenin sütü çoksa işe başlamadan önce günde en az bir kez süt sağarak, ufak bir depo oluşturmalıdır.&lt;br /&gt;* İşyerinde süt sağmak için uygun bir ortam sağlanmalıdır. Bu konu için gerekli izinler alınmalıdır.&lt;br /&gt;* 3-4 saatte bir sağılan süt, buzdolabında saklanmalı; eve götürülürken, buz kalıpları arasında özel soğutuculu bir çantada taşınmalıdır.&lt;br /&gt;* Elde edilen sütler, saklama poşetleri içinde buzdolabında 24 saat, iki kapılı buzdolabının buzluğunda 3 ay, derin dondurucuda 6 ay saklanabilir. Süt saklama poşeti içinde bulunan sütler, bebeğe verilmeden önce ılık su dolu bir kap içerisinde ısıtılabilir.&lt;br /&gt;* Isıtılan süt; kaşıkla, bu amaçla üretilen küçük plastik kadehlerle bebeğe verilmelidir. Bebek sütü bu şekilde almıyorsa, biberon da kullanılabilir.&lt;br /&gt;* Yakınlık hissi için anneler, bebeğin resmi veya ona ait bir giysisini işyerine götürülebilir.&lt;br /&gt;* Anneler, evden çıkarken ve işten döner dönmez bebeğini emzirmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebeği memeden kesmek sabır ister&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Hastanesi Yenidoğan Bölümü Emzirme Danışmanı Hemşire Beyhan Numan’ın, bebeğini memeden kesmek isteyen annelere önerileri var:&lt;br /&gt;Bebeğin memeden kesilmesi için belirlenmiş bir zaman yoktur. Burada iki önemli faktör vardır. Hem bebeğin hem de annenin bu duruma hazır olması gerekir.&lt;br /&gt;Bebeği memeden kesmek için çelik gibi sinir ve sabır gerekir. Bu dönemde annelerin kendilerini suçlu hissetmeleri normaldir. Bebeği memeden kesmek bir günde uygulanabilecek bir işlem değildir.&lt;br /&gt;Memeden kesmenin bebeğin hasta olduğu dönemlere denk getirilmemesine dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;Memeden kesme bir gün içinde gerçekleşirse bebek huzursuz olabilir. Annenin ise memeleri şişer ve ateşi çıkar. Memelerde dolgunluk ve tıkanıklık gelişip antibiyotik kullanımı gerekebilir. Tıkanıklıkların açılmaması durumunda ameliyata kadar gidilebilir.&lt;br /&gt;Bebek, emzirme seansları azaltılarak ve emzirme süreleri kısaltılarak emzirmeden kesilmelidir. Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri önce gündüz seanslarını azaltmak, daha sonra gece seanslarına geçmektir. Eğer hiçbir şekilde başarılı olunmuyorsa bebeğiniz hazır değil demektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-6653418678808004573?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/6653418678808004573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=6653418678808004573' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6653418678808004573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/6653418678808004573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/11/anneler-icin-emzirme-rehberi.html' title='Anneler İçin Emzirme Rehberi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-1115785974791168360</id><published>2009-11-18T04:54:00.000-08:00</published><updated>2009-11-18T04:58:38.502-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek beslenmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü'/><title type='text'>Çocuk Beslenmesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Çocuk Beslenmesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek ayına uygun olarak beslenmelidir!&lt;br /&gt;Aşağıdaki bilgiler kesin bir kural olmamakla birlikte bebeğin ayına uygun beslenmesi konusunda fikir vermek amacıyla derlenmiştir.&lt;br /&gt;Bebeklerin gelişim durumları her zaman burada bahsedilen sınırlara uymayabileceği gibi, bazılarının bir uzman tarafından değerlendirilmesi de gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0-6 ay arası beslenme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-9 ay arası beslenme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-12 ay arası beslenme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha detaylı bilgi için Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezlerimize başvurunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0-6 Ay Arası Beslenme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü ilk 6 ay bebek için ideal bir besindir ve iyi beslenen bir annenin bebeği için tek başına yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anne Sütü&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bakanlığımız Anne ve Çocuk Sağlığı hizmetleri kapsamında çocuk sağlığının korunması, hastalıkların azaltılması, ölümlerin önlenmesi anlamında 1987 yılından bu yana diğer çocuk sağlığı programlarına paralel olarak "Anne Sütünün Teşviki" programı uygulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Program kapsamında Emzirme Haftası olan Ekim ayının ilk haftasında çeşitli sektörlerle işbirliği ile ülke düzeyinde aktiviteler yapılmakta ve mesajların geniş kitlelere ulaşması sağlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebekler için en iyi besin anne sütüdür!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü emen bebeklerde kansızlık görülmez, çünkü anne sütünde kansızlığa karşı yeterli miktarda demir vardır. Anne sütünde bebeğin büyümesi için gerekli olan maddeler inek sütündekinden daha fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde bebek emzirilmeye başlanmalıdır!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Doğumdan hemen sonra bebeği kucaklamak anne ve bebek arasında sıkı bir bağ oluşturur ve kucaklanan bebek doğal olarak memeyi bulur ve emmeyi öğrenir. Anne sütü alan bebeklerde güven duygusu gelişir, psikolojik olarak bebek daha huzurludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü ve doğumdan sonra gelen ilk sarı süt (halk arasında ağız olarak bilinir) bebeği ishal, öksürük, soğuk algınlığı ve diğer hastalıklardan korur. Ağız, bebeğin ilk aşısıdır. İlk günlerdeki ağız sütü azdır, ancak bebeğin tüm ihtiyacını karşılar. Bu dönemde bebeğe şekerli su, mama, inek sütü veya başka gıdalar verilmemelidir. Bu gibi ek besinlerin verilmesi bebeği hastalandırabilir ve iştahını keser.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebeklere ilk 6 ay içinde mutlaka anne sütü verilmelidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Anne sütü bebeğin ilk 6 ayında ihtiyacı olan her türlü besin değerine sahiptir. 6. aydan sonra anne sütüne ilave olarak ek gıdalara başlanabilir. Anne sütünde yeterli miktarlarda vitamin, protein, yağ, demir ve benzeri maddeler vardır. Yeterli miktarda su içerdiği için, çok sıcak iklimlerde dahi ayrıca bebeğe su vermeye gerek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü alan bebeğe ayrıca inek sütü verilmez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ek gıda başlandıktan sonra anne sütü 1-1,5 yaşına kadar bebek için önemli bir enerji ve besin kaynağıdır. Özellikle bebeğin hasta olduğu dönemlerde anne sütü bebeğe rahatlık sağlar, sindirimi kolaydır ve daha iyi hazmedilir. İshal ve Üst Solunum yolu enfeksiyonu hastalıklarının daha kolay iyileşmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü daima taze, temiz uygun ısıdadır, hastalıklardan korur, doğal besinlerden içeriği en mükemmel olan gıdadır. Emzirme çene ve diş sağlığı için yararlıdır, konuşmayı kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünün sindirimi kolaydır. Çünkü içinde inek sütünde ve hazır mayalarda bulunmayan lipaz enzimi gibi sindirimi kolaylaştıran enzimler vardır. Dolayısı ile anne sütü ile beslenen bebeklerde kabızlık ve gaz sancısı daha az görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü sterildir ve bebeğe doğrudan verildiği için mikroplarla karşılaşma olasılığı azdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annenin bebeğini emzirmesi kendi sağlığı açısından da iyidir. Emzirmeye erken başlayan kadınlarda, doğumdan sonra uterus (rahim) küçülmesi çabuklaşır, kanama erken kesilir. Emziren kadınlarda over ve meme kanseri daha az görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bebek anne sütü almıyorsa; 4. ayda yumurta sarısı başlanır. Katı pişirilmiş yumurtanın sarısının önce 1/8'i sütle ezilerek verilir. Miktar yavaş yavaş artırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. ayda; 4. ayda verilen ek besinlere ilave sebze çorbasına başlanır. Mevsimine göre, patates, havuç, kabak veya ıspanak bebeğe verilebilir. Bir süre sonra bu çorbaya bir tatlı kaşığı bulgur veya pirinç eklenerek pişirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca 5. ayda; acısız tarhana çorbası, pirinçli ve yoğurtlu çorbalar bebeğe verilebilir. Bir çorba kaşığı ile başlanıp yavaş yavaş miktarı artırılır. 5. ayda, meyve suyu yerine meyve püresi de tercih edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. ayda, 4 ve 5. aylarda verilen besinlerin yanı sıra tüm aile için acısız pişirilen mercimek çorbası bebeğe verilebilir veya bir çorba kaşığı mercimek sebze çorbasına katılarak pişirilebilir. Küçük bir miktar kıyma, çorbalara eklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha detaylı bilgi için Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezlerimize başvurunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-9 Ay Arası Beslenme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebeğinize anne sütü vermeye devam edin!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak anne sütü ilk 6 ay için ideal bir besin kaynağıdır. Fakat 6 aydan sonraki bebekler yalnızca anne sütüyle büyümelerini sürdüremezler. Ek gıdalara başlanması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebekler 6 aylık iken ağızları yarı katı gıdaları kabul etmeye uygun hale gelir. Dişler belirginleşir ve dil artık katı gıdaları dışarı atma refleksini kaybeder. Mide ve barsak sistemleri nişastayı daha iyi hazmetmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ek beslenmeye bebek 6 aylık olduğunda başlayın!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6 aylık bebeğe ilk verilecek ek gıda yoğurttur! &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirdikten sonra bebeğe yoğurt verilebilir. 2-3 gün sonra yoğurda alışmış olan bebeğe bir tatlı kaşığı meyve suyu başlanır. Meyve suyunun miktarı yavaş yavaş artırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebekler Neden Ek Gıdaya İhtiyaç Duyarlar?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Anne sütü miktarındaki azalma;&lt;br /&gt;Yapılan çalışmalara göre eğer anne yeterince besleniyorsa, anne sütü bebeğe ilk 6 aya kadar yeterlidir. 6. aydan sonra bebek, anne sütünden ihtiyacı olan enerji, protein ve diğer besleyici faktörleri yeterince alamaz. 6. aydan sonra ek besinlere başlanmalı ve bebek 2 yaşına gelene kadar emzirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Bebeğin besin ihtiyacındaki artış;&lt;br /&gt;Ek beslenme yapılmadan sadece anne sütü verilmeye devam edildiği takdirde demir eksikliği anemisi gibi bazı problemler ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Bebekler artık sıvı olmayan yarı katı gıda maddelerini kabul edebilecek duruma gelir;&lt;br /&gt;Bebekler 6. aydan itibaren yarı katı gıdaları kabul edebilecek hale gelirler ve kaşıkla verildiğinde gıdaları geri çıkarmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Bebekler kendi bağışıklık sistemlerini geliştirmek zorundadırlar;&lt;br /&gt;Bebekler yaşamlarının ilk aylarında, annelerinden aldıkları koruma faktörleriyle hastalıklara karşı korunurlar. Bu koruma 4-5. aydan itibaren kaybolur. Dış ortamdaki mikroplarla karşılaşmaları sonucu kendi bağışıklık sistemlerini geliştirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Bebekler annelerinden daha bağımsız hale gelirler;&lt;br /&gt;Ek gıda ile beslenme döneminde, bebekler daha bağımsız ve hareketli olurlar, bu onların çevredeki mikroorganizmalar ile temas etmelerini kolaylaştırır. Bu nedenle bebekler daha sık enfeksiyon hastalıklarına yakalanırlar. Bu hastalıklar arasında ishal önemli bir yer tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönemde yetersiz beslenen bebekler daha kötüye gidebilir ve malnütrisyon (beslenme yetersizliği) görülebilir. Bu durum, bebeklerin yetersiz kilo alımı ve bazen de kilo kaybı ile birlikte büyüme ve gelişme tablolarının duraksamasıyla kendini gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Bebeklere değişik lezzetlerde ve tarzlarda yemekler sunmak, çocukluk çağındaki yemek sevmeme alışkanlığını önlemede yardımcı olur.&lt;br /&gt;Bebeğin dişlerin çıkmaya başlamasıyla, katı ek gıdalar da verilmeye başlanır. Bilindiği gibi 6. aydan sonra anne sütündeki demir miktarı azalır. Bu açığı kapatmak için demir ihtiva eden ek gıdalar bebeğe verilmelidir. En iyi demir ihtiva eden gıda kırmızı ettir. Kırmızı et, bebeğe, kıyma şeklinde sebze çorbasına katılarak verilebilir. Kıyma yerine çorbaya iyice kıyılmış karaciğer de katılabilir. Bir çay kaşığı ile başlanan karaciğer daha sonra yavaş yavaş artırılarak verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer aile bütçesi et almaya uygun değilse; et yerine fasulye, nohut, mercimek, bezelye veya üzüm pekmezi gibi gıdalar verilebilir. Bu gıdalar da içlerinde yüksek oranda "demir" ihtiva ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. aydan itibaren kahvaltı başlanır. Haftada 2 kez yumurta sarısı verilebilir. Alerjik olabileceği için bir yaşından önce beyazı tavsiye edilmemektedir. Ek gıdalara alışan bebeklere, balık ve kıymalı yağsız sebze yemekleri de verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha detaylı bilgi için Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezlerimize başvurunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-12 Ay Arası Beslenme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek 2 yaşına gelene dek anne sütüne devam edilmelidir.&lt;br /&gt;9 aylık bebekler artık katı gıdaları çiğneyebilirler, evde herkes için pişen yemeklerden yiyebilirler.&lt;br /&gt;Bu yaş gurubundaki bebeklere uygun yemekler şunlardır: Yoğurtlu ve sütlü, mercimekli çorbalar, iyi pişmiş nohut ve mercimek yemekleri, patates, kabak, taze fasulye, pazı, ıspanak gibi sebze yemekleri, balık, köfte, et yemekleri, etli veya mercimekli dolmalar.&lt;br /&gt;Ekmek ve soyulmuş meyve parçaları bebeğin eline verilebilir. Bebeğe makarna ve pilav da verilebilir.&lt;br /&gt;Çay, gazoz, çikolata, şeker v.b yiyecekler bebeklere verilmemelidir.&lt;br /&gt;Bebek, kendi kendine yemek yemeye alıştırılmalıdır&lt;br /&gt;1 yaşına gelmiş bebeğin yemekleri iyotlu tuz (ailede herkesin yediği yemekler) ile pişirilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1184813981396449715-1115785974791168360?l=bebek-sagligi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/feeds/1115785974791168360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1184813981396449715&amp;postID=1115785974791168360' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1115785974791168360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1184813981396449715/posts/default/1115785974791168360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebek-sagligi.blogspot.com/2009/11/cocuk-beslenmesi.html' title='Çocuk Beslenmesi'/><author><name>Dk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1184813981396449715.post-81
